Eğitim

Annem – Georges Bataille Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Annem – Georges Bataille Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Annem kimin eseri? Annem kitabının yazarı kimdir? Annem konusu ve anafikri nedir? Annem kitabı ne konu alıyor? Annem PDF indirme linki var mı? Annem kitabının yazarı Georges Bataille kimdir? İşte Annem kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Georges Bataille

Çevirmen: Yaşar Avunç

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9789755394282

Sayfa Sayısı: 310


Annem Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Kötülüğün metafizikçisi” olarak malum romancı, denemeci, felsefeci Georges Bataille´ın her biri bir başyapıt olan iki romanı ile üç öyküsünü bir arada sunuyoruz. Bataille´ın erotizmi yücelttiği; sertlik, iktidar ve ölümü dehşet verici bir bütünlük içinde sunmuş olduğu; cinsellikle ruhaniliği harmanladığı beş büyük yapıt: Madam Edwarda, Göğün Mavisi, Annem, Ölü Adam ve Gözün Öyküsü. M. Foucault , P. Sollers ve J. Derrida´yı derinden etkilyen yapıtları Foucault tarafınca “yüzyılın en mühim yapıtları içinde” sayılan Bataille, bu roman ve öykülerinde fikir alemini aşıp kendinden geçme arzusuyla, fanilikle sınırı olan olmayan yüce bir yaşamı gözler önüne serme hedefinin peşine düşüyor. Bataille´ı cinsellik, ölüm ve müstehcenliğin gizilgücü ilgilendiriyor. O, geleneksel edebiyatı reddetmiş; entelektüel, sanat içerikli ve dinsel etkinliğin nihai hedefinin, mantıklı kişinin sertlik dolu, aşkın bir paylaşım eyleminde yok edilmesi olduğuna kanaat getirmiştir. Karakterlerinin libertaryen yaşam tarzları, cinselliklerini açıkça yaşamaları, yoğun deneyimler vasıtasıyla aşkınlık arayışından başka bir şey değildir. Pornografi onun gözünde, kendi sürrealist dneyleri için bir araçtır. Burjuva ahlâkına karşı erotizmi, mantıklıya karşı mantıksızı, kapitalizmin sınırlamalarına karşı aşırılığı, konformizme karşı itaatsizliği korumak için çaba sarfeden Bataille´ın yapıtları okuru cesaret isteyen bir okuma serüvenine çağrı ediyor. 20. Yüzyılın bu yüzyıla akmış olduğu en mühim adlardan Bataille´ın cinselliğe getirmiş olduğu büyük açılımın boyutları hemen hemen aşılabilmiş değil; hatta, kimi düşünürlere bakılırsa yeterince anlaşılmış da değil. Aslına bakılırsa Bataille, bu yapıtlarında cinselliği değil, erotizmi ele alıyor. Kuramsal sayılacak çalışmalarında iki kavram arasındaki farkı belirtmişti: Erotizm, zihinsel bir şeydi ve bu yanıyla cinsellikten ayrılıyordu. Ama Bataille´ın üstünde durduğu temel sorunsal arzuydu. Daima iğrenç olanla Hegelci diyalektik içinde bir arada duran arzu. Kaldı ki, Bataille´de her kavram karşıtıyla birlikteydi: Yaşam ölümle, özgürlük yasakla, uygarlık ilkellikle iç içeydi ve erotizm tüm bunların kesişim noktasıydı. Bugün tüm bu olgular, gövde politikaları ve o da iktidar bağlamında tartışılıyorsa hepsinin altında Bataille´ın yapıtlarının bulunduğunu söylemek ne yanlış ne de fazla… – Hasan Bülent Kahraman-


Annem Alıntıları – Sözleri

  • Bana okuduğum kitapların en güzeli hangisidir diye sorsanız;;
    söyliyeyim,
    Annem’dir.

  • Korkuyorum da
  • Varoluş korkum sonunda mutlak egemen oldu. Ölmüş egemenliğim sokakta. Anlaşılamaz – Çevresinde bir gömüt sessizliği – Korkunç bir şeyin beklentisi içinde büzülüp saklanmış — Ama gene de hüznü hiçbir şeye aldırmıyor.
  • ….
    Tümüyle sana ilişik olacağım..
  • Elimde olsaydı ölmek arzu ederdim
  • Hani melekler ağlamazdı.
    Anneler niçin ağlıyor o vakit?
  • ….
    Sen, budala ve çıplak bulunduğunu bilmiyor musun?
  • Kıyamet kopsun, saçının teli kopmasın

  • Bu yalnızlık
    Tanrı’dır
  • “Kıyamet kopsun, saçının teli kopmasın.”


Annem İncelemesi – Kişisel Yorumlar

GEORGES BATAILLE- ANNEM
detay yayınları,310 sayfa,yer altı edebiyatı
tercüme:hasan bülent kahraman
yaşam, birbirine zıt-birbirini reddeden iki ayrı akışın devamlı birleşimiyle oluşuyor. kişiliğimiz, kimliğimiz, eğilimlerimiz, davranışlarımız ve dolayısıyla gündelik yaşamımız bu ikiliğin yansımalarından oluşuyor. en cesurumuz bile kendi içindeki gerçek ‘ben’ ile otuz dakika karşı karşıya kalmayı beceremez. bu ‘ben’, dışarıdaki ‘ben ‘ tarafınca devamlı reddiyeyle, inkarla bastırılır. tüm toplumsal, ruhsal baskı mekanizmalarından arındırılmış kişinin iyi mi davranacağıyla ilgili en küçük bir bilgimiz yok. bazı romanlar bu temayı işlese de bu görüşler,birer varsayım olmaktan ileri gitmezler.
yer altı edebiyatının, düzgüsel insanoğlunun iki yüzlülüğünü yüzüne bir şamar şeklinde vuruşunu bilirim. orada alışılagelen hiçbir etik, toplumsal, dini, insani sınırlama yada nezaket kuralı yoktur. içimizde bizlere karşın varlığını kaybetmeyen hayvaniliğimizin dışavurumudur bu edebiyat türü. bir yönüyle de anti-edebiyattır. edebiliğin her tür gösterişe ve zarafete dayalı biçimine hoyratça, kabaca karşı koyuş, kimi zaman de onunla dalga geçmektir.
insanoğlunun alet işleyerek (homo-faber) insan oluşu, toplumsal evrimcilerin anlatageldiği bir savdır. bataille, buna itiraz etmemekle beraber, şu yüklemeyi de yapmaktadır: insan, bu evrilmenin içinde hayvaniliğini unutarak gerçek insan olmaktan da vazgeçmiştir,der. insanoğlunun bu tertipli emek harcama biçimine karşı koyuşuyla da tekrardan insan olmaya çalıştığını anlatır.
bataille’ın eserlerinde(bu kitapta da) en baskın, en kuvvetli, en lirik tema kuşkusuz ölüm-yaşam-erotizm birliğidir. diyor ki, “erotizm, hayatın ölüm derecesinde onaylanmasıdır”. ona bakılırsa, baştan, erotizmde saklı olan yaşamsallık vaadi ile ölümün verdiği acı içinde ilişki oluşturmak zor olsa gerek. şu sebeple, yaşamın sadece ölüm yardımıyla yenilendiğini unuturuz. oysa, ölüm ve erotizm özdeştir. İkisi de yaşamın sınırsızca harcanmasıdır. İkisi de akıllı, bilgili, amaçlı, işlevli, üretken –dolayısıyla süreksiz– insanoğlunun varlığına son verir.
”kötülüğün metafizikçisi” olarak malum romancı,denemeci,felsefeci georges bataılle’ın her biri bir başyapıt olan iki romanı ile üç öyküsünü içeriyor kitap. bataılle’in erotizmi yücelttiği; sertlik,iktidar ve ölümü dehşet verici bir bütünlük içinde sunmuş olduğu; cinsellikle ruhaniliğin harmanlandığı beş büyük yapıt: madam edwarda, göğün mavisi, annem, ölü adam ve güzün öyküsü.
bataille’ın düşüncesi düalist sarmallarla örgülenmiş. birbirine zıt sarmallardan oluşmuştur. : süreklilik/süreksizlik, oyun/iş, erotizm/üreme, sertlik/emek harcama, ihlal/tabu, ölüm/yaşam, kutsallık/dünyevilik, bolluk/kıtlık, ifrat/iktisat, akıl/mit, arzu/ıstırap, gözlem/data… bataille’da bu zıt kategoriler sadece birbirleri tarafınca anlamlandırılabilir, birbirleriyle çatıştıkça birleşirler: fenalık iyiliktir, data bilgisizliktir, ölüm yaşamdır, hakikat yalandır, “şiir bir bakıma daima şiirin karşıtıdır”, “azami haz, azami acıdır”.
sollers, bu fikir mekaniğine “georges bataille’ın düalistik materyalizmi” diyor. “Bu düalizm, dünya içinde iki ilke önermek yerine, iki ayrı dünya önerir …böylece ‘gerçek’ düşüncenin sınırlarını zorlar, kasten yapılmış bir ‘hata’ gibidir.” bataille “düşüncesinin tek bir amacı bulunduğunu” söyler: oyun. “düşüncemin kendi kendini imha etmiş olduğu bir oyun”.bataille’ın “oyun felsefesi”, insanlığın başlangıcının aslına bakarsak onun sonu olduğuna ilişkin tezle adım atar. İnsan özündeki hayvansılığı inkâr ede ede evrilirken insanlığından olur…
netice : görüşleri, yaklaşımı, üslubu, anlatma biçimiyle beni en oldukça etkileyen romanlardan birini okudum. sadece bataılle’in felsefi görüşleri kısmen de olsa bilinmeden okunursa anlamlandırmak ve romandan tat almak pek mümkün olmayabilir.
iyi okumalar… (Ahmet İlhan)

Yazarın okuduğum ilk kitabı. Oldukça garip bir kitap anlatmakla olmaz her insanın kendisinin okuyup deneyimlemesi lazım. O günün şartlarına bakıldığında oldukça iddialı bir kitap bana bakılırsa. Detaylandırmalar müstehcenlikle tam sınır çizgisinde kalmış. Yani usta bir dil . Bir noktadan sonrasında her şey sizin hayal gücünüze kalmış. bana bakılırsa yazarın annesiyle kati ir problemi var. Okuyup değerlendiriniz iyi okumalar (õzlem varol)

Arzularının önündeki duvarı yıkan insanların ahlaksızlık girdabında kayboluşları.
Dibin de dibi var ise işte orası. Aşırı müstehcenlik.
“Kötülüğün metafizikçisi” olarak malum bir yazarın, yeraltı edabiyatı etiketli kitabı ilgimi çekti. Yorumlara da göz atınca okuma isteği duydum. Lakin tahminlerimin oldukça ötesinde bir çirkef bataklığıydı. (Rezzan)


Annem PDF indirme linki var mı?


Georges Bataille – Annem kitabı için internette en oldukça meydana getirilen aramalardan birisi de Annem PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Georges Bataille Kimdir?

Bataille 1897’de Billom’da hayata merhaba dedi. 1900’de ailesiyle beraber Reims’e taşındı. 1917’den itibaren Paris’te “Ecole des Chartes”de okudu ve arkasından meslek eğitimini yaparken Bibliothèque Nationale de France’de kütüphaneci olarak çalıştı. 1942’ye kadar burada çalışan Bataille, bu tarihten sonrasında yakalandığı tüberküloz sebebiyle kütüphanecilik görevini bıraktı. 1949’da tekrardan Carpentras’da kütüphaneci olarak göreve başladı. Daha sonrasında aynı göreve Orléans’ta devam etti.Documents (1928), Acéphale (1937), Critique (1936) şeklinde etkili dergiler çıkardı. “Collége de sociologie”nin çalışmalarını yönetti. Kimi vakit siyasal kimliğiyle öne çıktı, aydınlarla çeşitli gruplar oluşturdu, etkinliklerde bulunmuş oldu. Andre Breton veSartre ile sert polemikleri oldu. 1962’de Paris’te öldü. Kitaplarının tüm basımı 1972’de Foucault’nun desteğiyle gerçekleşti.


Georges Bataille Kitapları – Eserleri

  • Gözün Öyküsü
  • Göğün Mavisi
  • Rahip C.
  • İç Deney
  • Edebiyat ve Fenalık
  • Annem
  • İmkansız
  • Günah Üstüne Tartışma
  • Nietzsche Üstüne
  • Ölü Adam
  • Erotizm
  • Madam Edwarda
  • Din Kuramı
  • Eros’un Gözyaşları
  • Cinsellikten Dinselliğe Erotizm
  • Lanetli Pay
  • Bir Kadavra


Georges Bataille Alıntıları – Sözleri

  • Korkunçtu. Az rastlanır bir soğukkanlılık içinde olmasaydım, bir taş duvarın önündeymişçesine dingin bir halde, bu kin dolu makineleri seyrederek iyi mi ayakta kalabilirdim? Her gürültülü müzik parçası gecenin bir yarısında savaşı ve ölümü çağırmak için meydana getirilen bir büyüydü. Trampet gürültüleri, sonunda kanlı top ateşlerine dönüşmek umuduyla zirve noktasına varmıştı: Uzakta gördüğüm, harp düzeninde dizilmiş bir çocuk ordusuydu. Kımıldamıyorlardı, fakat kendilerinden geçmişlerdi. Görüyordum onları, oldukça uzakta değillerdi benden, ölüme gitme arzusuyla büyülenmişlerdi. Bir gün güneşin altında güle oynaya ilerleyecekleri, arkalarında can çekişenler ve ölüler bırakacakları uçsuz bucaksız tarlaları düşlüyor gibiydiler. (Göğün Mavisi)
  • Yaşamdan oldukça daha acı olan (şu sebeple yaşamın ölüm kadar kanlı ışıltısı yoktur) bu yükselen katliam dalgasında önemsiz şeylerden, kocakarıların gülünç yakarılarından öte bir şeyler görmek olanaksızdı. Alevlerin ve gök gürültülerinin karıştığı, yanmış kükürt kadar solgun, insanoğlunun soluğunu kesen büyük bir tutuşmaya yazgılı değil miydi her şey? Ansızın bir kahkaha atma isteği başımı döndürmüştü: Bu felaketin karşısında, bir kara gülmece, asla kimsenin bağırmaktan kendini alamadığı zamanlarda ortaya çıkan kasılmalara birlikte rol alan türden bir kara gülmece duygusu içindeydim. Müzik durdu: Yağmur da dinmişti. Yavaş yavaş gara döndüm. Tren harekete hazır durumdaydı. Bir süre peron süresince yürüdükten sonrasında bir kompartımana girdim; tren gecikmeden kalktı. (Göğün Mavisi)
  • Sosyal toplumlarda yansılamak bulaşıcıdır. (Cinsellikten Dinselliğe Erotizm)
  • Yeter ki bir insan resmi -ya da bu şekilde geçinen mülahazalara tamamen boyun eğmeyecek şeklinde olsun, yeter ki kendi yaşamını yerleşik otoritenin yıkımına adayan kişinin çekimine kapılmaya yatkın olsun, rahat ve çıkarlarına
    uygun bir dünya imgesinin onun için elverişli bir yanılsamadan başka bir şey olabileceğini sanmak güçtür. (Lanetli Pay)

  • İlkel insanların gözünde sertlik devamlı ölümün nedenidir.

    Her vakit bir görevli vardır ve devamlı bir öldürme eylemi vardır.
    Ölümde oluşan güçlerden korunmak ve ondan kaçmak zorundayız.
    Ölünün maruz kalmış olduğu güçlerin bizde (diğerlerinde) de etkin olmasına rıza göstermemeliyiz. (Erotizm)
  • İnsan olmak, hakikati, adaleti istemekle aynı şey değil midir? (Edebiyat ve Fenalık)
  • “Neden yapıyorsun bunu?”
    “Görüyorsun,” dedi, “ben tanrı’yım…” (Madam Edwarda)
  • “Geriye kalan sessizliktir.” (Nietzsche Üstüne)
  • “Adalet’in müzikle uğraşmaya hazır o coşkulu sesini boğmak için sayısal üstünlüklerini ve aptallıklarının enerjisini kullanan alaycı ve ve iğrenç ahmaklar”ı betimler çoğunluk partisinin milletvekilleri. (Edebiyat ve Fenalık)
  • İnsanlar aynı anda iki duygunun esiridirler: uzaklaştıran korku ve saygınlık uyandıran hayranlık. Yasak ve ihlal bu iki zıt duygunun oluşturduğu tepkilerdir: yasak iticidir sadece hayranlık çekicidir ve ihlale götürür. Yasak ve tabu, kutsala bir anlamda karşı çıkar, sadece mukaddes, yarattığı hayranlıkla yasağı çekici kılar; bu bağlamda mukaddes güzelleştirilmiş yasaktır. (Cinsellikten Dinselliğe Erotizm)
  • Varoluş korkum sonunda mutlak egemen oldu. Ölmüş egemenliğim sokakta. Anlaşılamaz – Çevresinde bir gömüt sessizliği – Korkunç bir şeyin beklentisi içinde büzülüp saklanmış — Ama gene de hüznü hiçbir şeye aldırmıyor. (Annem)
  • ”Beni yazmaya zorlayan şey, sanırım, delirme korkusu.” (Nietzsche Üstüne)
  • Artık sınırlarım yok: içimdeki boşlukta gıcırdayan şey, ölmekten başka çıkışı olmayan tüketici bir acıdır… (İmkansız)
  • Bataille toplumda iki tane düzensizlik sebebi görmektedir: Ölüm ve cinsellik. (Eros’un Gözyaşları)
  • Olasılıklar içinde kaybolmuştuk. (Rahip C.)
  • Hepimiz, anlaşılması güç bir maceranın sonunda, bir başımıza ölen varlıklarız; fakat içimizde, yitirilen devamlılığın özlemi var. (Cinsellikten Dinselliğe Erotizm)
  • …”İnsan devamlı ruhunu kurtarabilir,”… (Göğün Mavisi)
  • Bataille toplumda iki tane düzensizlik sebebi görmektedir: Ölüm ve cinsellik. (Eros’un Gözyaşları)
  • Komik! bana ister panteist, ister tanrıtanımaz, ister tanrıcı deyin!… Ama göğe doğru haykırıyorum: “Hiçbir şey bilmiyorum” Ve gülünç bir sesle yineliyorum: (kimi zaman göğe bu şekilde haykırıyorum) “hiçbir şey, mutlak olarak hiçbir şey”. (İç Deney)
  • Diyonizos sarhoş bir tanrıdır, tanrısal aslı çılgınlık olan bir tanrıdır. Ama, çılgınlığın kendisi de tanrısal öze haizdir.
    Burada tanrısal, aklın kuralını reddetme anlamına gelmektedir. Dini yasaya, akla bağlama alışkanhğımız vardır. Ama ge­nel olarak dinleri oluşturan şeyi gözönüne alırsak bu ilkeyi red­detmemiz gerekir.
    Kuşkusuz din vardır, hatta bozguncu bir taban üstündedir; yasaların gözleminin dışına çıkar. En azından yönlendirdiği şey aşırılıktır, bu kurban etmedir, esrimenin tepesi olduğu şenliktir. (Eros’un Gözyaşları)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri