Eğitim

‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? – Erol Göka Kitap özeti, konusu ve incelemesi

‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? – Erol Göka Kitap özeti, konusu ve incelemesi

‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? kimin eseri? ‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? kitabının yazarı kimdir? ‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? konusu ve anafikri nedir? ‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? kitabı ne konu alıyor? ‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? PDF indirme linki var mı? ‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? kitabının yazarı Erol Göka kimdir? İşte ‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Erol Göka

Yazar: Murat Beyazyüz

Yayın Evi: Timaş Yayınları

İSBN: 9786050807530

Sayfa Sayısı: 192


‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Gerçek İnsanın Yüzünde Yazar mı?” sorusuna tarih süresince yanıt arayan bilim adamları ve eserleri Prof. Dr. Erol Göka ve Dr. Murat Beyazyüz tarafınca masaya yatırılıyor. Şimdiye kadar insanoğlunun kişiliğini idrak etmek suretiyle yüzden yola çıkan ezberler”Gerçek İnsanın Yüzünde Yazar mı?” ile bozuluyor.

Kitapta İslam ve Batı dünyasında insanoğlunun kişiliği ve yüzü arasındaki ilişkiye bilimsel surat (frenoloji, bilimsel giyim, bilimsel firaset) ile bakan kaynakların bilimsel dünyadaki karşılığı irdeleniyor.

“Yay benzer biçimde kavisli kaşlarınız var ise zengin ve rahat bir yaşam mı süreceksiniz?”

“Gözlerinizin arasındaki mesafe azsa hoşgörüsüz müsünüz?”

“Burnunuz kambursa pinti ve yalancı mısınız?”

“Aptal, kendinizi beğenmişseniz o halde yüzünüz uzun ve oval olmalı.”

“Ya yüzünüz sizin suçlu olduğunuzu söylüyorsa!

Siz ne dersiniz?

Bir karara varmak ve son noktayı koymak için; “Gerçek İnsanın Yüzünde Yazar mı?”


‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? Alıntıları – Sözleri

  • Yetkin bir yaşam, sadece erdemli bir yaşam sürmekle elde edilebilir.
  • “Her insanoğlunun yüzü bir hiyerogliftir; yüzümüze şifresinin çözülmesini bekleyen bir alfabe yerleştirilmiştir. İnsanın dilinin ne söylediğinden ziyade yüzünün ne söylediği önemlidir; dil düşüncelerimizi, yüz ise insanoğlunun tabiatından meydana gelen düşünceyi dile getirir.”
  • Maske takmak, uygarlığın özüdür.
  • İslam dünyasındaki doktor-filozoflara “hakim” denilir, bu kelime hem “doktor” hem “felsefeci” manasında kullanılırdı.
  • Müminin ferasetinden sakininiz ,zira o Allahın nuru ile bakar.
  • Karşılaştığımız bir insanin yüzünün bizde bıraktığı ilk izlenim fazlaca önemlidir.Insanin yüzünün ilk görünümü adeta koku ve tat benzer biçimde bir tesir bırakır, bir şeyin kokusunu ilk hissettiğimizde ya da bir yiyeceğin tadına baktığımızda daha ileri gidip gitmemek mevzusunda bizde derhal kafi bir his birikir.
    Ilk izlenimde öyledir.
    O kişinin ruhsal yapısı güvenirliği mevzusunda fazlaca şey söyler.
  • Her insanoğlunun yüzü bir hiyerogliftir. Yüzümüze şifresinin çözülmesini bekleyen bir alfabe yerleştirilmiştir.Insanın dilinden ziyade yüzünün ne söylediği önemlidir.
  • •|• Sokrates, kendisine kapasitelerini sınaması için getirilen bir gence ‘seni görebileceğim şekilde konuş’ der. İlk bakışta tenakuz varmış benzer biçimde gelen bu söz, gereksiz zihinsel manevralarla kendini gizleme manasındadır ve insanoğlunun kendini sözle sunarken aslına bakarsak kendisini gizleme çabasında bulunduğunu ifade eder.


‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Batıdaki fizyonomi, firenoloji benzer biçimde kavramlar ile fizyonominin İslam dünyasındaki karşılığı olan bilimsel surat, bilimsel giyim, bilimsel firaset benzer biçimde kavramların etraflıca anlatıldığı kitap. Yüz hatlarının ya da fizyolojik özelliklerin kişilik hakkında ipucu verdiğini ifade eden bu alanlaron doğuda ve batıdaki zamanı seyri anlatıldıktan sonrasında, günümüzdeki durum ele alınmış. Bilimsel anlamda fizyonominin/bilimsel simanın geçerliliği üstüne tartışılmış. Fizyonomi mevzusunda mühim bir kitap. (Arif Öztürk)

Kitapta insanin fizyonomisi bilimsel surat ve feraset mevzuları detaylı açıklanarak,
Insanın bir tek yüzünde bulunan burun alın göz saçtan kişiliğine ulaşmanın bilimsel bir temeli olmadığını vurgulanmaktadır.
Ben ikna oldum …tek bir uzuvdan karakter tahminine hicbir süre inanmamış olmakla beraber;
mottomuz
Insanları bir sekille değil bir tüm olarak tanıyın olsun (R.Köse)

Direkt Erol Göka hocama feysbuk üstünden ulaştım fizyonomiyle ilgilenirken ve bana dediki en önce bu kitabı temin et ve oku ondan sonrasında bana yeniden yaz o şekilde konusalım bu ilimi dedi arkasından ben bunu aldım ve birde akedemik araştırmaların ne söylediğine birde buradan baktım fazlaca keyiflendiğimi söyleyebilirim Ondan sonrada hocaya yazmadım zira lüzumlu cevabı bu kitap veriyor 🙂 (Kanuni Ozan)


‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? PDF indirme linki var mı?


Erol Göka – ‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? kitabı için internette en fazlaca meydana getirilen aramalardan birisi de ‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Erol Göka Kimdir?

1959 senesinde Denizli’de hayata merhaba dedi. Ortaöğrenimini “parasız yatılı” olarak Aydın’da tamamladı. 1983’te “Tıp Doktoru”, 1989 senesinde “Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı”, İzmir’de tamamladığı askerlik görevinin arkasından 1992 senesinde “Doçent” olmaya hak kazandı. 1998’de Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi oldu. 2010 yılı başında Konya Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilimdalı’na “Profesör” olarak atandı.

Psikiyatrinin birçok alanında meydana getirilen bilimsel çalışmalarda yer almasına karşın ilgisi, daha fazlaca psikiyatrinin toplumsal bilimlerle ve felsefe ile kesişim noktalarında yoğunlaşmıştır. İnsanın dinamik özelliklerine ve grup-varlığına olan ilgisi onu psikodinamik yönelimli klinik uygulamalara ve grup psikoterapilerine yöneltmiştir. Bu nedenle bilimsel emek harcamaları ve klinik deneyimleri daha fazlaca bu alanlardadır. Psikiyatrinin toplumsal bilimlerle ve felsefeyle olan kesişim noktalarıyla ve psikoterapilerle ilgili fazlaca sayıda görüşmede konuşmacı ve hususi davetli konferansçı olmuştur. “Türkiye Günlüğü” ve “Türkiye Klinikleri Psikiyatri” dergilerinin gösterim; birçok tıp ve beşeri bilimler alanındaki derginin danışma kurullarında bulunmaktadır.

Mesleki alanda yayınlanmış kitapları içinde öne çıkanları “Psikiyatri ve Felsefe”, “Felsefe ile Psikiyatri”, “Hayatın İçinde Psikiyatri”, “Varoluşun Psikiyatrisi”dir. Psikiyatri uygulamalarının deneyimi ve felsefi ilgilerinin sonucu olarak ortaya çıkan görüşlerini “Hayata ve Aşka”, “Kadınlar, Erkekler, Âşıklar”, “Ölme” kitaplarında toplamıştır.

Büyük grupların davranışlarının dinamiklerine ve tarihsel kökenine yönelik çabasının ürünü olan “İnsan Kısım Kısım: Topluluklar, Zihniyetler, Kimlikler” adlı kitabının yanı sıra Türklerin tarih süresince değişmeyen tutumlarını anlamaya yönelik araştırmalarını “Türk Grup Davranışı” adı altında 2006 senesinde yayınlamıştır. Bilimsel ve toplumsal çevrelerin yoğun ilgisini çeken ve birçok örneksiz görüşü barındıran bu emek harcama, fazlaca verimli tartışmalara niçin olmuştur ve olmaktadır. “Türk Grup Davranışı” kitabı sebebiyle Göka, Türkiye Yazarlar Birliği “2006 yılı Yılın Fikir Adamı Ödülü”ne layık görülmüştür. Erol Göka, “Türk Grup Davranışı” adı altında başlatmış olduğu ve halen devam eden çalışmalarını kitaplaştırmaktadır. “Türklerin Psikolojisi”, “Türklerde Liderlik ve Fanatizm” ve “Türk’ün Göçebe Ruhu” bunlardandır.

Mesleki alanın yanı sıra fikir dünyasını da ilgilendiren mevzularda birçok kitap yazmış; cemiyet psikolojisiyle ilgili bir otorite olarak tanınması sebebiyle görsel ve yazılı medyada gerek sunucu gerek konuşmacı olarak onlarca kere yer almış; üniversiteler, sivil cemiyet örgütleri ve resmi kurumlarca toplantılara çağrı edilmiştir. Erol Göka, 2008 senesinde, “ilmi çalışmalarıyla Türk milletinin ufkunu açan eserler ortaya koyması” dolayısıyla, “Ziya Gökalp/ Türk Ocakları İlim ve Teşvik Armağanı”na layık bulunmuştur.


Erol Göka Kitapları – Eserleri

  • Geçimsizler
  • Ölme – Ölümün ve Geride Kalanların Psikolojisi
  • Hayatın Anlamı Var mı?
  • ‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı?
  • Türklerin Psikolojisi
  • Mutedil Müslümanların Günümüzdeki Düşmanları
  • Varoluşun Psikiyatrisi
  • Kadınlar, Erkekler, Aşıklar
  • Aşk Her Şeyi Affederse
  • Psikiyatri ve Felsefe
  • Türk’ün Göçebe Ruhu
  • İnternet ve Psikolojimiz
  • Yedi Düvele Karşı
  • Bilimlerin Vicdanı Psikiyatri
  • Hoşçakal
  • İnsan Kısım Kısım
  • Ilkin Söz Vardı
  • Türk Grup Davranışı
  • Yalnızlık ve Umut
  • Kalpten
  • Hasta Bedenin Ruhu
  • Buradan Bu şekilde / Hayatın Psikososyopolitiği
  • Hayata ve AŞKA…
  • Psikoloji Varoluş Maneviyat
  • Freud


Erol Göka Alıntıları – Sözleri

  • Hayatın ne işe yaradığını idrâk edebilmek için ömrün sonuna gelmek gerekmiyor. Tıpkı deniz suyunun tuzlu bulunduğunu idrak etmek için tüm denizi içmek gerekmediği benzer biçimde. Bir damla tatmak, bir süre yaşamak yetiyor. Hayatın meşakkatli bir seyahat bulunduğunu görmek için. (Hayatın Anlamı Var mı?)
  • İnsan, öncesinden anasının kucağına, bir dilin, bir geleneğin içine doğardı, şimdiki çocuklar fazladan dijital değişen teknolojinin de içine doğuyorlar. Dijitallik, adeta onların ana dili benzer biçimde, bizim içinse öğrenmeye, kekeleyerek konuşmaya çalıştığımız bir yabancı dil. (İnternet ve Psikolojimiz)
  • ” Öğrenip savaşım etmek, savaşım edip öğrenmek ve yeni bir dünya oluşturmak için çalışmak mecburiyetindeyiz. Başka çaremiz yok. ” (Mutedil Müslümanların Günümüzdeki Düşmanları)
  • Bugünkü bilimsel bilgilerimiz; insanoğlunun bilincini, bir başka bilincin istekleri doğrultusunda tamamen değiştiren, boyun eğdiren ve her koşulda itaat ettiren bir maddenin, ilacın ya da hipnoz benzer biçimde bir tekniğin olmadığını göstermektedir. (Psikiyatri ve Felsefe)
  • Bana o şekilde geliyor ki, dostluk da aşk benzer biçimde insan varoluşunun daha çocuklukta kökleşmiş temel koreografisinde sağlam bir yere haiz. Sanki rekabeti de öğrenmek zorunda kaldığımız aile ortamında kardeşlik hisleri kana kana yaşanamadığı için kalbimizde “ideal kardeşlik” için bir yer açılıyor ve hayatımızın içinde ruhları ruhlarımıza değen, ortak erdemlerde buluştuğumuz azca sayıdaki insanı o makama yerleştiriveriyoruz. (Yalnızlık ve Umut)
  • Biz de onlara demeliyiz ki “Bu yaptıklarınıza akıl değil, dizgin tutmaz hırs ve tamahın niçin oldu, aklın bu işte bir günahı yok. Siz insanı insan icra eden her şeyi olduğu benzer biçimde aklı da varoluşumuzun merkezindeki kalpten kopardınız, bizi ilkin Yaratıcımızdan sonrasında da ahlâk ve vicdandan, merhametten ve erdemlerden, güzellikten ve tabiattan yoksun bıraktınız!” (Kalpten)
  • Ontoanalitik terapinin temel amacı, ferdin kendisiyle, başkalarıyla ve dünyayla, etkili ve doyurucu bir ritmik kapasite içersinde yaşayabileceği açıklığı ve olanakları göstermeye çalışmaktır. (Varoluşun Psikiyatrisi)
  • Her toplumun ve kültürün yaşlılık tanımı, yaşlıya ve yaşlılığa bakışı farklıdır. Tarihte tam bir yaşlı egemenliği ile yönetilen toplumlar olduğu benzer biçimde, yaşlılarını tenha yerlerde ölüme terk eden topluluklar bile olmuştur. (Hayata ve AŞKA…)
  • Yetkin bir yaşam, sadece erdemli bir yaşam sürmekle elde edilebilir. (‘Gerçek’ İnsanın Yüzünde Yazar mı?)
  • Ibadetler, gündelik yaşamın olağan seyrine bir mola, ara vermedir. Ara veririz zira bu sayede insan olma kaderinin bizlere yüklediği gerçeklerle yüzleşme fırsatı yakalarız. Dünya hayatına yakarma esnasında bir nebze olsun ara veren, ayraç açan insan, içine batmış olduğu narsisizmden, kişilik davasından kurtulma imkânı bulur. En yüksek eşitlik haline yakarma sırasındaki kulluk bilinciyle ulaşılır. İnsan kardeşlerimizle esastan bir farkımız olmadığını algı ettikçe bu kez sahiden yükseliriz. Hayata ve insanlara bakışımız köklü bir halde değişmiş olur. (Psikoloji Varoluş Maneviyat)
  • .
    “Türk grup davranışının en belirgin özelliklerinden birisi nedir?” diye sorulsa, derhal, “gösteriş ve şatafat düşkünlüğü” diye yanıt veririm. Gerçekten de şu şekilde dikkat kesilip ülkemizdeki yaşam alanlarına baktığımızda geri bıraktırılmış bir ülkede olması ihtiyaç duyulan rasyonel davranış kalıplarıyla asla uyuşmayan, sosyopatiye ve mafiyöz oluşumlara çanak tutan bu gösteriş ve şatafat düşkünlüğünü derhal görürüz: Bin bir model arabaların doldurmuş olduğu yollarımız, giyim kuşamdaki marka merakımız, şehirlerimizin caddelerinde her insana şan olsun diye gezinen düğün alayları, sünnet merasiminden parti toplantılarına asla susmayan davul zurnalar, övünç vesilesi olan çocuklarımızı yolladığımız okullara ödenen paralar, yazlığımızın oda sayısı, köklerini ta nerelere kadar uzatmaya çalıştığımız soyumuz… Köklü bir Tasavvuf geleneğine haiz olsa da bu topraklarda mütevazılığın nişanesi olan postlar bile en lüks yaşamayı hak eden “mersedesli şeyhler” kılığına girmekte gecikmemiş.
    . (Türk Grup Davranışı)
  • Biz bir dilde tasfiye hareketine maruz kaldık. Güya öze doneceğiz derken dilin ana deposu olan gelenekle tarihle bağları acımadan sökülüp atıldı. Birfazlaca durum için benzeri mısaller verilebilir fakat konumuzla bağlantılı olduğundan dolayı, geçenlerde internette dolanan tarihçi Halil İnalcık hocaya atfedilen bir sözden bahsedeyim. Hoca, “stres” kelimesinin olur olmaz yerde kullanımına isyan ediyor ve şunları söylüyordu: “Bin kelimeyle iktifa edersek zihni melekelerimiz dumura uğrar. Herkesin ağzında bir stres. İyi de stresten maksadın ne güzelim? Dert mi, gam mı, kahır mı, üzüntü mi, gussa mı, yeis mi, tasa mı, mihnet mi, elem mi, üzüntü mü, kaygı mi, kasvet mi, nedamet mi, melal mi, enduh mu, hüzün mü, hüsran mı, hicran mı, ızdırap mı, inkisar mı, kâbus mu, hafakan mı, teessüf mü, teessür mü, vehim mi, bunalım mı,matem mi, gaile mi? Söyle hangisi?” (Psikoloji Varoluş Maneviyat)
  • .
    Dünyanın en disiplinli ordularını kurabilen, evlerinde konuklarına karşı görkemli bir saygı ve alicenaplık sunabilen Türkler, kendi yalnızlıklarıyla baş başa kaldıkları ve onlardan rasyonel davranma ve başkalarının haklarına saygı bekleyen trafik düzeninde beş otomobil bir şeritte muntazam bir halde bile ilerlemeyi başaramıyorlar.
    . (Türk Grup Davranışı)
  • Erich Fromm, özgürlük korkusunu işler birçok eserinde. Despotik rejimlerin var olabilmesini özgürlük korkusundan ödleri patlayanların sığınacak liman arama hissiyatlarına bağlar. Demek ki iradeyi, insanoğlunun kuralcılıkta ne kadar ileri gittiğinde değil, özgürlüğünü yönetebilme kapasitesinde arayacağız. Bu fark fazlaca mühim! (Hayatın Anlamı Var mı?)
  • Ibiza’da Orta Çağ’dan kalma bir güneş saatinin üstünde “Ultima multis”, yazar. Yani “Bugün birçok insanoğlunun son günü olacak.” (Hoşçakal)
  • Kierkegaard, umutsuzluğa ölümcül hastalık diyor. (Yalnızlık ve Umut)
  • ……..ruhsal aygıtımız da bilgili çabamızın karışamadığı bir işleyişiye haizdir. (Geçimsizler)
  • Cumhuriyet projesini şimdi daha iyi anladığımı sanıyorum. Atatürk’ün “Yurtta barış, cihanda barış” derken ve “uygarlık dersleri” benzer biçimde naif bir çabaya girişirken, aslolan olarak kara budunu artık savaşçı deposu olmaktan çıkarmayı, insanlık tarihinde mühim bir yeri olan Türklerin, bu büyük topluluğun, yalnızca savaşçılık değil bir kez de uygarlık adına söz almasını hedeflediğini görüyorum. (Türklerin Psikolojisi)
  • Bir insanoğlunun özelliklerini, güzel, çirkin, histerik, takıntılı olup olmamasını sadece âşık değilsek saptayabiliriz. Aşk, tüm bu tarz şeyleri siler, her insanın sevgilide gördüğünü âşık görmez; hepimiz için bayağı kabul edilen sevgili onun için herkesten farklıdır; mühim olan hakikaten bir fark olup olmaması değil, bizatihi “fark”tır. (Hayata ve AŞKA…)
  • Bir ilişki yaşandığı sırada mutlu ve olgunsanız, sanılanın aksine, bu şekilde bir ilişki kişisi vefat ettiğinde onun ölümünü kabullenmeniz daha kolay olur. (Ölme – Ölümün ve Geride Kalanların Psikolojisi)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri