Eğitim

Yeditepe Öyküleri – Abidin Dino Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Yeditepe Öyküleri – Abidin Dino Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Yeditepe Öyküleri kimin eseri? Yeditepe Öyküleri kitabının yazarı kimdir? Yeditepe Öyküleri konusu ve anafikri nedir? Yeditepe Öyküleri kitabı ne konu alıyor? Yeditepe Öyküleri PDF indirme linki var mı? Yeditepe Öyküleri kitabının yazarı Abidin Dino kimdir? İşte Yeditepe Öyküleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Abidin Dino

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750708978

Sayfa Sayısı: 88


Yeditepe Öyküleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Abidin, gençlik yıllarında, arada bir Tophane’deki esrar tekkelerine uğradığını, o yöredeki yosmalarla, esrarkeşlerle, toplumun lümpen tabakasıyla ‘tanıştığını’ anlatırdı. O günlerden kalan birçok deseninde bu insanların yüzlerini görürüz. Yetmiş yıldan fazla bir süre sonrasında, Yeditepe Öyküleri, onları kitaplıkların karanlık köşelerinden bulup çıkaran yorulmaz Turgut Çeviker’in çabalarıyla, işte bu desenlerden birkaçının eşliğinde okuyucuya ulaşıyor.”

FERİT EDGÜ

Abidin Dino’nun 1934-1940 yılları aralığında yazıya döktüğü bu beş ufak öykünün, devrin Türk öykücülüğünde benzeri olmadığı görülüyor. Buna karşılık, bu öyküler, Ferit Edgü’nün deyişiyle, acayip bir şekilde İzak Babel’i anımsatıyor, onun Odessa Öyküleri’ni.Yeditepe Öyküleri’ni, Dino’nun ardında bıraktığı “kâğıtlar” içinde bulunan iki kısa film öyküsüyle ilk kez gösterilen üç öykü eşliğinde sunuyoruz.


Yeditepe Öyküleri Alıntıları – Sözleri

  • —Kalem nedir?
    —Geçici bir rüzgar.
    —Kalemi bent etmenin çaresi nedir?
    —Yazmaktır.
  • Yeditepe gemiye benzer, akşamüstü denizlere açılır, direkleri, ışıkları ve insanlarıyla birlikte sabahı arar.
  • Sisler içinde batan gemiler, kendi seslerini kendileri bile duymazlar.
  • İntihar yaşamı ölüme yeğlemektir. Oysa, ben ikisine de ilgisizim.
  • Tepeler ne kadar yeşil, şehirler ne kadar çiçekli olursa olsun, işin içyüzünü bilenler için kara gene karadır.
  • Yeditepe {hiç de} bildiğiniz benzer biçimde değildir. Yeditepe, yedi derya, yedi rüzgar, yedi gurbet bağlar.
  • Derken denizlerden haber gelir; Uskumru geliyor! “Uskumru geliyor” çığlıklarını işiten hamile hatunlar çocuk düşürür, Rum balıkçılar ıstavroz çıkarır, mi­narelerde müezzinler haykırır, askerler slm verir; meyhane müşterileri ayağa kalkar, genelevde faali­yet durur, deniz dibinde iki sıra çurçur, iki sıra kayabalığı heyecanla haykırır: Yaşa, yaşa, bin yaşa!
  • Başınızdan geçti mi bilmiyorum, ölüm haberi gelirken insanoğlunun kulak zarı zonklar, saçları dimdik olur, masalara çıkar, susar, beklersiniz.
  • Reis ne bilsin ki hanımefendilerin ve denizin hafızası yok!


Yeditepe Öyküleri İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Abidin Dino’nun hemen hemen 17-18 yaşlarında yazmaya başladığı bu hikayeleri okurken yer yer algılayamadığımı söylemek durumundayım. Sanırım çokça kitaba mevzu olan alkol, esrar ve afyon triplerinin bir çeşit kurgulanma halleri de yansımış. Yine de yazılı edebiyatımızda bahsi geçen ortamlara dair mühim bir kaynak teşkil ediyor. Ülkemiz için ( ki her ne kadar uzaklaşmak durumunda kalmış olsa da ) fazlaca kıymetli bir sanatçı, ve düşünürdür benim gözümde Abidin Dino. Sanırım haiz olduğu kültürel birikim ( hem doğu, hem batı ) ve bu birikimin süzgecinden geçen tüm yazıları benim için kıymet teşkil ediyor. Abidin Dino’nun bu birikimlerini merak eden okurlar için ise yazdığı her şey ilgi çekicidir diye düşünüyorum. (Hasan Tan)

Kitabımız iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde öyküler isimlendirilmemiş ve 5 öyküden oluşuyor. Öykülerin dili bana gore ağır olsa da yazıldığı süreci düşününce bir şey diyemiyorum. 1930lu yıllarda Servet-i Fünun döneminde gazetede yayınlanmış. Öykülerde o döneme ilişkin içki, bayanlar, sarhoşluk, uyuşturucu benzer biçimde mevzular üstünde duruluyor. İkinci bölüm adlandırılmış 6 öyküden oluşuyor. Dili ilk bölüme nazaran daha mütevazı. Galiba en sevdiğim öykü “konserve kutusu” oldu.
Herkese iyi okumalar… (Gizemm)

dizginleri koparacak kadar hızla giderken at üstünde zıplaya zıplaya yazılmış benzer biçimde. coşkulu bir şeylerdi. birileri gösteriş satıyor, meydanları inletiyor birileri de sarhoş sarhoş masalarda uyukluyordu (grammgeber)


Yeditepe Öyküleri PDF indirme linki var mı?


Abidin Dino – Yeditepe Öyküleri kitabı için internette en fazlaca meydana getirilen aramalardan birisi de Yeditepe Öyküleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Abidin Dino Kimdir?

Divanı Muhasebat Müdürü Rasih Bey ile müzik ve edebiyatla ilgili bir hanım olan Saffet Hanım’ın oğlu olan Abidin, ailenin beşinci evladı idi. Doğduğu yıl ailesi Cenevre’ye, arkasından Fransa’ya yerleştiğinden çocukluğu Avrupa’da geçti.

1925’te ailesiyle beraber İstanbul’a döndü. Robert Kolej’de tahsil görmeye başladı. Ilkin babasının ve arkasından annesinin ölümünden sonrasında sanata olan ilgisinin ağır basması sebebiyle öğrenimini yarıda bıraktı ve ağabeyi ozan Arif Dino’nun desteğiyle fotoğraf, karikatür ve yazı alanında kendini geliştirmeye başladı.lk çizimleri Yarın gazetesinde, ilk yazıları Artist dergisinde 1930’lu yılların başlangıcında yayımlandı. Bu yıllarda Nazım Hikmet’in Sesini Kaybeden Kent (1931) ve Bir Ölü Evi (1932) adlı kitaplarına kapak desenleri de çizdi ve kendini fazlaca genç yaşta “ressam” olarak kabul ettirdi. Halkın Dostu Gazetesi’nde piyasaya çıkan Atatürk’ü mevzu alan, çizgilerle süslü röportajı ile Atatürk’ün de takdirini topladı.

1933 senesinde “D Grubu” adlı sanat grubunun kurucuları içinde yer aldı. Bu grubun amacı, memlekette sanatın gelişmesini ve yayılmasını sağlamak, fikir yanı ağır basan resimler yaparak, batıdaki modern akımlarla boy ölçüşecek yenilikler getirmekti.Aynı yıl Türkiye’nin Kalbi Ankara adlı belgesel filmi çekmek için Türkiye’ye gelen Sovyetler Birliği’nin meşhur yönetmenlerinden Sergey Yutkeviç bir sergide resimlerini görüp beğendi. Yutkeviç’in filmini izleyen Atatürk, kendisinden bir Türk gencini yetiştirmesine olanak olup olmadığını sormuştu. Böylece Yutkeviç, Dino’dan dekoratör ve ressam olarak çalışmak suretiyle kendisiyle SSCB’ye gelmesini istedi. Dino, 1934 senesinde beyazperde öğrenimi görmek suretiyle SSCB’ye gitti ve üç yıl kaldı. Üç yıl boyuncaLeningrad’da Eisenstein ve Yutkeviç’in yanında makyajdan dekora, rejiden senaryoya tüm yönleriyle beyazperde eğitimi aldı. Yutkeviç’in yönettiği Madenciler filmimizde çalıştı. Bu dönemde sol fikirlerle tanıştı. 1937’de II. Dünya Savaşı sebebiyle Sovyetler Birliği tüm yabancı öğrencileri geri gönderince Leningrad’dan ayrılmak mecburiyetinde bırakıldı.

Dino, Sovyetler Birliği’nden sonrasında Londra’ya ve sonrasında da Paris’e gitti. İspanya’daki iç harpte Cumhuriyetçiler safındaki internasyonal gönüllü tugaylar bünyesinde savaşmak için Paris bürosuna başvurduysa da cumhuriyetçiler açıkça yitirmek suretiyle olduğundan kabul edilmedi. 1937’de yerleştiği Paris’te ressam ve dekoratör olarak film çekim çalışmalarında bulunmuş oldu. Gertrude Stein, Tristan Tzara, Eisenstein, Andre Malraux ve Pablo Picasso benzer biçimde devrin önde gelen sanatçılarıyla dostluklar kurdu.Abidin Dino 1939’da Türkiye’ye döndü, 1941’de dostlarıyla Yeniler Grubu’nu oluşturdu. Grubun açmış olduğu ve Liman çevresindeki balıkçıları mevzu alan sergi, büyük ilgi uyandırdı.

Dino, çizgi ve desenlerin ön plana çıkmış olduğu resimlerinde işçi ve köylü tiplerini örneksiz bir üslupla işledi. Başlangıçta Picasso’nun tesirinde kalan sanatçı, daha sonraları yapıtlarında örneksiz ve mahalli bir senteze ulaştı.

Çeşitli dergilerde çizgi ve yazılarıyla halktan yana, gerçekçi bir sanat görüşünü savundu. İlk sayısı 18 Kasım 1938’de çıkan S.E.S (Sanat.Edebiyat.Sosyoloji) adlı derginin çıkmasına büyük katkı veren sanatçı, bu derginin kapanmasından sonrasında pek fazlaca başka mecmua çıkardı. Amacı, faşizm ile mücadelede mümkün olduğunca fazlaca kişiyi harekete geçirmekti. Türkiye Komünist Partisi’nin mühim üyelerinden birisi oldu.Liman Sergisi’nin açıldığı 1941 senesinde Abidin Dino, siyasal nedenlerle ilkin Mecitaslı’ne (Çorum), sonrasında Adana’ya sürgüne gönderildi. Adana’da Türk Sözü gazetesini yönetti. “Kel” adlı bir oyun yazdı, sadece oyun derhal toplatıldı. Çukurova’nın pamuk işçilerini mevzu alan resimler yapmış oldu ve heykel ile ilgilenmeye başladı. 1943 senesinde yazar ve dilbilimci Güzin Dikel ile evliliğe ilk adımını attı. Sürgün sona erince İstanbul’a döndü.1950’de “Çingeneler” adlı filmin senaristliğini yazdı, senaryo yasaklandı.1952’de yurt dışına çıkış yasağı kalkınca kati olarak Paris’e yerleşti. 1954’ten itbiaren sekiz yıl süresince Paris’teki Mayıs Salonu sergilerine katıldı. Fransa, Cezayir, Amerika benzer biçimde değişik ülkelerde sergiler açtı. Fransa Plastik Sanatlar Birliği onur başkanlığı New York Dünya Sanat Sergisi danışmanlığı benzer biçimde görevlerde bulunmuş oldu.

‘İşkence’, ‘Atom Korkusu’, ‘Savaş ve Barış’, ‘Çıplaklar’, ‘Dört Kent’, ‘Dağ-Deniz’ benzer biçimde birçok yapıtı çeşitli galeri, müze ve koleksiyonlarda yer aldı.

1966’da yönettiği Dünya Futbol Kupası’nı mevzu alan “Gol” adlı belgesel filmle İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi tarafınca yönetmen Robert Joseph Flaherty anısına verilen belgesel film ödülünü aldı.

1968 talebe vakaları esnasında Paris sokaklarında yürüyüşlere, toplantılara katıldı, sokaklardaki etkinlikleri çizdi. Türkiye’deki ilk kişisel sergisini 1969’da açarak Paris çalışmalarının bir bölümünü gösterdi.

1979 senesinde Fransız Plastik Sanatlar Birliği”nin Onursal Başkanlığı’na seçildi, 1989’da Fransız Kültür Bakanlığı’nın Sanat ve Edebiyat Altın Şövalye Nişanı ile ödüllendirildi.

Zaman süre Türkiye’de kişisel sergiler açan Abidin Dino’nun sergileri içinde “Eller, Parmaklar, Acılar, Acayipler, Tedirginler, Domatesler” başlıklı sergisi (1984, İstanbul) ve “Bu Dünya Sergisi” (1987, İstanbul) vardır. El motiflerinden oluşan heykeli 1993’te Maçka’ya yerleştirildi. Aynı yıl, ‘Biçimden Öte’ ve ‘Acıyı Çizmek’ adlı kitaplarını yayımladı.

1990’da troid kanseri teşhisi konan sanatçı, 7 Aralık 1993 günü Paris’te yaşamını yitirdi. Cenazesi İstanbul’a getirilerek Aşiyan’daki aile mezarlığında toprağa verildi.


Abidin Dino Kitapları – Eserleri

  • Ölüm mü? Ne Buluş!
  • Nâzım Üzerine
  • Sinan
  • Yeditepe Öyküleri
  • Sensiz Her Şey Renksiz
  • Kısa Hayat Öyküm
  • Eller
  • Pera Palas
  • Abidin Londra’da
  • Adana Yazıları
  • El Yüz
  • Gören Göz İçin Fikret Mualla
  • Kızılbaş Günlerim
  • Kültür, Sanat ve Politika Üstüne Yazılar
  • Ne Güzel Çocukluktu
  • Verese Kel
  • Toplu Yazılar
  • Güzin Dino – Abidin Dino Mektupları
  • Acıyı Çizmek


Abidin Dino Alıntıları – Sözleri

  • “İz bırakmak. Bundan başka ne ki resim yapma dürtüsü?” (Eller)
  • Gelgelelim İstanbul devamlı, hem evvel kestirilemeyen, hem de apansız değişimlere sahne olmuştur… (Pera Palas)
  • Büyükler “çocuk” ister illa, bir de bebeklere mesele (dilleri yetse) büyükleri istiyorlar mı bakalım ? (Kısa Hayat Öyküm)
  • Padişah bile olsa insanoğlu haddini bilmeliydi. (Sinan)
  • Ölüm gelip geçtikten sonrasında salt eller kalır aslına uygun. (Eller)
  • İstanbul şehrinin kurtarılışı 1453’te başlamış ve Süleymaniye’nin bittiği güne kadar sürmüştür. (Sinan)
  • Sert ve siyah kirpiklerinden öperim, onlar alnıma değse, isteksizliğim kalmayacak. (Güzin Dino – Abidin Dino Mektupları)
  • Kahve telvesinin vaatlerine güvenerek yaşayan sanatkâr fincan dibinde ki coğrafyadan ümidini kesti.
    Sanat sanat için, sanat kendin için,sanat komşun için cinsinden muskaları bırakıp başımızın çaresine bakalım. (Toplu Yazılar)
  • Felek, “Yürü yâ kulum!” demeye görsün, devşirmenin başına devlet kuşu bile konabilirdi günün birinde. (Sinan)
  • Şairler ölmez.
    Hiç kuşkusuz.
    Ama görmüş olacaksınız, dostluklar da ölmüyor… (Nâzım Üzerine)
  • Yine de ölmekle, dünyadan ayrılmak kadar zordu doğmakla dünyaya alışmak. (Kısa Hayat Öyküm)
  • Saray benzer biçimde adam, içi dışı bilinmedik cinsten. (Kültür, Sanat ve Politika Üstüne Yazılar)
  • Dört ayaklı bir mahluk olan atın gözlerine dikkatli baktınız mı asla? Parmaksız bacaklarının küt uçları, ne verecek, ne de bir şey alacak durumda, böylece at ne fotoğraf yapabilir, ne de okşayabilir. Gözlerinin sonsuz kederi işte bu yüzden. (Eller)
  • Reis ne bilsin ki hanımefendilerin ve denizin hafızası yok! (Yeditepe Öyküleri)
  • Bedri Rahmi – maazallah – cehenneme gitse, cehennemin bile sevilecek bir tarafını bulur. (Kültür, Sanat ve Politika Üstüne Yazılar)
  • Sevgimizde aşınma şöyleki dursun, yepyeni dalbudaklar fışkırmış her taraftan, hangisine bakacağıma şaşırdım, hem de ne güzelleştin! (Sensiz Her Şey Renksiz)
  • Tüm bunların hiçbiri umurumda değil, seninle birlikte bir Sputnik hızı ile dünyayı dolanıyorum durmadan, başka bir şey bilmiyorum. (Sensiz Her Şey Renksiz)
  • Derken denizlerden haber gelir; Uskumru geliyor! “Uskumru geliyor” çığlıklarını işiten hamile hatunlar çocuk düşürür, Rum balıkçılar ıstavroz çıkarır, mi­narelerde müezzinler haykırır, askerler slm verir; meyhane müşterileri ayağa kalkar, genelevde faali­yet durur, deniz dibinde iki sıra çurçur, iki sıra kayabalığı heyecanla haykırır: Yaşa, yaşa, bin yaşa! (Yeditepe Öyküleri)
  • Mikelanj’ın Zapata isminde birine yazdığı mektupta söylediği benzer biçimde: “Ne süre büyük bir ressam – ki öylesi azca – suni ve düzmece görünen bir iş yapmışsa, bu sahtelik gerçektir; bir yerde daha büyük bir gerçek, yalan olur.” (Kültür, Sanat ve Politika Üstüne Yazılar)
  • “ey sevgili kardeş, kimi süre öylesine iyi biliyorum ki istediğimi. hem hayatımda hem resmimde Allah’sız edebilirim, fakat hastalığıma karşın, kendimden büyük olan bir şey var ki onsuz edemem. bu hayatımdır, yaratma gücüm.”
    Van Gogh (Gören Göz İçin Fikret Mualla)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri