Dersim’in Kayıp Kızları – Kazım Gündoğan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Dersim’in Kayıp Kızları kimin eseri? Dersim’in Kayıp Kızları kitabının yazarı kimdir? Dersim’in Kayıp Kızları konusu ve anafikri nedir? Dersim’in Kayıp Kızları kitabı ne konu alıyor? Dersim’in Kayıp Kızları PDF indirme linki var mı? Dersim’in Kayıp Kızları kitabının yazarı Kazım Gündoğan kimdir? İşte Dersim’in Kayıp Kızları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Nezahat Gündoğan

Yazar: Kazım Gündoğan

Yayın Evi: İletişim Yayıncılık

İSBN: 9789750511042

Sayfa Sayısı: 608


Dersim’in Kayıp Kızları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Nezahat ve Kazım Gündoğan, senelerce uğraşarak, sebatla, Dersim’in bu yitik kızlarının izini sürdüler. Kendileriyle, yakınlarıyla konuştular. Bu kitapta, yüzü aşkın ‘vaka’ yer ediniyor: Ailesinden, kökünden koparılmış insanların çile dolu hikâyelerinden parçalar… Annelerin evlatlarından, hatta kimi zaman kendilerinden sakladıkları sırların hikâyeleri…


Dersim’in Kayıp Kızları Alıntıları – Sözleri

  • “Hafif acılar konuşabilir fakat derin acılar dilsizdir.” Seneca
  • Kanamakta olan tarihsel ve toplumsal yaralar tedavi edilmeden sıhhatli bir toplumda yaşamak ve geleceği inşa etmek olanaklı değildir.
  • “Hafif acılar konuşabilir fakat derin acılar dilsizdir.” Seneca
  • Hafif acılar konuşabilir fakat derin acılar dilsizdir
    SENECA
  • “masum insanları öldürmenin utancını kapatacak büyüklükte bir bayrak yoktur …”
  • Tüm Dersimlilerden de özür arzuluyorum. Tüm Dersimliler derken düzeltiyim, tüm mazlum Dersimlilerden özür arzuluyorum. Başka ne diyeyim şu demek oluyor ki. Sonuç olarak Dersimliler derken bile bir fark yapmış olmanın üzüntüsü içindeyim.
  • O acılar… her geçen gün soruyorum, benim suçum ne, niye çektim o acıları? Annemin suçu ne? Bazen bunlar aklıma geldikçe… şimdi gidip derdini kime anlatacaksın, yaşayan benim. Bunu içinden çıkarmanın imkanı var mı? Kimseye anlatamıyorum, unutayım diyorum, iyi ki alkolik olmadım… Çocuklarım var, torunlarım var onları düşünüyorum. Biraz daha yaşayayım diyorum, kendimi teselli ediyorum, yoksa dayanma gücüm bitmiş… şimdi sizden utanmasam ağlayacağım… hiç kimseye bir şey bir şey demiyorum. O denli darbelerden sonrasında bellek kalır mı? Adam silahını dayamış her yanımızı delik deşik etmiş, başka daha bela var ise tanrı onu da versin kurtulayım. Ailede o darbeyi yiyenlerden bir ben kaldım. Hepsi öldü… dayanmak için savaşım ediyorum…
  • Ben bir şeyi merak ediyorum biliyor musun? İnsanlara bu kadar aci veren bir zihniyet, kendileri bu şekilde bir acının içine düşse acaba ne düşünürlerdi? Başkalarının çocuklarını çalıp kendilerine evlatlık etmek, hizmetkar etmek….. Acaba kendileri bu duruma düşselerdi ve düşerlerse ne düşünürlerdi bu durumu oldukca merak ediyorum.
  • “Okumayı oldukca istiyordum. Yalvardım ‘Abi ne olur beni de okula gönder,’ dedim. Göndermedi. ‘Seni Kuran okuluna gönderecem,’ dedi.”
  • “Asker vurdu o saçımı makineye. İyice beni ‘keloğlan’ yapmış oldu. Oradan saçımı alınca bir de sıfıra vurdu, hiçbir şey kalmadı.


Dersim’in Kayıp Kızları İncelemesi – Kişisel Yorumlar

!!! EDEBİ BİR ROMAN DEĞİL !!!
 
“TOPRAKTIM DAYANDIM, TAŞ OLSAYDIM ÇATLARDIM(s/54)
 
1925 Doğu Islahat Planı’yla siyasal ve toplumsal hedefleri belirlenerek bizzat Başbakan İnönü’nün ağzından şöyleki formüle edilmişti, “Vatan toprağı üstünde yaşayan herkesi Türk ve Türkçü yapacağız. Türk ve Türkçülüğü kabul etmeyenleri sistemli şekilde kesip atacağız ” (İsmet İnönü, Vakit gazetesi, 27 Nisan 1925)
1926 senesinde başlatılan 1938 de ise resmen uygulanan sözde “isyan” dedikleri Dersim katliamı. Belgeler açık, tanımlar net, yaşatılan ise asla hayal ürünü değil. Ermenilere, Rumlara Sûryanilere, Kürtlere ve öteki etnik kimliklere,  “Türk olacaksınız ya da kesip atacağız,” diyen bir devlet anlayışının olduğu yerde kırım yapmak için kimsenin isyan etmesine gerek yoktu. Ve devletin dinini Sunni-İslam olarak belirleyen zihniyetin aynı dinden olmayanlara yaptıklarını kestirmek zor olmasa gerek. Sosyolog-yazar Mûfid Yüksel’in çevirilmiş olduğu Dersim belgelerine bakılırsa, Dersim’de hareket emri 1926 yılından itibaren başladı. 
  Dersimlilerin bazı bölgelerde “tertelê çêneku” /kızların kıyımı söylediği ve kızların askerler tarafınca köylerden zorla toplanarak Elazığ Kız Enstitüsü’ne götürülmeleri 1950’li yıllara kadar devam eder. Okulun müdiresi Sıdıka Avar’ın “Dağ Çiçeklerim” söylediği kızlara ve okula ilişkin anıları, aynı isminde kitapta yayınlanmıştır.
Peki kız ve adam çocuklarına ne mi oldu dersiniz? O katliamdan ormana, mağaraya kaçarken hanımefendiler çocuklarına kıyılmasın diye kendi elleriyle öldürdükleri! hariç. Bunun tarifi yok o anın dehşetin mecburiyetin korkunun… Tecavüz edilmesin diye, gözleri önünde işkence edilmesin, öldürülmesin diye düşündükleri ve uyguladıkları çözümün!
Ailerinden zorla alınıp evlatlık verildi. Ve plan dahilinde. Belirli kesime verildi. Kesimin büyük çoğunluğu askeriyeden. Mesela, devrin başbakanı Celal Bayar,  sonraki yılların Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay şeklinde kişilerin evlerindeki Dersim kızlarının ve Kenan Evren şeklinde kişilerin eşlerinin, yakınlarının anlattıkları bilinmesi gerekenler kitapta mevcut.
Birleşmiş Milletler soykırım kriterleri;
a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
Dersim’de açıklanan resmi belgelere 13860 kişinin öldürülmüş olduğu kabul edilmektedir gerçek rakamın bunun iki üç katı olabileceği şahit anlatımlarına dayanarak söylenebilir.
b)Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel yada zihinsel zarar verilmesi
c)Grubun bütünüyle yada kısmen fizyolojik varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değişiklik yapmak;
Dersim’de evlerin yıkılıp yakılması ile yaşam alanlarının yok edilmesi ekinlerin yakılarak üretim alanlarının tahrip edilmesi hayvanlara ganimet olarak el konulması ve 14.610 kişinin mecburi iskan adı altında Türk ve Sünni köyleri serpiştirilerek sürgüne gönderilmesi politikası devletin belgeleri ve tanıkların anlatımı ile açığa çıkmıştır.
d)Grubun içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
Dersim’de aileleri parçalamak amacıyla eşleri ayırarak değişik bölgelere sürgüne gönderilmesi hem yeni açığa çıkan belgeler hem de pek oldukca tanığın anlatımlarıyla orta yerdedir…
e)Gruba mensup evlatları zorla başka bir gruba nakletmek;
Dersim’de bilhassa kız evlatlarının bir siyaset dahilinde ailelerinden alınarak bir kısmının yatılı okulları götürülmesi ve öteki bir kısmının da rütbeli askerlere ve bürokratlara verilmesi İki tutam saç Dersim’in yitik kızları belgesel filmi ve elinizdeki bu kitapta okuyacağınız onlarca öykü ile açığa çıkmış ve belgelenmiştir Dersim katliamıyla Birleşmiş milletler’in insanlığa karşı işlenmiş suçlar kriterleri iyi mi da örtüşüyor…
“Bunlar (askerler) tüfek çeviriyorlar bana, “Ağlama! Seni vuracağız.” İstiyorum, beni vursunlar şu demek oluyor ki hayata devam etmenin bir anlamı yok. İşkence yapıyorlar, aç bırakıyorlar fakat öldürmüyorlar. S/60 
Kürtçe konuşursan seni öldürürüm, seni okula değil Kur’an kursuna göndereceğim, hizmet etmek için buradasınız şeklinde daha oldukca baskılayıcı fiil görebilirsiniz okudukça. Asimile edilmişiniz, soyunuz kayıtlardan silinmiş, aileniz göz önünde öldürülmüş ya da sürgüne gönderilmiş, kardeşlerinizden bir haber, asla bilmediğiniz insanlara verilip onların yanında dilinizi dininizi değiştirilmek zorunda kalmışsınız. O dönemin ufak kız/adam evlatları şimdinin yaşlı teyze ve amcaları. Senelerce cenk vermişler kimi netice almış kimi hala aslını bulamamış, kimi hala arıyor. O evlatların yaşı 2 yaş ile 10 yaş arasındaydı üstelik. 
Özetlemek gerekirse özetleyemem, uzunca anlatacak iradeye haiz değilim.
“Masum insanları öldürmenin utancını kapatacak büyüklükte bir bayrak yoktur…” Howard Zınn. (Mühübe)

Dersim’de yaşanmış olan acılar, sürgünler, ölümler…
Nezahat Gündoğan ve Kazım Gündoğan’ın dönemle ilgili araştırma ve incelemelerinden oluşan bir kitap.
Daha oldukca süreci yaşayanların senelerce sustuktan, anlatamadıktan sonrasında anımsayabildiklerinden oluşan bir söyleşi, anılar derlemesi.
Henüz kitabın başlangıcında “isyan yoktu, yaşananlar bir katliamdı” söylemi yazarların tarafsızlığına gölge düşürüyor. Resmî zamanı doğal ki bir tarafa bırakalım fakat Koçgiri, Şeyh Said, Koç Uşağı, Seyit Rıza ayaklanmalarını, Osmanlı’nın senelerce bölgeye giremediğini, bölgenin feodal yapısını, aşiretlerin hakimiyetini ve bölgede özerk bir yapı oluşturma isteklerini de gözardı etmeyelim.
Sonuçta Osmanlı bitmiş, yeni bir devlet kurulmuş. Kurulan yeni devlet normal olarak egemen olmak isteyecek, kendisine karşı başkaldırıları cezalandırılacak. Ķeşke bu çatışmada sivil halka zarar verilmeyebilseydi. Ölümler, sürgünler, asimilasyonlar yaşanmasaydı. İsyan eden silahlı aşiretler yok edilip sivil halka güvenli bir ortam sağlansa ve köylerinde, kentlerinde yaşayabilselerdi. Ama olmamış, başaramamışlar.
Son olarak yaşananlar belgelere dayandırılmış deniyor ya. Ben birkaç belge haricinde doyurucu bir şey göremedim. Yazılanların daha oldukca belgelendirilmesini ve bir kaynakçayla bitirilmesini arzu ederdim. Sonuçta yaşananları birinci ağızdan okumak acı veriyor fakat tarih yazacaksanız belgelere dayandırmalısınız. Yoksa yazdıklarınız söylenti olur, rivayet olur. Üzgünüm. (İlhan Engin)

Kayıp hanımefendiler ve acıları: Bazen bir tek susarsın.! Acılara bırakır gidersin kendini o yaşanmışlıklarda sende kendi payına düşeni alırsın. Hayat neydi bu yaşam dediğimiz Kaos neyin nesiydi.? Okudukça her sayfaya göz yaşı döktüğüm tarihin içinden kaybolmuş hayatlara. Dünü bilmiyorsak bugünden kalmakta boş bir yalan gibidir. (Tamara)


Dersim’in Kayıp Kızları PDF indirme linki var mı?


Kazım Gündoğan – Dersim’in Kayıp Kızları kitabı için internette en oldukca meydana getirilen aramalardan birisi de Dersim’in Kayıp Kızları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Kazım Gündoğan Kimdir?

1963 senesinde (Tunceli), Ovacıkta dünyaya geldi. 1980 askeri darbesiyle beraber Dersim’den ayrılarak İstanbul’a yerleşti. Politik düşünceleri sebebiyle toplam on yıl değişik hapishanelerde tutuldu. 2002 senesinde özgür bırakıldı. Çeşitli gazete ve dergilerde değişik isimlerle yazı ve araştırma yazıları yazdı. Munzur Akmazsa, İki Tutam Saç – Dersim’in Kayıp Kızları belgesel filmlerinin araştırmacılığını ve yapımcılığını üstlendi. Araştırmacı ve yapımcı olarak halen tarihsel ve toplumsal mevzulara dair emek harcamalar yapmakta. Evli ve bir çocuk babasıdır.


Kazım Gündoğan Kitapları – Eserleri

  • Dersim’in Kayıp Kızları
  • Keşiş’in Torunları


Kazım Gündoğan Alıntıları – Sözleri

  • Hafif acılar konuşabilir fakat derin acılar dilsizdir
    SENECA (Dersim’in Kayıp Kızları)
  • “Asker vurdu o saçımı makineye. İyice beni ‘keloğlan’ yapmış oldu. Oradan saçımı alınca bir de sıfıra vurdu, hiçbir şey kalmadı. (Dersim’in Kayıp Kızları)
  • Tüm Dersimlilerden de özür arzuluyorum. Tüm Dersimliler derken düzeltiyim, tüm mazlum Dersimlilerden özür arzuluyorum. Başka ne diyeyim şu demek oluyor ki. Sonuç olarak Dersimliler derken bile bir fark yapmış olmanın üzüntüsü içindeyim. (Dersim’in Kayıp Kızları)
  • O acılar… her geçen gün soruyorum, benim suçum ne, niye çektim o acıları? Annemin suçu ne? Bazen bunlar aklıma geldikçe… şimdi gidip derdini kime anlatacaksın, yaşayan benim. Bunu içinden çıkarmanın imkanı var mı? Kimseye anlatamıyorum, unutayım diyorum, iyi ki alkolik olmadım… Çocuklarım var, torunlarım var onları düşünüyorum. Biraz daha yaşayayım diyorum, kendimi teselli ediyorum, yoksa dayanma gücüm bitmiş… şimdi sizden utanmasam ağlayacağım… hiç kimseye bir şey bir şey demiyorum. O denli darbelerden sonrasında bellek kalır mı? Adam silahını dayamış her yanımızı delik deşik etmiş, başka daha bela var ise tanrı onu da versin kurtulayım. Ailede o darbeyi yiyenlerden bir ben kaldım. Hepsi öldü… dayanmak için savaşım ediyorum… (Dersim’in Kayıp Kızları)
  • “masum insanları öldürmenin utancını kapatacak büyüklükte bir bayrak yoktur …” (Dersim’in Kayıp Kızları)
  • Kanamakta olan tarihsel ve toplumsal yaralar tedavi edilmeden sıhhatli bir toplumda yaşamak ve geleceği inşa etmek olanaklı değildir. (Dersim’in Kayıp Kızları)
  • “Hafif acılar konuşabilir fakat derin acılar dilsizdir.” Seneca (Dersim’in Kayıp Kızları)
  • Ben bir şeyi merak ediyorum biliyor musun? İnsanlara bu kadar aci veren bir zihniyet, kendileri bu şekilde bir acının içine düşse acaba ne düşünürlerdi? Başkalarının çocuklarını çalıp kendilerine evlatlık etmek, hizmetkar etmek….. Acaba kendileri bu duruma düşselerdi ve düşerlerse ne düşünürlerdi bu durumu oldukca merak ediyorum. (Dersim’in Kayıp Kızları)
  • “Okumayı oldukca istiyordum. Yalvardım ‘Abi ne olur beni de okula gönder,’ dedim. Göndermedi. ‘Seni Kuran okuluna gönderecem,’ dedi.” (Dersim’in Kayıp Kızları)
  • “Hafif acılar konuşabilir fakat derin acılar dilsizdir.” Seneca (Dersim’in Kayıp Kızları)