Eğitim

Geçimsizler – Erol Göka Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Geçimsizler – Erol Göka Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Geçimsizler kimin eseri? Geçimsizler kitabının yazarı kimdir? Geçimsizler konusu ve anafikri nedir? Geçimsizler kitabı ne konu alıyor? Geçimsizler PDF indirme linki var mı? Geçimsizler kitabının yazarı Erol Göka kimdir? İşte Geçimsizler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Erol Göka

Yazar: Murat Beyazyüz

Yayın Evi: Timaş Yayınları

İSBN: 9786051148175

Sayfa Sayısı: 383


Geçimsizler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Kişilik terimini idrak etmek, kişiliğin içinde barındırdıklarını ve oluşumunu keşfetmek, bazı kişilik özellikleri sebebiyle beraber yaşamakta güçlük çektiğiniz insanlarla daha uyumlu bir yaşam sürebilmek istiyorsanız elinizde tuttuğunuz kitaba bir göz atmanız kafi.

İlişkilerinizde yaşadığınız sıkıntılarda danıştığınız, kendisine güvendiğiniz, tecrübeli, bilgili insanlara koşma alışkanlığınız bu kitapla dönüşüme uğrayacak.

Çıkmaza girdiğinizde bilincinde olmadan hangi müdafa mekanizmalarına sığınıyorsunuz?

Mükemmeliyetçi patronunuza yaptığınız işi iyi mi beğendirirsiniz?

Cimri misiniz, değil misiniz? Ya babanız cimriyse? Ondan iyi mi harçlık alacaksınız?

Şüpheci eşinizin arkasından dolap çevirmediğinizi ona hangi metotlarla ispatlayabilirsiniz?

Pasif-agresif elemanınıza işini yaptıramıyor musunuz?

Yapacağı sahtekârlığa sizi de ortak etmek isteyen arkadaşınızdan kurtulmanın yollarını bulamadınız mı?

Prof. Dr. Erol Göka ve Uzm. Dr. Murat Beyazyüz bu tarz şeyleri ve daha fazlasını hayatınızı tadına vararak yaşayabilmeniz için “GEÇİMSİZLER”de kaleme aldılar.


Geçimsizler Alıntıları – Sözleri

  • Oysa müdafa mekanizmalarımızı biz farkedemeyiz,olsa olsa ruhsal zihinliliği yüksek yakınlarımızın dikkatini çeker bu tür davranışlarımız.
  • Kendimizi esasen , başkalarının bizi görmüş olduğu şeklinde görür ve değerlendiriniz.
  • Kim olduğumuz,dünyadaki amaç ve ideallerimiz,onlara yetişme azim ve kararlılığımız mevzusunda sebat edemiyorsak,yaşamın getirmiş olduğu olağan güçlükler sebebiyle değil de durup dururken kimliğimizi ve ideallerimizi sorgulamaya başlayıveriyorsak ya da esasen bunlar bizim boyunuzu aşan sorunlarsa kişilik aşamalarının oldukca erken evresinde takılı kalmışız anlamına gelir.
  • Görmezden gelmek kimi zaman en büyük hakarete eşdeğerdir .
  • Kaygiya neden olan durumu düzeltmek için çabalamak, mesela imtihan kaygısını daha oldukca emek harcayarak gidermeye çalışmak “etken”, kaygı verici durum yokmuş şeklinde davranmayı tercih etmek ise “kaçınmacı”başa çıkma stratejisidir.
  • Polyannacı diye malum,kendilerince devamlı iyimser ve mutlu gözükmeye çalışan kimselerin aslına bakarsak inkar mekanizmasını sıkça kullanan, dolayısıyla kişilik olgunlaşmasının ilk aşamalarındaki kimseler olduklarını…
  • ……..ruhsal aygıtımız da bilgili çabamızın karışamadığı bir işleyişiye haizdir.
  • Anne, oldukca sevmek, oldukca kaygı duymak şeklinde gerekçelerle artık koşabilen çocuğa dört aylık bebek muamelesi yapıyorsa, farkına varmadan onun kişilik gelişimini baltalıyordur.
  • Ayrıca “geçimliler” diye bir insan kategorisi yok. Varsa bile “fenafillah” mertebesinde diye kabul edebileceğimiz bu kimselerin dikkatsizlik edilebilecek düzeyde azca sayıda bulunduğunu sanıyoruz.
  • Hiddet denetiminde problem yaşayan her insanoğlunun bilmesi ihtiyaç duyulan gerçeği, size bir kez daha hatırlatalım: Gücünüzü dünyayla sınamayın, o sizi devamlı yener. Dünyayı denetim edemezsiniz. Her ortamın ve koşulun patronu olamazsınız. İnsan, sizin denetleyemeyeceğiniz kadar engin bir denizdir. Başkalarını denetim etmekten vazgeçin.


Geçimsizler İncelemesi – Kişisel Yorumlar

YETİŞKİNLER İÇİN KİTAP ÖNERİSİ
Bir kişide normalden bir tık fazla zihinsel uğraşlar gördüğümüz vakit ya da temizlik mevzusunda duyarlılık , derhal bozuklukları yakıştırıyoruz. Toplum olarak doktorlardan daha çok başkalarına tanı koymaya istekli bir yapımız var galiba. Ama işler o denli rahat değil.
Bozukluk derin ve kapsamlı bir durumu ifade eder. Bu sizin mesleki , toplumsal hayatınızı sekteye uğratan ve uzun süre devam eden bir süreçtir.
Bizim daha oldukca etrafta şahit olduğumuz kişiler zor kişilik yapısına haiz kişiler. Mesela hepimiz kendini beğenir, sadece bazı kişilerde bu bir tık ,bazı kişilerde birazcık daha çok bazı kişilerde ise göze çarpacak boyutta olabilir. Ya da bazı kişiler zihinsel uğraşlara daha yakındır, normalden daha detaylı ve derin düşünür, yada bazılarımız temizlik mevzusunda normalden bir tık daha çok hassastır, daha oldukca ehemmiyet verir. Bu onların hasta olduğu anlamına gelmez, bir tek kişilik anlamında yatkınlığını gösterir.
Bu kitap da bu tarz şeyleri detaylı bir halde size sunuyor.
Kitapta bir oldukca kişilik yapısı bulacaksınız, bazılarını kendinizde bazılarını tanıdıklarınızda. En güzel yanı ise bu kişilikleri boyutlarına bakılırsa ele alıyor. Bazı zor kişilik yapılarını tanımamızı ve bu kişilerle iyi mi ilişki kuracağımızı bizlere çözüm önerileri olarak sunuyor. (Ebru ÇAĞLAYAN)

Bir öğretmen olarak, otoriteyi sağlayabilmek adına sınıfa devamlı çatık kaşlarla giremem. Bende insanım. Oturduğum yerden konuşmam kolay olmasın diye ve psikolojiye meraklı olduğum için başladığım bir kitaptı.
Uzman değilim, ince ince eleyip eleştiri yapayım, bu işin uzmanları yazmış ben okudum ve bir tek yorum yapacağım. Kitabevinin rafında gördüğümde ilgimi oldukca çekti, bu dermanım olabilir diye düşündüm. Zaten yazarlar da beni karşılarına alıp konuştular şeklinde bir anlatımla yazmışlar. Gayet mütevazi ve açık bir üslupla.
Dışarıdan baktığımda saçma gelen fakat yaklaştığımda her birinin altında ne olursa olsun bir yol açan hal ve hareketleri anlamlandırmamda destek bir kaynak. Psikologlar boşuna çocukluğuna inmem lazım demiyormuş kısaca 🙂
Kendimin, çevremdeki insanların ve öğrencilerimin dilini çözebilmem için yolum daha oldukca uzun bunu biliyorum fakat ben ilk adımı çoktan attım.
Meraklısı için keyifli okumalar temenni ediyorum. (Hanife Aygün)

Kitabı bir tek profesyonellere yönelik değil bununla birlikte bu alanda data sahibi olmayanlar için de sadeleştirmiş bir halde sunmuş yazarlarımız. Freud’un Psikanalitik kuramından yola çıkarak Jung’un tipler teorisini, Klein’ı, Erikson’u ve bu temelde bir çok kurama değinerek kişiliği oluşturan etmenleri açıklamışlar.
Aynı ortamda bulunmak zorunda olduğumuz yada hayatımızda bulunmaya devam eden kişilerle doğacak iletişimimizde yaşadığımız sıkıntılar oluyor. Zor kişilikler olan adlandırılan bu tipler için yazarlarımız yazışma temasında durduğu için Geçimsizler’i kullanıyor. Bu tiplerin gelişim sürecinde yaşadıkları, yaşayacakları, sizin karşılaşacağınız durumları ve bu durumlarda yapmanız gerekenleri açıklamışlar. Kitabın dili oldukca mütevazi, psikoloji alanında bilgisi olanlar için rahat gelebilir sadece güzel anlatılmış. İlginiz var ise ve bilgili olup daha sıhhatli ilişkiler oluşturmak istiyorsanız kuşku duymadan okuyabilirsiniz. (Betül Sertkaya)


Geçimsizler PDF indirme linki var mı?


Erol Göka – Geçimsizler kitabı için internette en oldukca meydana getirilen aramalardan birisi de Geçimsizler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Erol Göka Kimdir?

1959 senesinde Denizli’de hayata merhaba dedi. Ortaöğrenimini “parasız yatılı” olarak Aydın’da tamamladı. 1983’te “Tıp Doktoru”, 1989 senesinde “Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı”, İzmir’de tamamladığı askerlik görevinin peşinden 1992 senesinde “Doçent” olmaya hak kazandı. 1998’de Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi oldu. 2010 yılı başında Konya Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilimdalı’na “Profesör” olarak atandı.

Psikiyatrinin birçok alanında meydana getirilen bilimsel çalışmalarda yer almasına karşın ilgisi, daha oldukca psikiyatrinin toplumsal bilimlerle ve felsefe ile kesişim noktalarında yoğunlaşmıştır. İnsanın dinamik özelliklerine ve grup-varlığına olan ilgisi onu psikodinamik yönelimli klinik uygulamalara ve grup psikoterapilerine yöneltmiştir. Bu nedenle bilimsel emek harcamaları ve klinik deneyimleri daha oldukca bu alanlardadır. Psikiyatrinin toplumsal bilimlerle ve felsefeyle olan kesişim noktalarıyla ve psikoterapilerle ilgili oldukca sayıda görüşmede konuşmacı ve hususi davetli konferansçı olmuştur. “Türkiye Günlüğü” ve “Türkiye Klinikleri Psikiyatri” dergilerinin gösterim; birçok tıp ve beşeri bilimler alanındaki derginin danışma kurullarında bulunmaktadır.

Mesleki alanda yayınlanmış kitapları içinde öne çıkanları “Psikiyatri ve Felsefe”, “Felsefe ile Psikiyatri”, “Hayatın İçinde Psikiyatri”, “Varoluşun Psikiyatrisi”dir. Psikiyatri uygulamalarının deneyimi ve felsefi ilgilerinin sonucu olarak ortaya çıkan görüşlerini “Hayata ve Aşka”, “Kadınlar, Erkekler, Âşıklar”, “Ölme” kitaplarında toplamıştır.

Büyük grupların davranışlarının dinamiklerine ve tarihsel kökenine yönelik çabasının ürünü olan “İnsan Kısım Kısım: Topluluklar, Zihniyetler, Kimlikler” adlı kitabının yanı sıra Türklerin tarih süresince değişmeyen tutumlarını anlamaya yönelik araştırmalarını “Türk Grup Davranışı” adı altında 2006 senesinde yayınlamıştır. Bilimsel ve toplumsal çevrelerin yoğun ilgisini çeken ve birçok örneksiz görüşü barındıran bu emek verme, oldukca verimli tartışmalara niçin olmuştur ve olmaktadır. “Türk Grup Davranışı” kitabı sebebiyle Göka, Türkiye Yazarlar Birliği “2006 yılı Yılın Fikir Adamı Ödülü”ne layık görülmüştür. Erol Göka, “Türk Grup Davranışı” adı altında başlatmış olduğu ve halen devam eden çalışmalarını kitaplaştırmaktadır. “Türklerin Psikolojisi”, “Türklerde Liderlik ve Fanatizm” ve “Türk’ün Göçebe Ruhu” bunlardandır.

Mesleki alanın yanı sıra fikir dünyasını da ilgilendiren mevzularda birçok kitap yazmış; cemiyet psikolojisiyle ilgili bir otorite olarak tanınması sebebiyle görsel ve yazılı medyada gerek sunucu gerek konuşmacı olarak onlarca defa yer almış; üniversiteler, sivil cemiyet örgütleri ve resmi kurumlarca toplantılara çağrı edilmiştir. Erol Göka, 2008 senesinde, “ilmi çalışmalarıyla Türk milletinin ufkunu açan eserler ortaya koyması” dolayısıyla, “Ziya Gökalp/ Türk Ocakları İlim ve Teşvik Armağanı”na layık bulunmuştur.


Erol Göka Kitapları – Eserleri

  • Geçimsizler
  • Ölme – Ölümün ve Geride Kalanların Psikolojisi
  • Hayatın Anlamı Var mı?
  • ‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı?
  • Türklerin Psikolojisi
  • Mutedil Müslümanların Günümüzdeki Düşmanları
  • Varoluşun Psikiyatrisi
  • Kadınlar, Erkekler, Aşıklar
  • Aşk Her Şeyi Affederse
  • Psikiyatri ve Felsefe
  • Türk’ün Göçebe Ruhu
  • İnternet ve Psikolojimiz
  • Yedi Düvele Karşı
  • Bilimlerin Vicdanı Psikiyatri
  • Hoşçakal
  • İnsan Kısım Kısım
  • Ilkin Söz Vardı
  • Türk Grup Davranışı
  • Yalnızlık ve Umut
  • Kalpten
  • Hasta Bedenin Ruhu
  • Buradan Bu şekilde / Hayatın Psikososyopolitiği
  • Hayata ve AŞKA…
  • Psikoloji Varoluş Maneviyat
  • Freud


Erol Göka Alıntıları – Sözleri

  • Hayatın ne işe yaradığını idrâk edebilmek için ömrün sonuna gelmek gerekmiyor. Tıpkı deniz suyunun tuzlu bulunduğunu idrak etmek için tüm denizi içmek gerekmediği şeklinde. Bir damla tatmak, bir süre yaşamak yetiyor. Hayatın meşakkatli bir seyahat bulunduğunu görmek için. (Hayatın Anlamı Var mı?)
  • İnsan, evvelde anasının kucağına, bir dilin, bir geleneğin içine doğardı, şimdiki çocuklar fazladan dijital değişen teknolojinin de içine doğuyorlar. Dijitallik, adeta onların ana dili şeklinde, bizim içinse öğrenmeye, kekeleyerek konuşmaya çalıştığımız bir yabancı dil. (İnternet ve Psikolojimiz)
  • ” Öğrenip savaşım etmek, savaşım edip öğrenmek ve yeni bir dünya oluşturmak için çalışmak mecburiyetindeyiz. Başka çaremiz yok. ” (Mutedil Müslümanların Günümüzdeki Düşmanları)
  • Bugünkü bilimsel bilgilerimiz; insanoğlunun bilincini, bir başka bilincin istekleri doğrultusunda tamamen değiştiren, boyun eğdiren ve her koşulda itaat ettiren bir maddenin, ilacın ya da hipnoz şeklinde bir tekniğin olmadığını göstermektedir. (Psikiyatri ve Felsefe)
  • Bana öyleki geliyor ki, dostluk da aşk şeklinde insan varoluşunun daha çocuklukta kökleşmiş temel koreografisinde sağlam bir yere haiz. Sanki rekabeti de öğrenmek zorunda kaldığımız aile ortamında kardeşlik hisleri kana kana yaşanamadığı için kalbimizde “ideal kardeşlik” için bir yer açılıyor ve hayatımızın içinde ruhları ruhlarımıza değen, ortak erdemlerde buluştuğumuz azca sayıdaki insanı o makama yerleştiriveriyoruz. (Yalnızlık ve Umut)
  • Biz de onlara demeliyiz ki “Bu yaptıklarınıza akıl değil, dizgin tutmaz hırs ve tamahın niçin oldu, aklın bu işte bir günahı yok. Siz insanı insan icra eden her şeyi olduğu şeklinde aklı da varoluşumuzun merkezindeki kalpten kopardınız, bizi ilkin Yaratıcımızdan sonrasında da ahlâk ve vicdandan, merhametten ve erdemlerden, güzellikten ve tabiattan yoksun bıraktınız!” (Kalpten)
  • Ontoanalitik terapinin temel amacı, kişinin kendisiyle, başkalarıyla ve dünyayla, etkili ve doyurucu bir ritmik kapasite içersinde yaşayabileceği açıklığı ve olanakları göstermeye çalışmaktır. (Varoluşun Psikiyatrisi)
  • Her toplumun ve kültürün yaşlılık tanımı, yaşlıya ve yaşlılığa bakışı farklıdır. Tarihte tam bir yaşlı egemenliği ile yönetilen toplumlar olduğu şeklinde, yaşlılarını tenha yerlerde ölüme terk eden topluluklar bile olmuştur. (Hayata ve AŞKA…)
  • Yetkin bir yaşam, sadece erdemli bir yaşam sürmekle elde edilebilir. (‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı?)
  • Ibadetler, gündelik yaşamın olağan seyrine bir mola, ara vermedir. Ara veririz şu sebeple bu sayede insan olma kaderinin bizlere yüklediği gerçeklerle yüzleşme fırsatı yakalarız. Dünya hayatına yakarma esnasında bir nebze olsun ara veren, ayraç açan insan, içine batmış olduğu narsisizmden, kişilik davasından kurtulma imkânı bulur. En yüksek eşitlik haline yakarma sırasındaki kulluk bilinciyle ulaşılır. İnsan kardeşlerimizle esastan bir farkımız olmadığını algı ettikçe bu kez sahiden yükseliriz. Hayata ve insanlara bakışımız köklü bir şekilde değişmiş olur. (Psikoloji Varoluş Maneviyat)
  • .
    “Türk grup davranışının en belirgin özelliklerinden birisi nedir?” diye sorulsa, derhal, “gösteriş ve şatafat düşkünlüğü” diye yanıt veririm. Gerçekten de şöyleki dikkat kesilip ülkemizdeki yaşam alanlarına baktığımızda geri bıraktırılmış bir ülkede olması ihtiyaç duyulan rasyonel davranış kalıplarıyla asla uyuşmayan, sosyopatiye ve mafiyöz oluşumlara çanak tutan bu gösteriş ve şatafat düşkünlüğünü derhal görürüz: Bin bir model arabaların doldurmuş olduğu yollarımız, giyim kuşamdaki marka merakımız, şehirlerimizin caddelerinde her insana şan olsun diye gezinen düğün alayları, sünnet merasiminden parti toplantılarına asla susmayan davul zurnalar, övünç vesilesi olan çocuklarımızı yolladığımız okullara ödenen paralar, yazlığımızın oda sayısı, köklerini ta nerelere kadar uzatmaya çalıştığımız soyumuz… Köklü bir Tasavvuf geleneğine haiz olsa da bu topraklarda mütevazılığın nişanesi olan postlar bile en lüks yaşamayı hak eden “mersedesli şeyhler” kılığına girmekte gecikmemiş.
    . (Türk Grup Davranışı)
  • Biz bir dilde tasfiye hareketine maruz kaldık. Güya öze doneceğiz derken dilin ana deposu olan gelenekle tarihle bağları acımadan sökülüp atıldı. Biroldukca durum için benzeri mısaller verilebilir fakat konumuzla bağlantılı olduğundan dolayı, geçenlerde internette dolanan tarihçi Halil İnalcık hocaya atfedilen bir sözden bahsedeyim. Hoca, “stres” kelimesinin olur olmaz yerde kullanımına isyan ediyor ve şunları söylüyordu: “Bin kelimeyle iktifa edersek zihni melekelerimiz dumura uğrar. Herkesin ağzında bir stres. İyi de stresten maksadın ne güzelim? Dert mi, gam mı, kahır mı, üzüntü mi, gussa mı, yeis mi, tasa mı, mihnet mi, elem mi, üzüntü mü, kaygı mi, kasvet mi, nedamet mi, melal mi, enduh mu, hüzün mü, hüsran mı, hicran mı, ızdırap mı, inkisar mı, kâbus mu, hafakan mı, teessüf mü, teessür mü, vehim mi, bunalım mı,matem mi, gaile mi? Söyle hangisi?” (Psikoloji Varoluş Maneviyat)
  • .
    Dünyanın en disiplinli ordularını kurabilen, evlerinde konuklarına karşı görkemli bir saygı ve alicenaplık sunabilen Türkler, kendi yalnızlıklarıyla baş başa kaldıkları ve onlardan rasyonel davranma ve başkalarının haklarına saygı bekleyen trafik düzeninde beş otomobil bir şeritte muntazam bir şekilde bile ilerlemeyi başaramıyorlar.
    . (Türk Grup Davranışı)
  • Erich Fromm, özgürlük korkusunu işler birçok eserinde. Despotik rejimlerin var olabilmesini özgürlük korkusundan ödleri patlayanların sığınacak liman arama hissiyatlarına bağlar. Demek ki iradeyi, insanoğlunun kuralcılıkta ne kadar ileri gittiğinde değil, özgürlüğünü yönetebilme kapasitesinde arayacağız. Bu fark oldukca mühim! (Hayatın Anlamı Var mı?)
  • Ibiza’da Orta Çağ’dan kalma bir güneş saatinin üstünde “Ultima multis”, yazar. Yani “Bugün birçok insanoğlunun son günü olacak.” (Hoşçakal)
  • Kierkegaard, umutsuzluğa ölümcül hastalık diyor. (Yalnızlık ve Umut)
  • ……..ruhsal aygıtımız da bilgili çabamızın karışamadığı bir işleyişiye haizdir. (Geçimsizler)
  • Cumhuriyet projesini şimdi daha iyi anladığımı sanıyorum. Atatürk’ün “Yurtta barış, cihanda barış” derken ve “uygarlık dersleri” şeklinde naif bir çabaya girişirken, aslolan olarak kara budunu artık savaşçı deposu olmaktan çıkarmayı, insanlık tarihinde mühim bir yeri olan Türklerin, bu büyük topluluğun, yalnızca savaşçılık değil bir kez de uygarlık adına söz almasını hedeflediğini görüyorum. (Türklerin Psikolojisi)
  • Bir insanoğlunun özelliklerini, güzel, çirkin, histerik, takıntılı olup olmamasını sadece âşık değilsek saptayabiliriz. Aşk, tüm bu tarz şeyleri siler, her insanın sevgilide gördüğünü âşık görmez; hepimiz için bayağı kabul edilen sevgili onun için herkesten farklıdır; mühim olan hakikaten bir fark olup olmaması değil, bizatihi “fark”tır. (Hayata ve AŞKA…)
  • Bir ilişki yaşandığı sırada mutlu ve olgunsanız, sanılanın aksine, bu şekilde bir ilişki kişisi vefat ettiğinde onun ölümünü kabullenmeniz daha kolay olur. (Ölme – Ölümün ve Geride Kalanların Psikolojisi)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri