Eğitim

Zaman Tamircisinin Dükkânı – Berna Uslu Kaya Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Zaman Tamircisinin Dükkânı – Berna Uslu Kaya Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Zaman Tamircisinin Dükkânı kimin eseri? Zaman Tamircisinin Dükkânı kitabının yazarı kimdir? Zaman Tamircisinin Dükkânı konusu ve anafikri nedir? Zaman Tamircisinin Dükkânı kitabı ne konu alıyor? Zaman Tamircisinin Dükkânı PDF indirme linki var mı? Zaman Tamircisinin Dükkânı kitabının yazarı Berna Uslu Kaya kimdir? İşte Zaman Tamircisinin Dükkânı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Berna Uslu Kaya

Yayın Evi: İzgören Yayınları

İSBN: 9786056573910

Sayfa Sayısı: 118


Zaman Tamircisinin Dükkânı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Geçmişten gelen bir hikâye bugünle buluşunca neler olur ? Gelecekte de devam edeceğini gösteren tüm işaretlere karşın, dönemin hâlâ saatlerin içine sıkıştığını düşünmeye devam mı etmek gerekir ?

Birkaç çocuk, sonrasında birkaç delikanlı ve birkaç insanın hikâyesi bu. Yaşadıkları bilmeceyi çözerken kendi hayatlarını da yaşamayı dikkatsizlik etmeyen, dostluğu, arkadaşlığı, akraba olmayı özetleyen bir kitap.

Zaman Tamircisinin Dükkânı, kurgusuyla, üslubuyla ve içeriğiyle sizleri fazlaca eski dönemlere götürecek.

İzgören Yayınları’nın son kitabı okuyucusuyla buluşmaya hazır.


Zaman Tamircisinin Dükkânı Alıntıları – Sözleri

  • Karacam…. Zamana verdiğin kıymet, kendine verdiğin değerdir. Öyleki insanoğlu vardır ki devamlı geçmişi ve geleceği düşünmekten şimdiyi yaşayamaz. Kimi insan da vardır ki yaşamış olduğu anın kıymetini bilip yaşamını onurlandırır. Kime sorsan süre hızlıca akıp geçmektedir. Kime sorsan yaşam su şeklinde akıp bitmektedir. Oysa ilk insandan bu yana süre ne hızlıdır ne de yavaş. Yüzlerce yıl evvel bulunan saat, bugün hâlâ aynı şekilde ilerliyorsa, süre her insana adil davranıyor anlama gelir.
  • “Osmanlı batıya kapısını açtığında, saatini doğru ayarlamadı oğlum. Doğunun süre algısıyla batının saatlerine ayak uydurmaya çalıştıkça toplumsal hayatta bitmeyecek bir ikiliğin fitilini ateşledi. Osmanlı halkı niçin batılılaşması icap ettiğini bilmiyordu. Batılılaşma şeklinde bir ihtiyacı yoktu. Oysa Osmanlı toprak kaybediyor, bunu telafi etmek için de ordunun batılı düzene sokulması icap ettiğini düşünüyordu. Başlangıçta yalnız orduda süregelen yenilikler zaman içinde Osmanlı Sarayı’nın yaşayış biçiminde de görülmeye başlandı. Ardından bu yenilikler yansılamak edilerek varlıklı ailelerin yaşam biçimine girdi. Bir zamanlar tüm dünyanın göz bebeği olan İstanbul, içten içe bu taklitçilikle kemirildi. Başta Beyoğlu olmak suretiyle tüm İstanbul, yepyeni bir hayata uyanıyordu o yıllarda. İnsanların pek bir çok, bilhassa gençler, batının modasını, yaşamını yansılamak ederek batılı bulunduğunu düşündü. Kendini bilmeden, başka bir çağdaş yete iyi mi geçilirdi ki?
    Oysa Batı bugüne kimseyi yansılamak ederek gelmedi. Düşün Karaca.…… Batı rönesansı, reformu ve coğrafi keşifleri yaparken ve kendi aydın zümresini kurarken yüzyıllarca emek verdi. Ortason zamanların sonunda Batı, kendi kaynaklarını okuyarak küllerinden dünyaya geldi. Bizde ise durum ne kadar değişik değil mi? Biz zamanı kendi ruhumuzda taşımayı unuttuk oğlum. Bu yüzden mekânın değişimi bizlere acı veriyor. Kendini tanımadan, başkasını öğrenemez kimse.”
  • Zaman, zaman içinde değil; insanoğlunun vicdanıyla onarım olur.
  • Her insan kendi zamanının tamircisi, her insan kendi dönemin hırsızıdır.
  • Karaca, Hayri, Ali, Selim… Onlar savaşın kucağına doğan son nesildi. Kiminin babası, kiminin anası… Tarihin içine gömülmüşler, tekrar da geri gelmemişlerdi. Belki de en fazlaca bu nesil korktu kaybetmekten. Belki de en fazlaca onlar sevginin kıymetini bildi. Yıkılan bir imparatorluğun külleri, onların “gelecek” dedikleri umudun üstünde yeşerdi ve onlar gözlerini saatlerin ritminde yaşlandırdı. Saatçi oldukları için değil, bekledikleri içindi umutları; beklemesini, sabretmesini bildikleri için… Gidip gelmeyen; göçüp dönmeyenleri bekleyendi onlar. Cumhuriyet onların ektiği tohumlarla yeşerdi, onların çektikleri yokluk ve acı, şimdinin ormanları oldu. Karaca, Hayri, Ali, Selim… Adları her devirde değişti. Onlara “genç nesil” denildi ve süre her devrin neslini sınadı. Her devir kendi zamanının savaşını verdi. Kimi bunu süngüyle, topla, tüfekle yapmış oldu. Kimi de…
  • “Zamana verdiğin kıymet kendine verdiğin değerdir. Öyleki insanoğlu vardır ki devamlı geçmişi ve geleceği düşünmekten şimdiyi yaşayamaz.
  • “Osmanlı batıya kapısını açtığında, saatini doğru ayarlamadı oğlum. Doğunun süre algısıyla batının saatlerine ayak uydurmaya çalıştıkça toplumsal hayatta bitmeyecek bir ikiliğin fitilini ateşledi. Osmanlı halkı niçin batılılaşması icap ettiğini bilmiyordu.
  • ”…bağlılığın alışkanlıklarımızdan gelen bir tarafı bulunduğunu da farkettim. Mesela Selim Leyla’ya aşık değildi kim bilir, ona aşık olma biçimine bağlıydı. Belki de onun, bir günde vazgeçmiş olduğu aşk değil, bağlılığı, alışkanlıklarıydı.”
  • ”Aşk için ağlamak da güzeldi; hatta acı çekmek… İnsana gülmek de ağlamak da yakışıyor. Selim bunu başardı bence. Aşık oldu fakat vazgeçebildi de. Bir çok kez körü körüne, hastalıklı duygularla bağlanıyoruz bir şeylere. Bağlandığımız şeyi elimizde tutmak için ruhumuzu hasta ettiğimiz de oluyor. Hatta o bağ insanların boynuna dolanıyor. Ne garip, oysa bağları atan da kendisi, düğümü boynuna saran da.
    Sonra kurtulmak için çırpınan da.”


Zaman Tamircisinin Dükkânı İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Zaman terimini anlatırken karakterlerin aile ve arkadaşlık ilişkileri, devrin toplumsal ve zamanı özellikleri şeklinde değerlerle bağlantılar kurulması romanı sürükleyici kılmış. Bengü saatin hikayesi fazlaca merak uyandırıcıydı hakkaten. Konu ve kurgu bakımından Momo kitabını hatırlattı bana. Ayrıca yazarın edebiyat tahsilinin olduğu dilin akıcılığından fazlasıyla belli oluyor.
Her yaştan insanoğlunun okuyabileceği muhteşem bir kitap. (Resurgam)

24 yaşımdayım ve uzun süredir bu tatta bir kitap okumamışım. Bu kitabın bu kadar azca okunmuş olması şaşırttı açıkcası. Oldukça anlaşılır bir kitap. Devamlı kitabın içindesin. Merak ediyorsun ve elinden bırakamıyorsun. Birkaç yazım ve noktalama hatası var bir yerdede çelişki farkettim sadece anlayamamış da olabilirim. Bu biçim kitapları seviyorum. Belli bir konusu var ve bu mevzuyu öykü eşliğinde değişik bakış açılarıyla araştırma fırsatın oluyor. Burdada saati, zamanı, sadakati ve dostluğu kimi zaman klasik fakat hoş bir bakış açısıyla görme şansım oldu. Kitabı okumanızı tavsiye ederim. Bence durup bi düşünmenizi sağlayacak güzel bir kitap. (Rabia)

Zaman tamircisinin dükkanı: Sizi alıp götürmüş olan, ısı veren bir kitap. Merak duygusu roman süresince eksilmiyor. Kafamızda oluşan probleminin cevabına yaklaştıkça yeni bir sual oluşuyor. Karakterlerin her birinin hikayesi öteki biriyle kesişirken yeni bir öykü doğuyor. (Gülşah GÖKÇE ÇOBAN)


Zaman Tamircisinin Dükkânı PDF indirme linki var mı?


Berna Uslu Kaya – Zaman Tamircisinin Dükkânı kitabı için internette en fazlaca meydana getirilen aramalardan birisi de Zaman Tamircisinin Dükkânı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Berna Uslu Kaya Kimdir?

Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliğinden 2007 senesinde mezun oldum. Aynı yıl üniversitemde “Yeni Türk Edebiyatı” ana bilim branşında yüksek lisans programına başladım. “Peyami Safa’nın Romanlarında Mutsuzluğun Kaynakları” isminde tezimle 2009 senesinde yüksek lisansı bitirdim. 2010 senesinde, BLIS’te göreve başladım. 2011 senesinde ilk romanım Süveyda çıktı. 2012’de de bir süre ara verdiğim bilimsel niteliği olan dünyama döndüm. Balıkesir Üniversitesinde doktoraya başladım. Bu yıl doktoram biter diye umuyorum. 2015 Temmuz ayında da ikinci romanım Mim çıktı. Bu arada, tüm yaşamımı kucaklayan Hüma isminde bir kızım var.


Berna Uslu Kaya Kitapları – Eserleri

  • Zaman Tamircisinin Dükkânı
  • Süveyda
  • Kalbine Dokun
  • Mim
  • Safderun Alafrangadan Kötücül Entellektüele


Berna Uslu Kaya Alıntıları – Sözleri

  • Her insan kendi zamanının tamircisi, her insan kendi dönemin hırsızıdır. (Zaman Tamircisinin Dükkânı)
  • “Her kim savaşmaktan vazgeçerse, gider. Gitmeyecek olandır benim beklediğim.” (Süveyda)
  • “Kitapları kafasında taşıyan insanlardan kork, şu sebeple yüreğin imbiğinden geçmeyen cümleler insanda kibir denilen illeti yaratır. Sen sen ol, kitap kılıflarından post yapmış olup, ayıplarını örtenlerden uzak dur.” (Süveyda)
  • “Direnişime karşılık kayıplarımdır.” (Süveyda)
  • “Gittiğin yeri bilmeden gitmek tehlikelidir.” (Süveyda)
  • ”…bağlılığın alışkanlıklarımızdan gelen bir tarafı bulunduğunu da farkettim. Mesela Selim Leyla’ya aşık değildi kim bilir, ona aşık olma biçimine bağlıydı. Belki de onun, bir günde vazgeçmiş olduğu aşk değil, bağlılığı, alışkanlıklarıydı.” (Zaman Tamircisinin Dükkânı)
  • Karaca, Hayri, Ali, Selim… Onlar savaşın kucağına doğan son nesildi. Kiminin babası, kiminin anası… Tarihin içine gömülmüşler, tekrar da geri gelmemişlerdi. Belki de en fazlaca bu nesil korktu kaybetmekten. Belki de en fazlaca onlar sevginin kıymetini bildi. Yıkılan bir imparatorluğun külleri, onların “gelecek” dedikleri umudun üstünde yeşerdi ve onlar gözlerini saatlerin ritminde yaşlandırdı. Saatçi oldukları için değil, bekledikleri içindi umutları; beklemesini, sabretmesini bildikleri için… Gidip gelmeyen; göçüp dönmeyenleri bekleyendi onlar. Cumhuriyet onların ektiği tohumlarla yeşerdi, onların çektikleri yokluk ve acı, şimdinin ormanları oldu. Karaca, Hayri, Ali, Selim… Adları her devirde değişti. Onlara “genç nesil” denildi ve süre her devrin neslini sınadı. Her devir kendi zamanının savaşını verdi. Kimi bunu süngüyle, topla, tüfekle yapmış oldu. Kimi de… (Zaman Tamircisinin Dükkânı)
  • “Bekleyiş zamanı çoğaltıyor.” (Süveyda)
  • Ne yaşarsan yaşa, kalbindeki iyilik ülkesini hep hatırla, kumbaranı güzellikle doldur. Şimdi elime uzan, gözlerime bak ve kalbine dokun. (Kalbine Dokun)
  • “Biz Rum ilinde Bulgar, Türk ilinde Türk olanlardan mıyız? Bak şu çiçeklere, toprak değişik güller aynı. Yalnız değişik kokarlar.” (Süveyda)
  • “Zamana verdiğin kıymet kendine verdiğin değerdir. Öyleki insanoğlu vardır ki devamlı geçmişi ve geleceği düşünmekten şimdiyi yaşayamaz. (Zaman Tamircisinin Dükkânı)
  • ”Aşk için ağlamak da güzeldi; hatta acı çekmek… İnsana gülmek de ağlamak da yakışıyor. Selim bunu başardı bence. Aşık oldu fakat vazgeçebildi de. Bir çok kez körü körüne, hastalıklı duygularla bağlanıyoruz bir şeylere. Bağlandığımız şeyi elimizde tutmak için ruhumuzu hasta ettiğimiz de oluyor. Hatta o bağ insanların boynuna dolanıyor. Ne garip, oysa bağları atan da kendisi, düğümü boynuna saran da.
    Sonra kurtulmak için çırpınan da.” (Zaman Tamircisinin Dükkânı)
  • “Osmanlı batıya kapısını açtığında, saatini doğru ayarlamadı oğlum. Doğunun süre algısıyla batının saatlerine ayak uydurmaya çalıştıkça toplumsal hayatta bitmeyecek bir ikiliğin fitilini ateşledi. Osmanlı halkı niçin batılılaşması icap ettiğini bilmiyordu. (Zaman Tamircisinin Dükkânı)
  • “Delirmek, belirmenin kanıtı sayılır.” (Süveyda)
  • “Osmanlı batıya kapısını açtığında, saatini doğru ayarlamadı oğlum. Doğunun süre algısıyla batının saatlerine ayak uydurmaya çalıştıkça toplumsal hayatta bitmeyecek bir ikiliğin fitilini ateşledi. Osmanlı halkı niçin batılılaşması icap ettiğini bilmiyordu. Batılılaşma şeklinde bir ihtiyacı yoktu. Oysa Osmanlı toprak kaybediyor, bunu telafi etmek için de ordunun batılı düzene sokulması icap ettiğini düşünüyordu. Başlangıçta yalnız orduda süregelen yenilikler zaman içinde Osmanlı Sarayı’nın yaşayış biçiminde de görülmeye başlandı. Ardından bu yenilikler yansılamak edilerek varlıklı ailelerin yaşam biçimine girdi. Bir zamanlar tüm dünyanın göz bebeği olan İstanbul, içten içe bu taklitçilikle kemirildi. Başta Beyoğlu olmak suretiyle tüm İstanbul, yepyeni bir hayata uyanıyordu o yıllarda. İnsanların pek bir çok, bilhassa gençler, batının modasını, yaşamını yansılamak ederek batılı bulunduğunu düşündü. Kendini bilmeden, başka bir çağdaş yete iyi mi geçilirdi ki?
    Oysa Batı bugüne kimseyi yansılamak ederek gelmedi. Düşün Karaca.…… Batı rönesansı, reformu ve coğrafi keşifleri yaparken ve kendi aydın zümresini kurarken yüzyıllarca emek verdi. Ortason zamanların sonunda Batı, kendi kaynaklarını okuyarak küllerinden dünyaya geldi. Bizde ise durum ne kadar değişik değil mi? Biz zamanı kendi ruhumuzda taşımayı unuttuk oğlum. Bu yüzden mekânın değişimi bizlere acı veriyor. Kendini tanımadan, başkasını öğrenemez kimse.” (Zaman Tamircisinin Dükkânı)
  • “Kahve çekirdeğinin kokusu yazıya sinmezse, yazının karası erken silinir.” (Süveyda)
  • “Ben bir kere yandım, o nedenle Cehennem ateşinden korkmuyorum.” (Süveyda)
  • Zaman, zaman içinde değil; insanoğlunun vicdanıyla onarım olur. (Zaman Tamircisinin Dükkânı)
  • Mart ayının ilk haftasında,iki mezarın ortasında bahtına ağlayan bir bayan vardı adı: Süveyda. Saçlarını çözdü:Kara…Bahtına yandı:Kara…Toprağa baktı:Kara…Hem acı,hep acı soludu:Baba…Hoca…Mart ayının ilk haftasında,iki gömüt içinde,feryadı yüreğini delen bir bayan vardı adı:Süveyda… Ve Yekta’nın susan bağrında bir kara nokta vardı,çürümedi asla Süveyda (Süveyda)
  • Karacam…. Zamana verdiğin kıymet, kendine verdiğin değerdir. Öyleki insanoğlu vardır ki devamlı geçmişi ve geleceği düşünmekten şimdiyi yaşayamaz. Kimi insan da vardır ki yaşamış olduğu anın kıymetini bilip yaşamını onurlandırır. Kime sorsan süre hızlıca akıp geçmektedir. Kime sorsan yaşam su şeklinde akıp bitmektedir. Oysa ilk insandan bu yana süre ne hızlıdır ne de yavaş. Yüzlerce yıl evvel bulunan saat, bugün hâlâ aynı şekilde ilerliyorsa, süre her insana adil davranıyor anlama gelir. (Zaman Tamircisinin Dükkânı)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri