Eğitim

Sümer Mitolojisi – Samuel Noah Kramer Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Sümer Mitolojisi – Samuel Noah Kramer Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Sümer Mitolojisi kimin eseri? Sümer Mitolojisi kitabının yazarı kimdir? Sümer Mitolojisi konusu ve anafikri nedir? Sümer Mitolojisi kitabı ne konu alıyor? Sümer Mitolojisi PDF indirme linki var mı? Sümer Mitolojisi kitabının yazarı Samuel Noah Kramer kimdir? İşte Sümer Mitolojisi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Samuel Noah Kramer

Çevirmen: Hamide Koyukan

Orijinal Adı: Sumerian Mythology

Yayın Evi: Kabalcı Yayınevi

İSBN: 9789757942993

Sayfa Sayısı: 220


Sümer Mitolojisi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Samuel Noah Kramer, Tarih Sümer’de Başlar adlı kitabında Sümerlerin insanlığa armağan etmiş olduğu ilk 39 buluşun öyküsünü anlatmıştı. Kramer şimdi de Sümerlerin mitolojisini ele alarak tanrılar, tanrıçalar, yaratılış, ölüler diyarı ve tufan mitlerinin yazılı tarihteki ilk bütünlüklü örneğini gözler önüne seriyor. Böylece tektanrılı dinlerle çoktanrılı dinler arasındaki ortak paydaları gösteriyor: İnsanın yaratılışı; hanım-adam ayrımı; yer, gök ve ölüm tanrıları; insanlığın bir tufanla cezalandırılışı… Sümerler insanlığıın gizli saklı tarihinin kahramanlarıdır. Sümer Mitolojisi’nden öğrenilebileceğimiz oldukca şey var.


Sümer Mitolojisi Alıntıları – Sözleri

  • Bu Belgelerde ve yazman olarak tek bir bayan adı yoktur, bundan dolayı Sümer okulu yalnızca er­kek ögrencileri kapsar benzer biçimde görünmektedir.
  • Sümerlerin kozmogonik ya da evrenin yaratılışı gö­rüşlerini özetleyecek olursak, evrenin kökeninin açıklanması­nın gelişimi aşağıdaki benzer biçimde ifade edilebilir:
    1. Başlangıçta ilksel deniz vardı; kökeni yada doğuşu mevzu­sunda bir şey söylenmemektedir, Sümerler onu daima varmış benzer biçimde düşünmüş olabilirler.
    2. Ilksel deniz gök ile yerin birliğinden oluşan kozmik dağı vücuda getirdi.
    3. Tanrılar insan biçiminde kişileştirildiğinde, An (gök) eril, Ki (yer) dişildi. Onların birleşmelerinden hava-tanrısı En­lil hayata merhaba dedi.
    4. Hava-tanrısı Enlil yerden göğü ayırdı ve babası An göğü ele geçirirken, Enlil anası Ki’yi, yeri, ele geçirdi. Enlil ile an­nesi Ki’nin birleşmesi -tarihsel devirlerde Ninmah, “yüce kra­liçe”; Ninhursag, “(kozmik) dağın kraliçesi”; Nintu, “doğur­gan kraliçe” benzer biçimde çeşitli adlar verilen tanrıçayla özdeşleştirilmiş olabilir- evrenin düzenlenmesini, insanoğlunun yaratılışı ve uygarlı­ğın kuruluşunu başlattı.
  • Evrenin Sümerce ifadesi, sözcüğü sözcüğüne gök-yer anlamına gelen an-ki’dir. Bundan dolayı evren gök ve yere ilişik altbölümler halinde düzenlenmiş olmalıdır. Ay tanrısı Nanna, Sümerlerin yıldızlarla ilgili baştanrısı olan hava-tanrısı Enlil ve onun karısı hava-tanrıçası Ninlil’den dünyaya gelmiştir.
    Ay tanrısı Nanna ve eşi Ningal doğu dağında yükselip batı dağında batan güneş tanrısı Utu’nun ana babasıdırlar.
    İyi günlerin gelmesini elde eden hava tanrısı Enlil’dir. İnsan tarafınca kullanılan ziraat aletlerinin ilk örnekleri olan kazmaya ve bir ihtimal sabana da ilk şekil veren odur. Ziraatçi tanrı Enten’i sadık ve güvenilir rençberi olarak atamıştır. Diğer taraftan nebat tanrıçası Uttu’ya yaşam veren su-tanrısı Enki’dir. Sümer, Ur ve Meluhha’nın yazgılarını o belirler ve belirli işler için ikinci aşama ilahlar atar.
  • Nippur, İÖ üçüncü binyılda yaşayan Sümerler için ülkelerinin tinsel merkeziydi. Onun koruyucu tanrısı Enlil, Sümer panteonunun baştanrısıydı; tapınağı Ekur, Sümer’deki en mühim tapınaktı. Bundan dolayı, Eridu ve Ur benzer biçimde öteki mühim Sümer kentlerinde refah ve bolluğun sağlanması için Enlil’in kutsaması temel bir gereklilikti. Bu kentlerin koruyucu tanrılarının, kutsanmak için Nippur tanrısı ve tapınağına götürdükleri armağanlarla yüklenmiş olarak seyahat ettikleri düşünülmektedir.
  • Olağanüstü güçlü tüm fırtınalar, bir olup hücum etti, Tufan yeryüzünü kapladı,
    Yedi gün, yedi gece süresince,
    Tufan ülkeyi kasıp kavurdu,
    Koca vapur azametli sulara çarpıp dururken,
    Işığını yere göğe saçan Utu çıktı.
    Ziusudra koca geminin bir penceresini açtı,
    Kral Ziusudra,
    Utu’nun önünde bölgelere kapanmış oldu,
    Bir öküz kesti kral, bir koyun kesti.
    Kral Ziusudra,
    An ve Enlil’in önünde bölgelere kapanmış oldu;
    Ona tanrılarınki benzer biçimde bir yaşam verdiler,
    Tanrılannki benzer biçimde sonsuz soluğu onun için yere indirdiler.
    Böylece kral Ziusudra’yı,
    insanoğlunun ve …nin adının koruyucusunu,
    Geçiş dağında, Dilmun dağında, güneşin doğduğu yere
    Onlar (An ve Enlil) yerleştirdiler.
  • Ilkin linguistik güçlükleri ele alalım. Sümerce ne Sami ne de Hint – Avrupa kökenli bir dildir. Türkçe, Macarca ve Fince’nin örnek oluşturduğu bitişimli diller denilen dil ailesine aittir. Buna rağmen, bu dillerden hiçbirinin Sümerce ile yakın ilişkisi yoktur, bundan dolayı, hâlâ, ölü ya da yaşayan malum tüm dillerle ilişkisiz durmaktadır.
  • Sümer kozmogonik görüşleri şu şekilde özetlenebilir:
    1. Başlangıçta ilksel deniz vardı; Sümerlerin bu denizi öncesiz ve yaratılmamış olarak kabul etmiş olmaları mümkündür.
    2. İlksel deniz birleşik haldeki göğü ve yeri ortaya çıkardı.
    3. Gök ile yer, katı öğeler olarak düşünülmiştü. Bununla beraber, aralarında, ana nitliği genişlemek olan, onlardan çıkan hava öğesi vardı. Böylece gök ile yer genişleyen hava öğesi tarafınca ayrıldı.
    4. Gök ile yerden daha hafifçe ve yoğunluğu oldukca daha azca olan hava, sümerlerce kim bilir havayla aynı maddeden olduğu kabul edilen ayı meydana getirmekte başarıya ulaşmış oldu. Güneşin aydan doğduğu düşünülüyordu; şu demek oluyor ki, ayın havadan ortaya çıkıp gelişmesi benzer biçimde o da aydan ortaya çıkıp gelişmişti.
    5. Gök ile yer birbirinden ayrıldıktan sonrasında, yeryüzünde nebat, hayvan ve insan yaşamı olanaklı hale geldi; yaşam hava, toprak ve su bileşiminin bir sonucu olarak düşünülmüş benzer biçimde görünmektedir; kuşkusuz güneş de buna dahildi.
    Sümerlerin tanrıbilimsel dile aktarılan bu usçu kavramları şu şekilde tanımlanabilir:
    1. Başlangıçta ilksel denizle kişileştirilen tanrıça Nammu vardı.
    2. Tanrıça Nammu eril gök-tanrısı An ile yer-tanrıçası Ki’yi doğurdu.
    3. An ve Ki’nin birleşmesinden, gök-baba An’ı toprak-ana Ki’den ayıran hava tanrısı Enlil hayata merhaba dedi.
    4. Hava tanrısı Enlil kendini, Sümerlerce tavanı ve duvarlarını koyu lacivert taşı rengi gökyüzünün ve yerini yer yüzeyinin oluşturduğu kabul edilen evinde, zifiri karanlıkta bulur. Ve evinin karanlığını aydınlatması için ay-tanrısı Nanna’ya yaşam verir. Sonra da ay-tanrısı Nanna, babasından daha parlak olan güneş tanrısı Utu’ya yaşam verir.
    5. Bundan sonrasında hava tanrısı Enlil anası yer tanrıçası Ki ile birleşir. Bu birleşme ve Su tanrısı Enki’nin büyük yardımı sonucunda yeryüzünde bitkisel ve hayvansal yaşam yaratılır.
  • Bir nedenden dolayı insanı yeryüzünden silmek için tufan çıkmasına karar verilmiştir. Ama en azından bazı tanrılar bu karardan pişmanlık duymuş gibidirler. Buna rağmen, insanoğlunu kurtarmanın yolunu gören büyük bir olasılıkla su-tanrısı Enki’dir. Kitab-ı Mukaddes’teki Nuh’um Sümer karşılığı olan Enki, dindar, tanrı korkusu olan alçakgönüllü kral Ziusudra’ya tanrıların korkulu kararını bildirir ve oldukca büyük bir vapur yapmış olup kendisini kurtarmasını salık verir. Geminin yapılışını ayrıntılarıyla özetleyen uzun pasaj kayıptır; metnimiz tekrardan başladığında tufanın anlatılmasının ortasına gelinmiştir:
    Olağanüstü güçlü tüm fırtınalar, bir olup hücum etti,
    Tufan yeryüzünü kapladı,
    Yedi gün, yedi gece süresince,
    Tufan ülkeyi kasıp kavurdu,
    Koca vapur azametli sulara çarpıp dururken,
    Işığını yere göğe saçan Utu çıktı
    Ziusudra koca geminin bir penceresini açtı,
    Kral Ziusudra,
    Utu’nun önünde bölgelere kapanmış oldu,
    Bir öküz kesti kral, bir koyun kesti.
    Burada gene büyük bir parça kırık; metnimiz tekrardan okunması mümkün hale vardığında, Ziusudra’nın ölümsüzleştirilmesini betimler:
    Kral Ziusudra,
    An ve Enlil’in önünde bölgelere kapanmış oldu;
    Ona tanrılarınki benzer biçimde bir yaşam verdiler,
    Tanrılarınki benzer biçimde sonsuz soluğu onun için yere indirdiler.
    Böylece kral Ziusudra’yı,
    İnsanın ve…nin adının koruyucusunu,
    Geçiş dağında, Dilmun dağında, güneşin doğduğu yere
    Onlar yerleştirdiler.
    Şiirin kalanı okunamamaktadır.
  • 1. Başlangıçta ilksel deniz vardı; kökeni yada doğuşu mevzu­sunda bir şey söylenmemektedir, Sümerler onu daima varmış benzer biçimde düşünmüş olabilirler.
    2. İlksel deniz gök ile yerin birliğinden oluşan kozmik dağı vücuda getirdi.
    3. Tanrılar insan biçiminde kişileştirildiğinde, An (gök) eril, Ki (yer) dişildi. Onların birleşmelerinden hava tanrısı En­lil hayata merhaba dedi.
    4. Hava-tanrısı Enlil, yerden göğü ayırdı ve babası An göğü ele geçirirken, Enlil anası Ki’yi, yeri, ele geçirdi. Enlil ile an­nesi Ki’nin birleşmesi -tarihsel devirlerde Ninmah, “yüce kra­ liçe”; Ninhursag, “(kozmik) dağın kraliçesi”; Nintu, “doğur­ gan kraliçe” benzer biçimde çeşitli adlar verilen tanrıçayla özdeşleştirilmiş olabilir- evrenin düzenlenmesini, insanoğlunun yaratılışı ve uygarlı­ğın kuruluşunu başlattı.
  • Martu anasına gidip,
    Evde şu şekilde der:
    “Kentimdeki dostlarım kendilerine eş aldılar, Komşularım kendilerine eş aldılar,
    Kentimde arkadaşlarımın içinde evli olmayan Eşi olmayan, evladı olmayan ,
    (Tek) ben kaldım.”
    Konuşmanın devamı anlaşılamamıştır; şu şekilde biter: ’ “Ey anam, bana bir eş al,
    Sana armağanlar getiririm.”


Sümer Mitolojisi İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Üniversite birinci sınıfta tanıdığım Erdem İlker Mutlu hocam yardımıyla Sümerlilere ilgi duymaya başladım. Üniversite birinci sınıftan beri Sümerlilerle ilgili okumalar yapıyorum. Zaten sümeroloji denildiği vakit derhal Muazzez İlmiye Çığ akla gelir. Sümeroloji alanında bir öteki mühim isim Samuel Noah Kramer. Kitabı beğendim, Sümer mitlerinin ortadoğu dinleriyle ilişkisi bakımından oldukca mühim bir kitap. Sümeroloji, avrupa merkezci bakış açısından dolayı hak etmiş olduğu kıymeti görmüyor. Umarım bigün hak ettikleri kıymeti görür. (Mustafa Somtaş)

Belgesel durumunda bir kitap ve yazarı S.Noah Kramer, Sümeroloji mevzusunda uzman bir otorite ve araştırmacı olduğu şüphe götürmeyen bir gerçek.
Sümer mitolojosi ile ilgili bende merak uyandıran mevzular ise semavi dinlerde bahsi geçen tüm mevzuuların ve peygamberlerle ilgili hikayelerin M.Ö. 3000 yıl öncesinden yazılmış olması.
Her ne kadar semavi dinler bunlara eskilerin hikayesi dese de bahsi geçen hikayelerde vakalar aynı olsa da kişilerin değişik isimlerle karşımıza çıkması ve tarihsel farklılıklar.
Ve bu bana şu şekilde bir suali sormama niçin oluyor. Tarih hakkaten tekrarlardan mı ibaret?. Yoksa aynı vakalar bizlere adlar değiştirilerek tekrardan mı anlatılıyor? (rtgrlsln)

hamide koyukan tarafınca türkçeye çevrilmiş samuel noah kramer eseri. kesinlikle tavsiye edilmez. şu okuduğunuz sayfa bile sümer mitolojisi açısından daha doyurucudur. bu kardeşimiz kitap süresince kırık tabletler arası yolculuğunu ve iyi mi başardığını anlatır. fakat nedense tabletlerdeki sıfatlar,yüklemler bir halde kayıptır. ek olarak tekrarlardan ibaret. esasen 280 sayfada sümer mitolojisi konuşabileceğini iddia eden bir kitaba para vermektir işte benim bittiğim an. (Filozof mazikeen.)


Sümer Mitolojisi PDF indirme linki var mı?


Samuel Noah Kramer – Sümer Mitolojisi kitabı için internette en oldukca meydana getirilen aramalardan birisi de Sümer Mitolojisi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Samuel Noah Kramer Kimdir?

(d. 28 Eylül 1897 Kiev-Rusya, ö. 26 Kasım 1990) dünyanın önde gelen Asur bilimcilerinden ve dünya genelinde tanınmış Sümer ve Sümer dili uzmanı.

1919’da ailecek ABD’ye yerleşti; Temple Üniversitesi ve Pennsylvania Üniversitesi’nde eğitim görmüş oldu. Sümer dili ve edebiyatı üstüne uzmanlaştığı kariyerine, 1930-31’de Irak’a yapmış olduğu mühim yolculukla adım attı. Bu sırada Sümer tabletlerinin kazı ve çözme çalışmalarını yürüttü. 1950’de Pennsylvania Üniversitesi müzesinin tablet koleksiyonlarından görevli oldu.

Son olarak İsrail’deki Bar-Ilan Üniversitesi bünyesinde kurulan “Asuroloji ve Eski Yakın Doğu Enstitüsüne” Kramer’in adı verilmiştir.


Samuel Noah Kramer Kitapları – Eserleri

  • Tarih Sümer’de Başlar
  • Sümer Mitolojisi
  • Sümerler
  • Mezopotamya Mitolojisi
  • Sümerlerin Kurnaz Tanrısı Enki


Samuel Noah Kramer Alıntıları – Sözleri

  • Türkiye Cumhuriyeti’nin sevgili kurucusu ve kahramanı, açık yüzlü, hüzünlü bakışlı Atatürk’ün büyük bir fo­tografı asılı. Bazı açılardan çagımızın en mühim siyasetçilerinden biri
    olan bu dikkate deger insan için söylenecek ve yazılacak daha pek oldukca şey var. Ama gerçekleştirdikleriyle yeni bir çag başlatmış da olsalar benim işim çagdaş “kahramanlar”la degil. Ben Sümerologum ve oldukca uzak geçmişin, çoktan beridir unutulmuş “kahramanlan”dır benim işi m. (Tarih Sümer’de Başlar)
  • Mal mülk uçan serçelerdir, konacak yer bulamazlar. (Sümerler)
  • Bir nedenden dolayı insanı yeryüzünden silmek için tufan çıkmasına karar verilmiştir. Ama en azından bazı tanrılar bu karardan pişmanlık duymuş gibidirler. Buna rağmen, insanoğlunu kurtarmanın yolunu gören büyük bir olasılıkla su-tanrısı Enki’dir. Kitab-ı Mukaddes’teki Nuh’um Sümer karşılığı olan Enki, dindar, tanrı korkusu olan alçakgönüllü kral Ziusudra’ya tanrıların korkulu kararını bildirir ve oldukca büyük bir vapur yapmış olup kendisini kurtarmasını salık verir. Geminin yapılışını ayrıntılarıyla özetleyen uzun pasaj kayıptır; metnimiz tekrardan başladığında tufanın anlatılmasının ortasına gelinmiştir:
    Olağanüstü güçlü tüm fırtınalar, bir olup hücum etti,
    Tufan yeryüzünü kapladı,
    Yedi gün, yedi gece süresince,
    Tufan ülkeyi kasıp kavurdu,
    Koca vapur azametli sulara çarpıp dururken,
    Işığını yere göğe saçan Utu çıktı
    Ziusudra koca geminin bir penceresini açtı,
    Kral Ziusudra,
    Utu’nun önünde bölgelere kapanmış oldu,
    Bir öküz kesti kral, bir koyun kesti.
    Burada gene büyük bir parça kırık; metnimiz tekrardan okunması mümkün hale vardığında, Ziusudra’nın ölümsüzleştirilmesini betimler:
    Kral Ziusudra,
    An ve Enlil’in önünde bölgelere kapanmış oldu;
    Ona tanrılarınki benzer biçimde bir yaşam verdiler,
    Tanrılarınki benzer biçimde sonsuz soluğu onun için yere indirdiler.
    Böylece kral Ziusudra’yı,
    İnsanın ve…nin adının koruyucusunu,
    Geçiş dağında, Dilmun dağında, güneşin doğduğu yere
    Onlar yerleştirdiler.
    Şiirin kalanı okunamamaktadır. (Sümer Mitolojisi)
  • Bir karıya ya da çocuğa bakmayan, boynunda tasma kayışı taşımamıştır. (Sümerler)
  • Sümerler insan ve geleceğine ilişkin rahatlatıcı umutlar taşımıyorlardı. Kuşkusuz, itimat içinde olmayı özlüyorlar, bizim benzer biçimde korkudan, yoksulluktan ve savaştan kurtulmayı diliyorlardı. Ama bu hasret ve dileklerin gelecekte gerçekleşeceğine inanmıyor, tersine, insanların oldukca uzun vakit öncesinde kalmış bir geçmişte mutlu yaşadıklarını düşünüyorlardı. (Tarih Sümer’de Başlar)
  • Bir yalan söyle, sonrasında hakikatı söylesen bile yalan sayılır. (Sümerler)
  • Enki kudretli sözün Tanrı’sıdır, kurnaz ve yaratıcıdır. Tüm öteki Tanrılar kendilerini beladan kurtarmak için kurnaz Tanrı Enki’yi çağırırlar. Tükenmez bir nasihat deposudur Bilge Enki.
    Atra-hasis’te, Tanrılar, yüce Tanrıların oturma bölgeleri olan kentleri kurmakta harcamak zorunda kaldıkları emekten yakınırlar. Enki bir çözüm önerir: “Ana Tanrıça, Tanrıların işlerini yapmak için yeni bir varlık yaratsın.”
    Yeni mahluk insandır. İnsan bir kez biçimlenince çoğalmaya adım atar ve gürültüleri Tanrılar için yeni bir mesele yaratır. Öfkeli Tanrı Enlil, insanoğlunu ilkin veba sonrasında da kıtlıkla yok etme girişiminde bulunur. Enki her seferinde Enlil’in planlarını bozar. Üçüncü girişim tufan göndermek olacaktır ve insanlığı dünya tufanından kurtarmak için Enki’nin hususi bir hilebazlık geliştirmesi gerekecektir.
    Enki kurnazlığı ile kurtarmanın bir yolunu bulur fakat Enlil’in gazabını üstüne çekmiştir. Enki insanoğluyla direkt kontakt kurmamaya bağlıdır fakat dolaylı yoldan bunu yapar. Atrahasis’e bir “kamış duvar” aracılığı ile seslenir, bilge yerine duvarla konuşur:
    Kamış Duvara Nasihat
    Enki ağzını açtı
    Ve kölesine konuştu:
    “Ben ne arıyorum?” dersin.
    Sana mesajım var:
    Dikkatini verdiğinden güvenli ol!
    Duvar, dinle beni!
    Kamış duvar, her sözüme kulak ver.
    “Bir evi yık – bir vapur inşa et.
    Mal mülk mü? Onlardan nefret et.
    Hayatı kurtar.
    Yaptığın gemi-
    (eni) eşit olsun (boyuna).”
    “Onun üstünü apsu benzer biçimde kapla-
    Böylece güneş içini göremeyecek-
    Üstünü ve altını kapla.
    Halat takımlarını sağlam yap.
    Zifti – güçlendirmek için sertleştir onu.
    Senin üzerine yağmur,
    Sürüyle kuş, bir sepet balık yağdıracağım!”
    Enki’nin öğüdünü seyretmek bir güçtür, şu sebeple başta yalnızca bir vapur inşa edilmesi değil, bir yaşam biçimi emrediliyormuş benzer biçimde görülür. Suyun altından ve üstünden gelen tüm iyi şeyler Enki’den çıkar. Yalnızca Enki’nin göndereceği yağmur ve bolca kuş ve balık bağlamı harap edilen tufana ilişkin bilgiler verir.
    İronik dizeler zekicedir, şu sebeple bunlar şehir sakinlerini olacak korkulu olaylardan haber olmaksızın vapur inşa etmeye ikna eder. Enki’nin öğüdü Yalnızca yalanı örter:
    Buğday Sağanağı
    Enki ağzını açtı, şu şekilde diyerek,
    Bana, hizmetkârına, şu şekilde diyerek,
    “Sen, sen onlara şunu söyle:
    Enlil nefret eder benden – benden!
    Sizin kentinizde yaşayamam ben
    ne de Enlil’in olan toprağa çevirebilirim yüzümü.
    Ben apsu’ya ineceğim, efendim Enki ile yaşamak için.
    O sizin üstünüze şans yağmuru yağdıracak-
    Sürüyle kuş, en nadir görülen balıklar,
    Zengin hasat verecektir size.
    Şafakta, ekmek;
    gece – buğday sağanağı – boşaltacak üstünüze.”
    İnsanlığın varoluşuna dair bir temelle -tanrıları çalışmaktan kurtarmak için- süregelen öykü, yaratığı veba, kıtlık ve tufanla yok etme girişimlerine odaklanır ve nüfusu düşük tutmak için bir düzenle sonlanır. Kurnaz Enki tarafınca tasarlanmış bir plandır bu. Buradan anlayacağımız şu ki; Enlil insanoğluna felaketler verirken, Enki onlarca defa kurnaz ve bilge planlarıyla, hileleriyle insanlığı Enlil’in gazaplarından ve felaketlerinden kurtarmıştır. (Sümerlerin Kurnaz Tanrısı Enki)
  • Zenginliğe rastlamak zor olsa gerek, fakat yoksulluk hep bizimledir. (Sümerler)
  • Yunanlılar ve Romalılar, hayvan fablları yazınsal türünün doğuşunu, İÖ altıncı bin yılda Minik Asya’da yaşamış olan Ezop’a bağlarlardı. Buna rağmen, Ezop’a yüklenen fabllardan en azından bir kısmının ondan oldukca ilkin de var olduğu günümüzde bilinmektedir. Her durumda, “Ezopik” türdeki fabllar Ezop doğmadan bin yılı aşkın vakit ilkin Sümer’de bulunuyordu. (Tarih Sümer’de Başlar)
  • yaptığımız karşılaştırmalı çözümlemelerden çıkan en garip
    netice, Sümer şiirinin Kitabı Mukaddes’te yer edinen aden öyküsündeki en şaşırtıcı motiflerden birine getirmiş olduğu açıklamadır; bu meşhur pasaj­da “tüm yaşayanların anası” Havva’nın, Adem’ın kaburga kemiğinden yaratıldığı anlatılır – fakat niçin kaburga kemiği? Kitabı Mukaddes’e nazaran adı aşağı yukarı “yaşatan dişi” anlamına gelen Havva adlı
    kadının yaratılmasında, İbrani öykü anlatıcıları niçin bedenin başka
    bir organını değil de kaburga kemiğini daha uygun bulmuştur? Eğer
    Kitabı Mukaddes’teki aden öyküsünün temelinde Dilmun şiirinin
    gösterdiği türden bir Sümer yazınsal tesiri bulunmuş olduğu varsayımı kabul edilirse, bunun sebebi iyice açıklığa kavuşur; şu sebeple elimizdeki
    Sümer şiirinde, Enki’nin hasta organlarından biri kaburga kemiğidir.
    Kaburga kemiğine Sümercede ti denir. Bu nedenle Enki’nin kaburga
    kemiğini iyileştirmek için yaratılan tanrıçaya Sümerce Nin-ti, “kaburga kemiği hanımı” adı verilmiştir. Fakat Sümercedeki ti sözcüğü aynı
    zamanda “yaşatmak” anlamını da taşır. Böylece Nin-ti “yaşatan hanım” olmasıyla birlikte “kaburga kemiğinin hanımı” anlamına da gelebilir. Sümer yazınında da bir tür sözcük oyunuyla “kaburga kemiğinin
    hanımı” ile “yaşatan hanım” özdeş hale gelmiştir. Gerçi İbranicede
    “kaburga” ve “yaşatan” sözcükleri içinde hiçbir ortaklık bulunmadığı için sözcük oyunu geçerliliğini normal olarak yitirmektedir, fakat gene de
    Kitabı Mukaddes’teki aden öyküsüne taşınıp ölümsüzleştirilmiş en
    eski sözcük oyunu bu olmuştur. (Sümerler)
  • Tufan sonrası tekrardan başlayış döneminde, fakat herhalde daha ilkin de, daha yaratılışlarından itibaren insanların yaşamı hem daha uzun hem de daha sağlamdı, normalde ömürleri iki yüzyıllıktı. Ama yaşamları yalnız hayvan yetiştirenlerin yaşamına ve kaynaklarına bağlı olduğu, dolayısıyla yeterince çoğalamadıkları için sayıları yavaş yavaş kaygı verici derecede azaldı. (Mezopotamya Mitolojisi)
  • Enki, soylemesi üzücü fakat, aşağılık kompleksinden muzdaripti. (Sümerlerin Kurnaz Tanrısı Enki)
  • Toprağın dezavantajlarına karşın, Sümer’i gerçek bir Cennet Bahçesi’ne dönüştürdüler ve muhtemelen insanlık tarihindeki ilk en gelişmiş uygarlığı oluşturdular. (Sümerler)
  • Sümer kozmogonik görüşleri şu şekilde özetlenebilir:
    1. Başlangıçta ilksel deniz vardı; Sümerlerin bu denizi öncesiz ve yaratılmamış olarak kabul etmiş olmaları mümkündür.
    2. İlksel deniz birleşik haldeki göğü ve yeri ortaya çıkardı.
    3. Gök ile yer, katı öğeler olarak düşünülmiştü. Bununla beraber, aralarında, ana nitliği genişlemek olan, onlardan çıkan hava öğesi vardı. Böylece gök ile yer genişleyen hava öğesi tarafınca ayrıldı.
    4. Gök ile yerden daha hafifçe ve yoğunluğu oldukca daha azca olan hava, sümerlerce kim bilir havayla aynı maddeden olduğu kabul edilen ayı meydana getirmekte başarıya ulaşmış oldu. Güneşin aydan doğduğu düşünülüyordu; şu demek oluyor ki, ayın havadan ortaya çıkıp gelişmesi benzer biçimde o da aydan ortaya çıkıp gelişmişti.
    5. Gök ile yer birbirinden ayrıldıktan sonrasında, yeryüzünde nebat, hayvan ve insan yaşamı olanaklı hale geldi; yaşam hava, toprak ve su bileşiminin bir sonucu olarak düşünülmüş benzer biçimde görünmektedir; kuşkusuz güneş de buna dahildi.
    Sümerlerin tanrıbilimsel dile aktarılan bu usçu kavramları şu şekilde tanımlanabilir:
    1. Başlangıçta ilksel denizle kişileştirilen tanrıça Nammu vardı.
    2. Tanrıça Nammu eril gök-tanrısı An ile yer-tanrıçası Ki’yi doğurdu.
    3. An ve Ki’nin birleşmesinden, gök-baba An’ı toprak-ana Ki’den ayıran hava tanrısı Enlil hayata merhaba dedi.
    4. Hava tanrısı Enlil kendini, Sümerlerce tavanı ve duvarlarını koyu lacivert taşı rengi gökyüzünün ve yerini yer yüzeyinin oluşturduğu kabul edilen evinde, zifiri karanlıkta bulur. Ve evinin karanlığını aydınlatması için ay-tanrısı Nanna’ya yaşam verir. Sonra da ay-tanrısı Nanna, babasından daha parlak olan güneş tanrısı Utu’ya yaşam verir.
    5. Bundan sonrasında hava tanrısı Enlil anası yer tanrıçası Ki ile birleşir. Bu birleşme ve Su tanrısı Enki’nin büyük yardımı sonucunda yeryüzünde bitkisel ve hayvansal yaşam yaratılır. (Sümer Mitolojisi)
  • Martu anasına gidip,
    Evde şu şekilde der:
    “Kentimdeki dostlarım kendilerine eş aldılar, Komşularım kendilerine eş aldılar,
    Kentimde arkadaşlarımın içinde evli olmayan Eşi olmayan, evladı olmayan ,
    (Tek) ben kaldım.”
    Konuşmanın devamı anlaşılamamıştır; şu şekilde biter: ’ “Ey anam, bana bir eş al,
    Sana armağanlar getiririm.” (Sümer Mitolojisi)
  • Olağanüstü güçlü tüm fırtınalar, bir olup hücum etti, Tufan yeryüzünü kapladı,
    Yedi gün, yedi gece süresince,
    Tufan ülkeyi kasıp kavurdu,
    Koca vapur azametli sulara çarpıp dururken,
    Işığını yere göğe saçan Utu çıktı.
    Ziusudra koca geminin bir penceresini açtı,
    Kral Ziusudra,
    Utu’nun önünde bölgelere kapanmış oldu,
    Bir öküz kesti kral, bir koyun kesti.
    Kral Ziusudra,
    An ve Enlil’in önünde bölgelere kapanmış oldu;
    Ona tanrılarınki benzer biçimde bir yaşam verdiler,
    Tanrılannki benzer biçimde sonsuz soluğu onun için yere indirdiler.
    Böylece kral Ziusudra’yı,
    insanoğlunun ve …nin adının koruyucusunu,
    Geçiş dağında, Dilmun dağında, güneşin doğduğu yere
    Onlar (An ve Enlil) yerleştirdiler. (Sümer Mitolojisi)
  • Sümerler, Mısırlılardan değişik olarak, melankolik ve güvensiz bir yaşam görüşünü benimsemeye yatkındılar. (Tarih Sümer’de Başlar)
  • Seni suya koysalar suyu kirletirsin, bahçeye koysalar meyveler çürümeye adım atar..! (Tarih Sümer’de Başlar)
  • Büyük tanrılara şu şekilde seslendi ” İnsanların gürültüsü oldukca arttı. Tüm bu patırtı uyutmuyor beni! Emredin de salgın hastalık gelsin.” (Mezopotamya Mitolojisi)
  • Sümerlerin gide­rek Sami kökenli Akadlarca fethedilmesinin bir sonucu olarak, Sü­ merli profesörler malum en eski “sözlükler”i yapmaya girişmiş­ lerdi. Sami fatihler yalnızca Sümer yazısını ödünç almakla kalmadı­ lar, Sümerce konuşma dili olmaktan çıktıktan oldukca sonrasında da üstünde çalışıp öykünmek ettikleri Sümer yazınsal eserleri hazinesine kondular. Bu­ nun için de, Sümerce sözcük ve deyimierin Akadcaya çevrildigi “söz­ lükler”e pedagojik bir gereksinim dogdu. (Tarih Sümer’de Başlar)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri