Eğitim

Günah Üzerine Tartışma – Georges Bataille Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Günah Üzerine Tartışma – Georges Bataille Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Günah Üzerine Tartışma kimin eseri? Günah Üzerine Tartışma kitabının yazarı kimdir? Günah Üzerine Tartışma konusu ve anafikri nedir? Günah Üzerine Tartışma kitabı ne konu alıyor? Günah Üzerine Tartışma PDF indirme linki var mı? Günah Üzerine Tartışma kitabının yazarı Georges Bataille kimdir? İşte Günah Üzerine Tartışma kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Georges Bataille

Çevirmen: Selahattin Hilav

Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınları

İSBN: 9786052983454

Sayfa Sayısı: 100


Günah Üzerine Tartışma Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

GÜNAH FİKRİNDEKİ SONSUZLUK

üstüne

BİR TARTIŞMA

Georges Bataille, Jean-Paul Sartre,

Maurice de Gandillac, Jean Hyppolite,

Louis Massignon, Pierre Klossowski,

Arthur Adamov, Rahip Jean Daniélou,

Rahip Jacques Madaule…

Selahattin Hilav’ın çevirisiyle


Günah Üzerine Tartışma Alıntıları – Sözleri

  • Bataille’a bakılırsa var olmak, sıkılmaktır. Heidegger’in Langweile (can sıkıntısı) kavramıdır bu.
  • Günah, kişiyi umutsuzluğa sürdüğü, sıkıştırdığı ve inanca zorladı seviyede dünyanın değişmesini yeni bir şekil kazanmasını sağlar.
  • Bataille’a bakılırsa var olmak, sıkılmaktır.
  • Eylem demek olan olumsuzluk devamlı yıkıcıdır.
  • Gerçekten de ahlakçılık bir anlamda, tanrının lütfunun önündeki en büyük engeldir..
  • Kurban eden ve ona yardım eden, kurbanla Özdeşleşir; Şundan dolayı onların ikisi de öldürme anında, kendi hiçliklerinin üstüne eğilmişlerdir.
  • “Biz, mantığın bizlerden istediği kadar kolay yaratıklar değiliz. Mantık bizim birbirimizden ayrılmamızı ve varlıkları bölüp sınıflamamızı ister.”
  • Bugün de bayağı ahlakın temelini Çürüttüğümü düşünüyorum ve ben bunu, Sözü geçen ahlakın yükünü çekenlerin düşüncesinde ortaya çıkarmaya çalıştım.
  • Sartre : Mühim olan, konuşmadığınız anda işlediğiniz günahtır.
  • “Bataille’a bakılırsa var olmak, sıkılmaktır. Heidegger’in Langweile (can sıkıntısı) kavramıdır bu. Oysa kabahatli olmak, Tanrı karşısında ehemmiyet kazanmaktır.”


Günah Üzerine Tartışma İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Bataille’nın masaya yatırılmış olduğu bir oldukca meşhur ismin eşlik etmiş olduğu nefis bir terbiye sorgulaması. Fazla kuramsal, öykü benzer biçimde okumak için uygun değil fakat ne olursa olsun göz atılmalı. (Aleamoukht)

Kendi Kendini Yok Eden Yeni Bir Ahlak Teklifi: İyilik-fenalık problemi, terbiye felsefesiyle ilgilensin yada ilgilenmesin her insanoğlunun aklını kurcalayan ve herkesi ilgilendiren bir problemdir. Bataille bu probleme dair alışılmışın haricinde bir yaklaşımla onu yapı-söküme uğratır ve sonunda iyilik-fenalık kavramlarının sınırları genişler yada sınırlar hepten yok olur. Bu haliyle oldukça “postmodern” bir yaklaşımdır. Kendimin ve öteki filozofların Bataille’a dair görüş ve eleştirilerine geçmeden ilkin Bataille’ın fikirlerini özetlemek yerinde olacaktır.
Bataille’ın felsefesinde “aşırılık” ve “günah” kavramları mühim bir kıymet olarak kendine yer bulur. Ermiş ve günahkarların ortak biçimidir aşırılık; doğrusu sınırlarda yaşamak. Peki, günahın kıymeti nereden gelmektedir, günah iyi mi kıymetli olabilir ki?
Bataille’ın bu soruya cevabı şu izlektedir: günah – kişiliğin parçalanması – kontakt – iyilik. Evet, günahın bir kıymet olarak ortaya çıkışı bu aşamalardan geçmektedir. İletişimin kurulabilirliğinin önkoşulu olarak insanoğlunun içine kapanıklıktan kurtulması ve ruhunun bir açılım göstermesi gerektiği fikrinde olan Bataille, bu işlevi yerine getirecek olanın günah olduğu fikrindedir. Bu bağlamda günah tinsel yüceliğin ve ermişliğin de önkoşuludur. Yine bu bağlamda şu çıkarıma da varılabilir: Fenalık yapmamak/günah işlememek insanı iyi yapmaz. Şundan dolayı fenalık yapmayan insan, hiçtir. E o süre insan avına mı çıkalım, nasıl yapsak? diye bir sual getirebilirsiniz. Bu sorunuza Bataille net bir yanıt veremeyecektir, olsa olsa şu şekilde cevap verir: “Sorgulayın, gerisi kendiliğinden gelir.”
Eserde Bataille’a getirilen eleştirilerin bazılarından bahsedeyim. Bataille’a bakılırsa klasik terbiye ve dolayısıyla klasik dünya bunaltan, durağan bir yapıdadır, ki aslına bakarsanız onu aşmak, onun sınırlarını genişletmek istemesinin sebebi de budur. Lakin son kertede senin çizdiğin terbiye ve dünya da bunaltan değil mi sanki diyerek bir eleştiri getirir Klossowski. Tabii eleştirisini daha karmaşık, daha felsefi bir üslupla getirir fakat anlaşılır olması için benim üstteki cümleme de indirgenebilir eleştirisi. Sartre da Bataille’ın kullandığı “günah” teriminin bulanıklığı üstünden dem vurur: “Vır vır vır günah diyorsunuz, ne demek bu günah ya” edasıyla getirmiş olduğu eleştiri zannımca da mühim bir eleştiridir. Şundan dolayı Bataille aşmak istediği klasik terbiye kavramlarından, klasik dünyadan kopmamıştır; yeni bir terbiye olarak sunduğunu gene günah üstünden sunmak mecburiyetinde hissetmiştir. Hoş, kendi de bunun farkındadır ve irdelemenin daha anlaşılabilir olması için günah terimini kullandığını dile getirir, ne var ki bunu hepimiz yemez Bataille reis. Yine de Bataille dürüst bir insan, en azından eleştirileri tek kalemde silip atmıyor, almış olduğu eleştirilere bakılırsa yine şekil veriyor fikirlerine. Mesela alt aşama diyebileceğimiz ahlakı aşmak için bir üst terbiye önerdiğini, lakin bunu yaparken gene alt terbiye içinde bulunduğunu ve sadece alttan üste doğru bir eleştiri getirebildiğini, bundan dolayı de üst ahlakın da bir hiçliğe doğru sürüklendiğinin kendisi farkındadır sadece bu Bataille için mesele değildir. Şundan dolayı Hegel diyalektiğine dair azca-oldukca bilgisi olanlar bilir ki, sav ve antitezin sentezlenmesiyle ortaya çıkacak yeni şey, eskileri aşan fakat bir anlamda onları kapsayarak aşan bir mahiyettedir. Bu bağlamda, yeni terbiye da eleştirinin kemirgenliğinden nasibini almıştır ve silikleşmiştir diyebiliriz. Diyalektik yöntemiyle yok edilen günah teriminin bununla beraber üst terbiye terimi da yok edilmiştir. Belki de ortada kalan tek terbiye olan sorgulamak ahlakı, halihazırdaki en iyi ahlaktır.
Bataille’ın Alman filozoflardan etkilenmesi yalnızca Hegel’le sınırı olan değildir. Hegel’den diyalektiği, Nietzsche’den üst-insan ve üst-terbiye’ı, Kierkegaard’dan olumsuzluk üstünden tinsel yükselişi, Heidegger’den de can sıkıntısı kavramlarını alıp birbirleriyle sentezleyerek eklektik bir düşünce inşa etmiş ve öne sürmüştür Bataille.
Dünya bunaltan. Sıkılmak insanların baba mesleği. Günah işlemekte bunaltan olmayan, hatta başkaldırmanın dayanılmaz hafifliği diyebileceğim bir yan var. İnsan, günah işleyerek Tanrı ve dolayısıyla insan karşısında ehemmiyet kazanabilir, bir şekilde “ben buradayım” anlamına gelir bu sebeple günah işlemek. Yine de sırf bunlar için günah işlenmemelidir. (Günahı “seküler” anlamda kullanıyorum) İnsanın ben buradayım diyebilmesinin, kendini bulmasının ve gerçekleştirmesinin birçok yöntemi varken bir deva olarak günaha başvurmak aptalcadır. Günümüzde politik doğruculuk benzer biçimde post-truth olmaktan beslenen pozisyonlar vasıtasıyla o şekilde bir noktaya geliyoruz ki, kim doğru kim yanlış, kim haklı kim haksız, iyi olan ne fena olan ne… hepsi tek celsede silikleşiyor. Mesela biri katliam işliyor, toplumsal medyada cinayeti işleyen övülüyor, övenler içinde haksızlıkların yok edilmesi icap ettiğini korumak için çaba sarfeden feminist bir aktivist de olabiliyor vs. Kabul ediyorum, bazı karşıtlıkları birbirinden ayırt etmek kimi zaman güçleşebiliyor, fakat insan iyi mi “günah işlemek iyidir”, “aslında herkes haklıdır” benzer biçimde bir yargıya varabiliyor anlayabilmiş değilim. (İkinci yargıya Bataille varmıyor) Hülasa, tam bir akıl tutulması ve bu durumdan Bataille da nasibini almış. (Özkan Eken)

Daha ilkin incelemiş olduğum kitaplarda da ifade etmiştim. Genellikle yalnız kaldığımızda bu duygulara kapılırız diye. Evet, hakikaten de öyledir. Yalnız kaldığımız fakat hakikaten kendimizi dinleyebildiğimiz nadir durumlarda günahlarımızı hatırlarız. Bu tıpkı yeni ayrıldığımız sevgilimizin akşam yatağa yattığımızda aklımıza gelip de gönül sızısı vermesine benzer: Halbuki gündüz arkadaşlarımızla beraberken hiçbir şey hissetmiyorduk. Olaya birazcık değişik bir açıdan yaklaşıyorum; Georges Bataille’n Günah Üzerine Tartışma’sı bu şekilde bir kitap değil. Ben daha oldukca kitapların bende bıraktığı hisleri yazıyorum. Açığa çıkan duygularımı kağıt üstüne aktarıyorum. Bataille ve münakaşa grubu, felsefik açıdan yaklaşıyorlar vakaya. Belki de birazcık duygusal fakat çokça akılcı yaklaşmak gerekiyordur vakaya. Günah kavramından ilkin Tanrı terimi üstünde durmak gerekiyor. Eğer hakikaten bir Tanrı var ise tanımı gereği bir varlığı olmalı. Ve her şeyi yoktan var ettiğine bakılırsa her şeyin var olmasını istedi. Yani bunu tersine çevirirsek eğer ki Tanrı hiçbir şey yaratmak istemeseydi yaratmazdı. Ama yarattı ve varlıklarını sürdürmesine izin veriyor. O süre Tanrı’nın ve var ettiklerinin doğası gereği iyi olması gerekiyor. Burada şu şekilde bir mesele ortaya çıkıyor: O süre fenalık niçin var? Jeffrey Burton Russell’ın Kötülüğün Tarihi serisinde bu mevzu oldukca güzel bir halde incelenmişti. Hatta sayfada bu serinin yorumunu da bulabilirsiniz. Biz fenalık algısıyla devam edelim. -Fenalık aslına bakarsak bir günah değil midir zaten- Aquinas, yaptığımız kötülüklerin, çoğu zaman iyiyi yanlış yöntemlerle aramamızın sonucu bulunduğunu söyler. Gerçekten de bu şekilde mi? Yani zina işlerken gerçek tensel uyumu mu arıyoruz? Ya da faizle işlem yaparken aslına bakarsak neye ihtiyacımız olmadığını mı kavramaya çalışıyoruz? Ben pek o şekilde bulunduğunu sanmıyorum. Zina yapıyoruz bu sebeple yapmak istiyoruz. Faizle alışveriş kolayımıza geliyor bu sebeple fazlasını istiyoruz. Şundan dolayı insanız ve ister nefis ister özgür irade deyin, biz sınırsızlığı seviyoruz. Bunlar solipsistik doğrusu ben felsefeci ifadeler değildir. Gözlemlerimi aktarıyorum. Hepimiz dünyada çekilen acıları interaktif kanallardan görüyoruz. İnanılmaz kötülükler. Ya da işlenen en acımasız günahlar. Peki bu şekilde bir ortamda iyi mi olur da mutlak iyi bir yaratıcının varlığına inanabiliriz ki? “Epiküros bu konuda çeşitli açıklamalar getiriyor. 1-Eğer Tanrı kötülüğü engellemek istiyor ama gücü yetmiyorsa Tanrı mutlak güçlü değildir. 2-Eğer gücü yetiyor ama engellemiyorsa o zaman Tanrı mutlak iyi değildir. 3-Hem kötülüğü engellemeye gücü yetiyor hem de engellemek istiyorsa nasıl bu kadar çok kötülük var olabilir? 4-Veya ne gücü yetiyor ne de kötülüğü engellemek istemiyorsa neden ona Tanrı diyoruz? Başka bir deyişle Tanrı’nın ve kötülüğün aynı anda var olması mümkün değildir. Fakat biz kötülüğün var olduğunu biliyoruz ve bu yüzden Tanrı yoktur.” Peki durum hakikaten de Epiküros’un söylediği benzer biçimde mi? Tanrı, hakikaten de tamamen iyi bir dünya yaratamaz mıydı? Bence aslına bakarsanız yarattı. Nasıl mı? Adem ve Havva, yasak meyveyi yemeselerdi, bilmenin bilgisine haiz olabilirler miydi? Elbette hayır. Burada tartıştığımız mevzu Tanrı var mıdır yok mudur değil? Genel fikir olarak var olduğuna inanılan bir organizasyon için konuşuyoruz. Bu yüzden dinsel her şeyin varlığını kabul ederek açıklamalara devam etmeliyiz. Görüyoruz ki her şeyden evvel fenalık var oldu. Ancak kötülükle birlikte iyiliği öğrendik. İşlediğimiz suçun günah bulunduğunu gördük. Ve dinler buna sebep olanın Şeytan bulunduğunu söylüyor. Şeytan’ı bir varlık olarak değil de insan zihninin algıladığı şekliyle ele alırsak… Eğer insanoğlu yaşadıkları durumları gerçek olarak tanımlıyorsa bu durum neticeleri bakımından da gerçektir. Bilebileceğimiz tek gerçeklik görüngülerin gerçekliğidir. Bu yüzden Şeytan(doğrusu fenalık-günah) da bir görüngü olduğuna bakılırsa o süre Şeytan da gerçektir. Yani burada Şeytan’ı değil de zihnimizdeki algılanış biçimini bilebiliyoruz. Ama bu onun dehşetini hafifletmiyor. Fazla da uzatmak istemiyorum zira yazılara değil fotoğrafın kalitesine ehemmiyet verilen bir platform burası. O yüzden yavaştan noktalayalım. Bilmenin bilgisine haiz oldukça günah işledik ve kötülüğü yaydık. Ancak her seferinde Tanrı’ya dönmenin bir yolunu bulduk. Bakın burada fenalık yapanın yaptığından pişman olmasından ya da umursamazca kötülüğe devam etmesinden bahsetmiyorum. Birileri fenalık yaymaya devam ettikçe birileri devamlı iyilik yayıyor. İyilik her seferinde insanlığın vazgeçmediği bir argüman oluyor. Bu kadar kötülüğe karşın insanoğlu hala ümitli ve hala iyiliğin dünyaya egemen olacağına dair derin bir inanç besliyor. Galiba bu yüzden her filmin sonunda iyilik kazanıyor. Umarım gerçek dünyada da iyiliğin akıncıları kötülüğün kuvvetlerini bozguna uğratır. Herhangi bir dinin değil, insanlığın kazanması dileğiyle… (Anıl Haznedar)


Günah Üzerine Tartışma PDF indirme linki var mı?


Georges Bataille – Günah Üzerine Tartışma kitabı için internette en oldukca meydana getirilen aramalardan birisi de Günah Üzerine Tartışma PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Georges Bataille Kimdir?

Bataille 1897’de Billom’da hayata merhaba dedi. 1900’de ailecek Reims’e taşındı. 1917’den itibaren Paris’te “Ecole des Chartes”de okudu ve peşinden meslek eğitimini yaparken Bibliothèque Nationale de France’de kütüphaneci olarak çalıştı. 1942’ye kadar burada çalışan Bataille, bu tarihten sonrasında yakalandığı tüberküloz sebebiyle kütüphanecilik görevini bıraktı. 1949’da tekrardan Carpentras’da kütüphaneci olarak göreve başladı. Daha sonrasında aynı göreve Orléans’ta devam etti.Documents (1928), Acéphale (1937), Critique (1936) benzer biçimde etkili dergiler çıkardı. “Collége de sociologie”nin çalışmalarını yönetti. Kimi süre siyasal kimliğiyle öne çıktı, aydınlarla çeşitli gruplar oluşturdu, etkinliklerde bulunmuş oldu. Andre Breton veSartre ile sert polemikleri oldu. 1962’de Paris’te öldü. Kitaplarının tüm basımı 1972’de Foucault’nun desteğiyle gerçekleşti.


Georges Bataille Kitapları – Eserleri

  • Gözün Öyküsü
  • Göğün Mavisi
  • Rahip C.
  • İç Deney
  • Edebiyat ve Fenalık
  • Annem
  • İmkansız
  • Günah Üzerine Tartışma
  • Nietzsche Üzerine
  • Ölü Adam
  • Erotizm
  • Madam Edwarda
  • Din Kuramı
  • Eros’un Gözyaşları
  • Cinsellikten Dinselliğe Erotizm
  • Lanetli Pay
  • Bir Kadavra


Georges Bataille Alıntıları – Sözleri

  • Korkunçtu. Az rastlanır bir soğukkanlılık içinde olmasaydım, bir taş duvarın önündeymişçesine dingin bir halde, bu kin dolu makineleri seyrederek iyi mi ayakta kalabilirdim? Her gürültülü müzik parçası gecenin bir yarısında savaşı ve ölümü çağırmak için meydana getirilen bir büyüydü. Trampet gürültüleri, sonunda kanlı top ateşlerine dönüşmek umuduyla zirve noktasına varmıştı: Uzakta gördüğüm, harp düzeninde dizilmiş bir çocuk ordusuydu. Kımıldamıyorlardı, fakat kendilerinden geçmişlerdi. Görüyordum onları, oldukca uzakta değillerdi benden, ölüme gitme arzusuyla büyülenmişlerdi. Bir gün güneşin altında güle oynaya ilerleyecekleri, arkalarında can çekişenler ve ölüler bırakacakları uçsuz bucaksız tarlaları düşlüyor gibiydiler. (Göğün Mavisi)
  • Yaşamdan oldukca daha acı olan (bu sebeple yaşamın ölüm kadar kanlı ışıltısı yoktur) bu yükselen katliam dalgasında önemsiz şeylerden, kocakarıların gülünç yakarılarından öte bir şeyler görmek olanaksızdı. Alevlerin ve gök gürültülerinin karıştığı, yanmış kükürt kadar solgun, insanoğlunun soluğunu kesen büyük bir tutuşmaya yazgılı değil miydi her şey? Ansızın bir kahkaha atma isteği başımı döndürmüştü: Bu felaketin karşısında, bir kara gülmece, asla kimsenin bağırmaktan kendini alamadığı zamanlarda ortaya çıkan kasılmalara birlikte rol alan türden bir kara gülmece duygusu içindeydim. Müzik durdu: Yağmur da dinmişti. Yavaş yavaş gara döndüm. Tren harekete hazır durumdaydı. Bir süre peron süresince yürüdükten sonrasında bir kompartımana girdim; tren gecikmeden kalktı. (Göğün Mavisi)
  • Sosyal toplumlarda öykünmek bulaşıcıdır. (Cinsellikten Dinselliğe Erotizm)
  • Yeter ki bir insan resmi -ya da bu şekilde geçinen mülahazalara tamamen boyun eğmeyecek benzer biçimde olsun, yeter ki kendi yaşamını yerleşik otoritenin yıkımına adayan kişinin çekimine kapılmaya yatkın olsun, rahat ve çıkarlarına
    uygun bir dünya imgesinin onun için elverişli bir yanılsamadan başka bir şey olabileceğini sanmak güçtür. (Lanetli Pay)

  • İlkel insanların gözünde sertlik devamlı ölümün nedenidir.

    Her süre bir görevli vardır ve devamlı bir öldürme eylemi vardır.
    Ölümde oluşan güçlerden korunmak ve ondan kaçmak zorundayız.
    Ölünün maruz kalmış olduğu güçlerin bizde (diğerlerinde) de etkin olmasına rıza göstermemeliyiz. (Erotizm)
  • İnsan olmak, hakikati, adaleti istemekle aynı şey değil midir? (Edebiyat ve Fenalık)
  • “Neden yapıyorsun bunu?”
    “Görüyorsun,” dedi, “ben tanrı’yım…” (Madam Edwarda)
  • “Geriye kalan sessizliktir.” (Nietzsche Üzerine)
  • “Adalet’in müzikle uğraşmaya hazır o coşkulu sesini boğmak için sayısal üstünlüklerini ve aptallıklarının enerjisini kullanan alaycı ve ve iğrenç ahmaklar”ı betimler çoğunluk partisinin milletvekilleri. (Edebiyat ve Fenalık)
  • İnsanlar aynı anda iki duygunun esiridirler: uzaklaştıran korku ve saygınlık uyandıran hayranlık. Yasak ve ihlal bu iki zıt duygunun oluşturduğu tepkilerdir: yasak iticidir sadece hayranlık çekicidir ve ihlale götürür. Yasak ve tabu, kutsala bir anlamda karşı çıkar, sadece mukaddes, yarattığı hayranlıkla yasağı çekici kılar; bu bağlamda mukaddes güzelleştirilmiş yasaktır. (Cinsellikten Dinselliğe Erotizm)
  • Varoluş korkum sonunda mutlak egemen oldu. Ölmüş egemenliğim sokakta. Anlaşılamaz – Çevresinde bir gömüt sessizliği – Korkunç bir şeyin beklentisi içinde büzülüp saklanmış — Ama gene de hüznü hiçbir şeye aldırmıyor. (Annem)
  • ”Beni yazmaya zorlayan şey, sanırım, delirme korkusu.” (Nietzsche Üzerine)
  • Artık sınırlarım yok: içimdeki boşlukta gıcırdayan şey, ölmekten başka çıkışı olmayan tüketici bir acıdır… (İmkansız)
  • Bataille toplumda iki tane düzensizlik sebebi görmektedir: Ölüm ve cinsellik. (Eros’un Gözyaşları)
  • Olasılıklar içinde kaybolmuştuk. (Rahip C.)
  • Hepimiz, anlaşılması güç bir maceranın sonunda, bir başımıza ölen varlıklarız; fakat içimizde, yitirilen devamlılığın özlemi var. (Cinsellikten Dinselliğe Erotizm)
  • …”İnsan devamlı ruhunu kurtarabilir,”… (Göğün Mavisi)
  • Bataille toplumda iki tane düzensizlik sebebi görmektedir: Ölüm ve cinsellik. (Eros’un Gözyaşları)
  • Komik! bana ister panteist, ister tanrıtanımaz, ister tanrıcı deyin!… Ama göğe doğru haykırıyorum: “Hiçbir şey bilmiyorum” Ve gülünç bir sesle yineliyorum: (kimi zaman göğe bu şekilde haykırıyorum) “hiçbir şey, mutlak olarak hiçbir şey”. (İç Deney)
  • Diyonizos sarhoş bir tanrıdır, tanrısal aslı çılgınlık olan bir tanrıdır. Ama, çılgınlığın kendisi de tanrısal öze haizdir.
    Burada tanrısal, aklın kuralını reddetme anlamına gelmektedir. Dini yasaya, akla bağlama alışkanhğımız vardır. Ama ge­nel olarak dinleri oluşturan şeyi gözönüne alırsak bu ilkeyi red­detmemiz gerekir.
    Kuşkusuz din vardır, hatta bozguncu bir taban üstündedir; yasaların gözleminin dışına çıkar. En azından yönlendirdiği şey aşırılıktır, bu kurban etmedir, esrimenin tepesi olduğu şenliktir. (Eros’un Gözyaşları)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri