Eğitim

Salon Köşelerinde – Safveti Ziya Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Salon Köşelerinde – Safveti Ziya Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Salon Köşelerinde kimin eseri? Salon Köşelerinde kitabının yazarı kimdir? Salon Köşelerinde konusu ve anafikri nedir? Salon Köşelerinde kitabı ne konu alıyor? Salon Köşelerinde PDF indirme linki var mı? Salon Köşelerinde kitabının yazarı Safveti Ziya kimdir? İşte Salon Köşelerinde kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Safveti Ziya

Editör: Ruken Kızıler

Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

İSBN: 9786052957912

Sayfa Sayısı: 160


Salon Köşelerinde Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Safveti Ziya’nın ilk romanı olan Salon Köşelerinde 1898’de Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilmiş, sansürün gazabına uğramıştır. Yazar, II. Meşrutiyet’in ilanından sonrasında sansürün çıkardığı bölümleri ilave ederek, romanını aslolan biçimiyle 1912’de kitap olarak yayımlamıştır. Otobiyografik özellikler de taşıyan Salon Köşelerinde yüzyıl başlangıcında gündelik yaşamdaki Batılılaşmayı yansıtması açısından mühim bir eserdir. Tahir Alangu’nun nitelemesiyle “Türkiye’de yabancı aileler çevresindeki bir Türk’ün yaşayışını tasvir etmesi bakımından bütün o dönem romancılarının eksik bıraktıkları bir tarafı başarıyla tamamlamaktadır.”

Safveti Ziya (1875-1929) Servet-i Fünun yazınsal topluluğuna bağlı roman, öykü ve oyun yazarlarındandır. Tanzimat süreci maliye ve evkaf nazırlarından Musa Safveti Paşa’nın torunu, Maadin (madenler) Müdürü Ahmet Ziya Bey’in erkek evladıdır. Dedesi ve dedesinin babası Kırımlı Ebubekir Rıfat Efendi şairdi. Safveti Ziya İstanbul’da hayata merhaba dedi. 1892’de Mekteb-i Sultani’yi tamamladı. Hariciye Nezareti’nde kâtip olarak başladığı resmi görevinde Cumhuriyet döneminde teşrifat umum müdürlüğüne kadar terfi etti. Bir ara Şûra-yı Devlet üyeliğinde de bulunmuş oldu. 1929’da Büyükada’da Yat Kulübü’nde verilen bir baloda kalp sektesinden öldü. Edebiyat yaşamına Servet-i Fünun dergisinde öyküler yazarak süregelen Safveti Ziya’nın ilk romanı Salon Köşelerinde 1898’de gene bu dergide tefrika edildi. Aynı yıllarda Yıldız Böcekleri adlı romanı Resimli Kitap dergisinde tefrika edilmeye başlandıysa da yarım kaldı. Servet-i Fünun döneminde yazıya döktüğü öykülerini Bir Tesadüf, Bir Safha-i Kalp, Hanım Mektupları ve Kadın Ruhu adlarıyla kitaplaştırdı. Bundan sonrasında yazdığı öykülerini ise Silinmiş Çehreler Beliren Simalar adlı kitapta topladı. 1890’larda Beyoğlu’ndaki eğlence dünyasını mevzu almış olduğu Haralambos Cankiyadis adındaki oyunu döneminde beğenildi ve tiyatro tekniği bakımından da başarı göstermiş bulunmuş oldu. 1911’de Ziya adıyla bir de günlük gazete çıkaran Safveti Ziya’nın son kitapları olan Adab-ı Muaşeret Hasbihalleri ile Nasıl Giyinmeli ise Hariciye Nezareti’ndeki görevinin bir uzantısı olmasıyla birlikte yazınsal eserlerine de yansıyan yaşam biçiminin bir ifadesi sayılabilir. Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.


Salon Köşelerinde Alıntıları – Sözleri

  • Asıl, dünyada muhabbetin ne işe yaradığını bilmeyenlere, o yüce hissi takdir edemeyenlere, kalplerinde mukaddes, aziz bir hayal taşımayanlara acımalısınız.
  • Emniyet ve aşk hiçbir vakit birlikte yaşayamaz.
  • Doğrusu ben aşk nedir bir türlü anlayamıyorum…
  • Kimse kimsenin kalbini bilmez. Bazen bir kahkaha, bir gözyaşı her şeyi örter!
  • “… Emniyet ve aşk hiçbir vakit birlikte yaşayamaz…”


Salon Köşelerinde İncelemesi – Kişisel Yorumlar

~83° | Salon Köşelerinde: Merhaba.
Bu, hayatım süresince okuduğum en mükemmel aşk romanıydı!
Her önüne gelenin, toplumdaki belli başlı yerleşmiş arzuları doyurmak adına, sadece aslına bakarsak aşk hakkında en küçük bir fikre haiz olmadan aşk romanları yazdığı günümüzde, işte o yazar adaylarına, 1898 senesinde yazılan bu kitap okutulmalı. Böylece bir aşk romanının hangi niteliklere haiz olması icap ettiğini anlayacaklardır. yazar/i196’nın kitap/kitap–9319 adlı kitabının ”Kafka Güneşi” şeklinde adlandırılmış ve sunuş niteliğindeki kısmında yazar/i853 ne demişti? ”Kuşkusuz, bir yazarın tesirinde kalmak onun şeklinde yazmak değildir; onun ışığında yazmaktır. Sözcükleri yan yana getirirken onun soluğunu duymaktır.” Bu kitabı okuyan her insanın yazar/i7532’nın tesirinde kalacağını ve aşk romanı yazmak şeklinde bir gayeleri var ise da onun ışığında ve onun soluğunu duyarak yazacaklarına inanırım. Bu da doğal ki fazlaca satmak gayesiyle mümkün mertebe erotik sahne biriktirmenin lüzumsuzluğunu gözler önüne serecektir.
Bu kitabın temel amacı yabancı ve çoğunlukla Fransız ve İngiliz aileler çevresinde yaşayan bir Türk’ün yaşayışını tasvir etmek. Sabah kalk, mektuplarını denetim et, o gün içinde hangi mösyö, madam, mister ya da missus’ın evindeki kahvaltıya, vals partisine, dedikodu keyfine ya da akşam yemeğine çağrı edildiğini öğren ve tüm gün oradan oraya koş. Ayrıca pek fazlaca miss ile tanışacağını da unutma. İşte bu, Şekip Bey’in bir günü! Ancak onda batılılaşmayı yanlış anlamış bir züppe tipi sezemedim. Yabancı ailelerle bir aradayken Türk bulunduğunu unutmayan, lüzumlu anlarda kendi kültüründen bahseden fakat Türkler içinde zehir şeklinde yayılan bilgisizlik ve onu takip eden esarete büyük bir hüzün duyan biri Şekip Bey. Kendisi milliyetçi bir âşık.
Periyodunun sorunları ara ara tespit edilirken kurgulanan, Şekip Bey ve Miss Lydia arasındaki aşk hikâyesi pek fazlaca duyguyu birden yaşatıyor. Şekip Bey ile birlikte mutlu olduğum, heyecanlandığım, merakla beklediğim fakat bir taraftan da üzüldüğüm pek fazlaca sahne vardı. Ben kitabın sonlarına doğru birazcık duygulandım. Hatta içimden şunu dedim, ”Olur da Şekip Bey hüngür hüngür ağlamaya başlarsa kesinlikle ben de ona eşlik edeceğim.” Okuması zevkli bir kitap. İsmi ve kapak resmi de muhteşem uyuyor.
Franz Kafka’nın Aforizmalar’ına da bir araştırma yazmıştım.
gonderi/132095167
Keyifli okumalar! (Kaan Ata Önder)

Edebiyat tarihçilerince değişik biçimlerde değerlendirilen Salon Köşelerinde, yüzyıl başlangıcında gündelik yaşamdaki Batılılaşmayı yansıtması açısından mühim bir eserdir. Tahir Alangu’nun nitelemesiyle “Türkiye’de yabancı aileler çevresindeki bir Türk’ün yaşayışını tasvir etmesi bakımından tüm o dönem romancılarının tamamlanmamış bıraktıkları bir tarafı başarı ile tamamlamaktadır.”
(Arka Kapak)
Kimse kimsenin kalbini bilmez. Bazen bir kahkaha, bir gözyaşı her şeyi örter!
(s:105)
Türk Edebiyatıni merak edenler keyıfle okunası bir yapıt.
OKUYUN OKUTUN (Hande gunkut)

Merhabalar sevgili okurlarım
Umarım iyisinizdir öyleki olmanızı umuyorum 🙂
Bugün size “Safveti Ziya, Salon Köşelerinde “kitabının incelemesini yapacağım:
●Lydia ( Batı medeniyetinin zarafeti içinde doğup büyümüş Nadir ince ve nazik bir karakter .)
●Şekip ( Doğulu fakat gündelik hayatta batılılaşmayı temsil eden o balo senin bu balo benim heveslerle yaşayan bir karakter)
Değerli okurlarım size gene tutkulu bir aşkın pençesinden ayrılarak yazıyorum salon köşelerinde balolarda eğlencelerde kendini yetiştirmiş olan ve nereye giderse gitsin Türk erkekleri içinde dans etmesi hitabı giyimi ile en iyisi olarak anılan bir karakter olan Şekip bigün baloda Lydia isminde bir kız ile tanışır fazlaca güzel bir kız değildir, Şekip beyin tanımıyla fakat nazik ince zarif bir karakter olması Şekip beyi etkisinde bırakır ve her davette her baloda danslarda en önde gelen çağrılan bir karakterdir Lydia ve gene bir davette Şekip Bey ile karşılaşır ve Türk erkeklerinin dans vals bilmediği konusunu tartışırken Madam Jackson Şekip Bey en iyi valsörlerimizden biridir der. Lydia ve Şekip in aşkı Burada cereyan eder bir süre dans ettikten sonrasında Lydia ondan ve dansından etkilenir ve yanında getirmiş olduğu deftere şekip beyin adını soyadını ve imzasını ister Lidya çoğu zaman gittiği her baloda yanında götürmüş olduğu defterine onunla o gece en güzel dans eden kişinin adını soy adını ve imzasını alır bu ona bir hatıra olarak kalır Şekip konuşma esnasında Liydaların kısa bir süreliğine İstanbul’a geldiklerini öğrenir ve 8 ayın sonunda gideceklerini duyar ve buna nedenini bilmediği şekilde fazlaca üzülmektedir. Ve kitabın sonunda da korkmuş olduğu şey başına gelir Lydia ona gönül verir ve gideceğini ona tekrar kavuşamayacağını bilmiş olduğu için sevse de pek bu aşka yanaşmaz Hatta aşklarının bir süreci onu kendinden uzaklaştırmak için şekibe yapmış olduğu eziyetlerle geçer gene de Bu Eziyetler onların aşkına daha da arttırmaya yarar romanın sonunda 8 ay dolmuştur ve Lydia bir trene binerek şekibe veda eder romanın sonu bu şekilde biter aşk ve özgürlük bana kucağına açıyordu fakat heyhat ! şeklinde sonlandırılır.
● romanda fazlaca fazla tamlamalar fazlaca fazla mekan fazlaca fazla karakter ana karakter olmasa da karakter bulunmaktadır. Ben burada ana karakterleri aldım o dönemde üretilmiş yabancı sözcükler kelimeler vardır Mesela Hülyaperest şeklinde hurdahaş letafet, istirham, pürhalecan, pürsevdayık, mustarip şeklinde bir fazlaca kelimeye rastlarız doğal olarak bazıları o döneme ilişik bazıları genel kullanımdır, tamlamadır.
● bana gore daha fazlaca doğu batı sentezi meydana getirilen ve Türkiye’de çoğu zaman birçok romanlarda da gördüğümüz şeklinde Türk’ün yaşayışını yabancı aileler ile olan ilişkisini tasvir etmektedir. Kendinden önceki romancılara gore daha başarı göstermiş kullanmıştır bunu kendinden sonraki romancılar da Yakup Kadri de görebiliriz ben Yakup Kadri’nin kendi okuduğum eseri olan Sodom ve Gomera adı kitabında da buna rastlamıştım aynı şekilde oda fazlaca güzel Tasvir etmekte ve anlatmaktadır.
● servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen bu yapıt istibdat süreci sansürünün gazabına uğrar ve Sansürün sebebiyle çıkarılan bölümler ilave edilerek kitap olarak yayınlanmış bir eserdir.
● Şekip Lida ile olan aşkına şu şekilde dile getirir o geceden sonrasında hislerimizi (dans gecesinden bahsetmektedir )safhalara ayırmak lazım gelseydi nefret Devri teslimiyet Devri Sevda ve Ayrılık adlarıyla 3 devreye bölebilirdim bu birbirine zıt hisler o denli muntazam cereyan etmiş Bir histen öteki hisse geçişte gönlünüz o aşama uyum göstermişti.
Bu kitaptaki aşk tam olarak bu şekilde tanımlanabilirdi sanırım süreci anlatması bakımından başarı göstermiş fakat birazcık bunaltan bir yapıt uzun vakit alıyor okurken ümit ederim incelememi beğenir ve ilgi duyarak okursunuz fena bir roman değil okunması ihtiyaç duyulan kaliteli ve sabır gerektiren önemliii yapıt 🙂
iyi okumalar arzuluyorum. (Hasret)


Salon Köşelerinde PDF indirme linki var mı?


Safveti Ziya – Salon Köşelerinde kitabı için internette en fazlaca meydana getirilen aramalardan birisi de Salon Köşelerinde PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Safveti Ziya Kimdir?

Safveti Ziya (d. 1875, İstanbul – ö. 1929, İstanbul) Türk roman ve hikâye yazarı. Servet-i Fünûn topluluğunun öne çıkan isimlerinden biridir. Profesör Mina Urgan’ın eniştesidir.

Hayatı

1892’de Galatasaray Lisesi’ni tamamladı. Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştı. Bir süre Danıştay üyeliği yapmış oldu. 1929’da Prag elçiliğine atandı. Ancak göreve başlamadan kısa bir süre ilkin İstanbul Büyükada’da kalp krizinden öldüğü için gore başlayamadı.

Yazarlık kariyeri

Edebiyat hayatına devrin Servet-i Fünûn dergisinde hikâyeler yayımlayarak başladı. İlk hikâyesi ‘Onların Ruhu’ Servet-i Fünûn dergisinde gösterildi. Aynı dergide gösterilen ‘Hanım Mektupları’ adlı minik hikâyeleriyle ilgi uyandırdı. İlk romanı Salon Köşelerinde de gene bu dergide 1898’de tefrika edildi. Daha sonrasında ise 1912’de kitaplaştı. Halit Ziya Uşaklıgil Kırk Yıl adlı adlı Anı türündeki eserinde Safveti ziya hakkında bir “züppe” tipi çizer.


Safveti Ziya Kitapları – Eserleri

  • Salon Köşelerinde
  • Bir Safha-i Kalb
  • Silinmiş Çehreler Beliren Simalar


Safveti Ziya Alıntıları – Sözleri

  • Emniyet ve aşk hiçbir vakit birlikte yaşayamaz. (Salon Köşelerinde)
  • “… Emniyet ve aşk hiçbir vakit birlikte yaşayamaz…” (Salon Köşelerinde)
  • Doğrusu ben aşk nedir bir türlü anlayamıyorum… (Salon Köşelerinde)
  • Asıl, dünyada muhabbetin ne işe yaradığını bilmeyenlere, o yüce hissi takdir edemeyenlere, kalplerinde mukaddes, aziz bir hayal taşımayanlara acımalısınız. (Salon Köşelerinde)
  • Kimse kimsenin kalbini bilmez. Bazen bir kahkaha, bir gözyaşı her şeyi örter! (Salon Köşelerinde)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri