Eğitim

15 Temmuz Öncesi ve Sonrası – İlker Başbuğ Kitap özeti, konusu ve incelemesi

15 Temmuz Öncesi ve Sonrası – İlker Başbuğ Kitap özeti, konusu ve incelemesi

15 Temmuz Öncesi ve Sonrası kimin eseri? 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası kitabının yazarı kimdir? 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası konusu ve anafikri nedir? 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası kitabı ne konu alıyor? 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası PDF indirme linki var mı? 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası kitabının yazarı İlker Başbuğ kimdir? İşte 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: İlker Başbuğ

Yayın Evi: Doğan Kitap

İSBN: 9786050936810

Sayfa Sayısı: 176


15 Temmuz Öncesi ve Sonrası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu kitabın 15 Temmuz mevzusunda aklı karışıklar için muhteşem bir kılavuz olacağına inanıyorum. Zira benim için öyleki oldu.

-Ahmet Hakan-

İlker Başbuğ 15 Temmuz’un öteki darbelerden farkını ortaya koyan ve bu farktan yola çıkarak alınacak önlemlerin de değişik olması icap ettiğini söyleyen ilk isim oldu. Onun Tarafsız Bölge’de söyledikleri, toplumun 15 Temmuz’a bakış açısını doğru bir yörüngeye oturttu.


15 Temmuz Öncesi ve Sonrası Alıntıları – Sözleri

  • Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü siyasal etki ve düşüncenin üstündedir
  • Askerler ölmez, sükunet içinde kaybolur..
  • “Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışında ve üstündedir.”
  • Cemaat mensupları Türk Silahlı Kuvvetleri’ne iyi mi sızdı? Bu sızmalara niçin engel olunamadı? Silahlı Kuvvetler bu kişileri iyi mi tespit edemedi? Sorun burada düğümleniyor. Bugün eğer bunu çözücü tedbirler alamazsak, yarın Gülen Cemaati yerine başka bir şey de gene aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri içine girebilir ve kendi eylemleri açısından hareket edebilir.
  • Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler , dervişler , müritler , meczuplar memleketi olması imkansız. En doğru ve en hakiki tarikat , uygarlık tarikatıdır. Medeniyetin komut ve taleplerini yapmak , insan olmak İçin kâfidir.
  • İyi durum da olmayan ülke yönetimi için tek çıkış yolu vardır. O da meşruti idarededir. Bunu sağlayacak tek güç de ordudur.
  • Askeri liseler Türk ordusunun, millete oluşturulan bir penceresidir. Asker-millet ilişkisinin oluşmasında, karşılıklı sevginin doğmasında mühim bir bölgeleri vardır.
    Unutulmasın ki, zamanı miraslarından vazgeçen ve unutan milletlerin geleceğinin sağlam temellere dayandığını söyleyemeyiz.
  • 3 Temmuz 2011’de Fenerbahçe’ye şike davası açıldı. Bu süreçte dik duran, başkanından, son taraftarına kadar gerçek bir savaşım veren Fenerbahçe inanılmaz bir zamanı direniş gösterdi.


15 Temmuz Öncesi ve Sonrası İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Mutlaka okunulmalı ve okutulmalı…
Hani diyorlar ya Hitler ‘in Kavgam adlı eseri zamanında anlaşılmış olsaydı;
Belki de 2.Dünya Savaşı olmayacaktı…
İşte,
İlker Başbuğ şeklinde gerçek paşaların (içinde çürüklerde yok değil mi var doğal olarak) bilgilendirme mesajlarını ve korkularını Hükümet Yetkilileri dikkate almış olsaydı kim bilir 15 Temmuz FETÖ ihaneti zamanından ilkin engellenmiş olacaktı…
Zor bir Ülke Türkiye,
Zor bir coğrafya’da yaşıyoruz,
Haklıya haklı,
Bu FETÖ belasıyla savaşım eden bir Sayın Cumhurbaşkanı oldu. Bu kitapta’da açıkça ifade edilmekte..
Ama insan düşünmeden edemiyor,
Keşke o savaşım hız kesmeden devam etseydi…
A Parti,
B Parti meselesi değil bu,
Memleket meselesi…
15 Temmuz ‘a kadar Cemaat’e kol kana geren , göz kulak olup, sonradan “amannn ben yeni uyandım” diyip işin içinden çıkanların hâlâ orada burada vazife yapmasına insan üzülüyor.
Hepimiz biliyoruz bu adları…
Ve anlam veremiyor insan,
Sayın Cumhurbaşkanı niçin bunlara hâlâ vazife veriyor..?
Amacımız politika yapmak değil doğal olarak…
Biz kim politika yapmak kim…
Amann her neyse,
Zor ülke,
Zor coğrafya…
Ve yaşanılan nice zorluklar…
Ve daha yaşanılacak olan aslolan zorluklar…
Yarınlar iyi olacak mı peki?
Sınırımıza 120 bin Suriyeli daha dayanmış,
İRAN sınırında elini kolunu sallayarak geçen Afgan, Pakistanlı göçmenlerin olduğu bir ülke de yarınlarımız… (!) karanlık..
Ya ben fazlaca karamsarım,
Ya okuduklarımın tesirinde kalıyorum,
Ya da kafaya boş boş takıyorum…
Keşke Bu Ülke ‘nin kaymağını Türk – Kürt, Alevi – Sünni kısacası Cumhuriyeti kuranlar olarak hepimiz yiyebilsek…
Suriye nereeee biz nereeee?
Kendi memleketimizde üçüncü derslik insan muamelesi görmek hakikaten zoruma gidiyor…
Amann her neyse,
En iyisi bu biçim kitaplar okumamak.
Bu kitabı ‘okuyun ve okudun’ demekten vazgeçiyorum,
Bana kalırsa okumayın, okutmayın.
Bu ülke de mutlu olmanın en kestirme yolu bilgisiz kalmak valla…
Keşke bilgisiz olsaydım..
Belki de okumuş cahilim de kendimden haberim yok…
Ama okumuş bilgisiz olsam mutlu olmam gerekirdi..
Neyse ney…
İyi geceler… (M.G)

Ülkemizin içine girmiş olduğu son bunalım periyodunu en başından ele alarak özetleyen yapıt röpörtaj havasında bilgiler sunmakta.Bir devrin genelkurmay başkanlığını meydana getiren,başarı göstermiş bir asker İlker Başbuğ’un bakış açısından 15 Temmuzun oluşum süreci ve bugünlere uzanan yapılanmanın sual cevaplarla ortaya konan özeti.Askeriyede cemaat oluşumunu ve darbe girişimini fazla ayrıntıya girmeden açıklayan “15 Temmuz Öncesi ve Sonrası”, bilinmeyenleri gün yüzüne çıkarıyor. (ANDAÇ KUTAY SAKA)

Kitaba başlamadan ilkin anlaşılırlığı açısından tereddütlerim vardı fakat İlker Başbuğ tane tane ve onlarca defa tekrarlayarak açıklamış her şeyi. Röportaj kısmında adım adım gidilmiş ve fazlaca açıklayıcıydı. Yeterince bilgisi olmayan biri bile kolayca anlayabilir. Bu kitabı taşların yerine oturması açısından yararlı görüyorum. (Yagmur)


15 Temmuz Öncesi ve Sonrası PDF indirme linki var mı?


İlker Başbuğ – 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası kitabı için internette en fazlaca meydana getirilen aramalardan birisi de 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı İlker Başbuğ Kimdir?

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 26. Genelkurmay Başkanı. Görevini 30 Ağustos 2008 tarihinde, 25. Genelkurmay Başkanı Mehmet Yaşar Büyükanıt’tan devralmış olan Başbuğ, TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası ve TSK Onur Madalyası sahibidir. Başbuğ 9 Ağustos 2010 tarihinde meydana getirilen Y.A.Ş. sonrasında görevini 27. Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’e bırakmıştır.

Mehmet İlker Başbuğ, 29 Nisan 1943 tarihinde Afyonkarahisar’da dünyaya gelmiştir. Balkan Savaşı’ndan sonrasında Makedonya’nın Manastır şehrinden Türkiye Karaman’a göç eden ailesi hemen sonra Afyonkarahisar’a yerleşmiştir. İlkokulu Afyon 27 Ağustos İlkokulu’nda, ortaokulu Afyon Lisesi’nin orta kısmında okuduktan sonrasında Kuleli Askeri Lisesi’ne gitmiştir. 1962 senesinde Kara Harp Okulu’ndan mezun olan Başbuğ, 1963 senesinde Piyade Okulu’nu başarıyla tamamlamış oldu. 1963-1971 yılları aralığında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı birimlerde vazife alan Başbuğ, 1973 senesinde Kara Harp Akademisi’ni bitirerek kurmay subay ünvanı aldı.

Kara Harp Akademisi’nden mezun olmasının peşinden Genelkurmay Plan Harekât Daire Başkanlığında Karargâh Subaylığı, Kara Harp Akademisi Öğretim Üyeliği, Belçika / Brüksel’de NATO Uluslararası Askerî Karargâhında Cari İstihbarat Plan Subaylığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Prensipler Başkanlığı Savunma Araştırma Şube Müdürlüğü ve 51’inci Piyade Tümeni 247’nci Piyade Alay Komutanlığı görevlerini yürüten Başbuğ, ek olarak İngiltere Kara Harp Akademisi ve NATO Savunma Koleji’ndeki eğitimlerini de başarıyla tamamladı.

1989 senesinde Tuğgeneral rütbesine terfi ettirilen Başbuğ, 1993 senesinde ise Tümgeneral’liğe terfi ettirildi. Tümgeneral olarak Belçika’da, Milli Askeri Temsil Heyeti Başkanı olarak vazife yapmasının peşinden 1997 senesinde Korgeneralliğe terfi ettirilen Başbuğ, Korgeneral olarak vazife yapmış olduğu sırada 2. Kolordu Komutanlığı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreter Başyardımcılığı görevlerinde bulunmuş oldu.

2002 senesinde Orgeneral rütbesine terfi eden İlker Başbuğ, 30 Ağustos 2008 tarihinde, Mehmet Yaşar Büyükanıt’dan Genel Kurmay Başkanlığı görevini devralarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı ünvanını aldı.

TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası ve TSK Onur Madalyası sahibi olan Orgeneral İlker Başbuğ, Sevil Başbuğ ile evlidir ve çiftin iki evladı bulunmaktadır.

Başbuğ 9 Ağustos 2010 tarihinde meydana getirilen Y.A.Ş. sonrasında görevini 27. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’e bırakmıştır.

İlker Başbuğ, Emekliliğinde kitap yazmaya başladı.

6 Ocak 2012 tarihinde “silahlı terör örgütü yöneticiliği ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamalarından tutuklandı. 5 Ağustos 2013 tarihinde Mahkemenin karar duruşması yapılarak kararın açıklanması planlanıyor.

Yazdığı Kitaplar :

2011 – Terör Örgütlerinin Sonu

2012 – 20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Mustafa Kemal

2012 – 20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Atatür


İlker Başbuğ Kitapları – Eserleri

  • Suçlamalara Karşı Gerçekler
  • Nasıl Bir Türkiye
  • Osmanlı’dan Cumhuriyete Güç Odaklarının Mücadelesi
  • Ergenekon’dan Çıkış
  • 20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal
  • 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası
  • Sorunlarla Yüzleşmek
  • Unutulan Ada Kıbrıs
  • 20. Yüzyılın En Büyük Lideri Atatürk
  • Türkiye Cumhuriyeti’nde Güç Odaklarının Mücadelesi
  • Terör Örgütlerinin Sonu
  • Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler
  • Türkiye Cumhuriyeti’nde Güç Odaklarının Mücadelesi
  • Mustafa Kemal Atatürk (2 Cilt)
  • Güç Odaklarının Mücadelesi


İlker Başbuğ Alıntıları – Sözleri

  • Ermeni ihtilalcilerin amaçları öteki milliyetçi ihtilalcilerinkinden fazlaca farklıydı. İtalya’da yaşayan insanoğlu İtalyan idi ve İtalyan devrimcileri çoğunluğun yönettiği bir devlet istiyorlardı. Polonyalı milliyetçiler, Rus bir azınlık tarafınca yönetilen ve bastırılmış bir çoğunluk olan Polonyalılar için bir devlet oluşturmak istiyorlardı. Aynı şey tüm dünyada geçerliydi, şekilleri her ne olursa olsun, iyi ya da fena, milliyetçiler en azından çoğunluğun kendini yönetebileceği bir devlet için savaştılar.
    Ermeni milliyetçileri için bu bu şekilde değildi. Ermeni isyancıları, kendilerinin nüfusun %20’sinden daha azca bir kısmını oluşturdukları bir toprağı ele geçirmek için savaştılar. Altı vilayet dedikleri bölgede, Müslümanlar Ermenilerin dört katı fazlaydı. Polonyalılar, İtalyanlar, Özbekler, Cenup Afrikalılar, Cezayirliler ya da İrlandalıların aksine, Ermeniler imparatorluk tarafınca yönetilen büyük bir çoğunluk değildiler. Çoğunluğu yenerek topraklarını ele geçirmek isteyen minik bir gruptular. Ülkelerinin düşmanlarından yardım alan minik bir gruptular; şundan dolayı dışarıdan yardım almadan Müslüman çoğunluğu yenmeleri imkânsızdı.
    Eğer başarı göstermiş olsalardı, Ermeni milliyetçileri ne yapacaktı? Balkanlar’daki Türklerin acı kaderini örnek vererek gösteriyor tarih bunu bizlere. Bir Ermenistan kurmanın tek yolu çoğunluğu sürmek ya da öldürmekti. İhtilalciler Müslümanları saf dışı etmediği sürece, Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulamazdı.
    Osmanlıların Ermeni isyancılara verdiği karşılık her düşünüldüğünde, bu gerçek hatırlanmalı. Osmanlılar bir tek iktidarlarını savunmuyorlardı. Çoğunluğun yönetimini reddedenlere karşı çoğunluk olan halkı savunuyorlardı. Dahası, isyancılar başarıya ulaştıkları takdirde isyancıların öldüreceği ya da yurtlarından süreceği insanları savunuyorlardı. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)
  • Mustafa Kemal Atatürk’e nazaran; önder, ülkesinin ve ulusunun şerefi ve kurtuluşu için çalışandır. Kendilerini ilahlaştırmak için çalışanlar önder olması imkansız. Kamu hizmetinin en yüce şekli, egoist olmayan çabadır. (20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal)
  • İyi durum da olmayan ülke yönetimi için tek çıkış yolu vardır. O da meşruti idarededir. Bunu sağlayacak tek güç de ordudur. (15 Temmuz Öncesi ve Sonrası)
  • Diplomaside meydana getirilen hatanın hemen sonra düzeltilebilmesi nerede ise imkânsızdır. (Unutulan Ada Kıbrıs)
  • Türkler ve Ermeniler içinde oluşan gerginliğin rasyonel sebeplerini aramak daha uygun olacaktır. Türklerin Ermenilere karşı savaşmalarının gerçek sebebi kolayca açıklanabilir ve tamamen rasyoneldir. Türkler kendilerini savunuyorlardı.*
    * Justin McCarthy, “Kim başlattı?”, 24 Nisan 2002 tarihinde İstanbul’da yapmış olduğu konuşma. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)
  • “Türkiye’de seçimler yapılacak olursa, CHP bu seçimleri kazanabilecektir.”
    –cia başkanı alen dulles / 28 nisan 1960 (Türkiye Cumhuriyeti’nde Güç Odaklarının Mücadelesi)
  • McCarthy’nin söylediği şeklinde “Bir taraf ölülerini sayarken öteki tarafın kendi ölülerinden bihaber olması” vakalara soykırım görüntüsü veriyor. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)
  • Okuduğunu, gördüğünü, isittigini sorgulayan insandan korkmayın. Onlardan zarar gelmez. (Nasıl Bir Türkiye)
  • Biz teslim etmezsek, kendimize olan saygımızı alamazlar. (Ergenekon’dan Çıkış)
  • Hunlar bu topluluklar içinde yer edinen ve günümüze kadar taninan bir halktır. (Osmanlı’dan Cumhuriyete Güç Odaklarının Mücadelesi)
  • Cemaatlerin oluşumunda ekonomik çıkarlar var. Din bu amaç için bir vasıta olarak kullanılıyor. Bu vaka sonrasında eğitim, hemen sonra da politika alanına sıçrıyor. (Ergenekon’dan Çıkış)
  • Fırtınalı denizde gemisini minimum hasarla karaya yanaştıran kaptanların zamanı başka, gemisini terk edenlerin zamanı başka yazılır. (Suçlamalara Karşı Gerçekler)
  • Toplumu terörle mücadelenin süresi hakkında yanlış beklentiler içine sokacak söylem ve ifadelerden kaçınılmalıdır. Terörle savaşım karmaşık bir süreçtir. 1967 Arap-İsrail Savaşı’nda altı günde zafer kazanan İsrail Silahlı Kuvvetleri, 2007’de birkaç bin kişiden oluşan Hizbullah örgütünü Lübnan’da etkisiz hale getirememiştir. (Terör Örgütlerinin Sonu)
  • Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler , dervişler , müritler , meczuplar memleketi olması imkansız. En doğru ve en hakiki tarikat , uygarlık tarikatıdır. Medeniyetin komut ve taleplerini yapmak , insan olmak İçin kâfidir. (15 Temmuz Öncesi ve Sonrası)
  • Etkisiz hale getirilen teröristlerin yaş durumu incelendiğinde averaj olarak, örgüte katılım yaşlarının 19, örgütte kalma süresinin 7 yıl, ölüm yaşlarının ise 26 olduğu görülmektedir. (Terör Örgütlerinin Sonu)
  • Uluslararası alanda ciddi bir mevzuda adım atmadan ilkin her şeyi fazlaca detaylı ve iyi şekilde değerlendirmek zorundasınız.
    Hesapsız olarak atılan adımlardan geriye çekilme o ülkeye fazlaca büyük zararlar da verebilir.
    Dış politikaya; sağduyulu, gerçekçi ve ideolojik görüşlerden arındırılmış şekilde yaklaşılmalıdır. (Unutulan Ada Kıbrıs)
  • Mustafa Kemal 1922’de eğitim ve öğretime ilişkin şunları da not defterine yazmıştır:
    “Milleti kurtarmak isteyen her yurtsever için ulusal onur ve fedakarlık başlıca özelliklerdir. Fakat bunlar kafi değildir. Bir milleti kurtarmak için iyi niyet de kafi değildir. Aynı zamanda ilim ve eğitim lazımdır. Düşmanı yenik eden ordularımızın sevk ve idaresinde fenni bilim ve bilimsel kurallar rehberimiz olmuştur.
    Bir milletin geleceğini elde etmesi ve yönetim etmesi için de eğitim bilimi lazımdır. Eğitim biliminin etkinlik merkezi: Mekteptir. Milletin siyasal ve toplumsal hayatında, fikir yapısında; her türlü dış etkiye koyabilmesi için bilimsel ve fenni bilimi rehber kabul edeceğiz.” (Sorunlarla Yüzleşmek)
  • Sıkıştığımız süre bizim başvuracağımız tek rehber vardır, o da Mustafa Kemal Atatürk’tür. (Sorunlarla Yüzleşmek)
  • Başarı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin harekata katılan tüm personeline ve bilhassa bu harekatta şehit düşen, 498 ölümsüz kahramana aittir. (Unutulan Ada Kıbrıs)
  • Bu nedenle, Malta Yargılaması zamanı bir gerçektir. Bu yargılamada, Malta’da o günün deyimiyle “Ermeni Kırımı” bugünün deyimiyle ise “soykırım” iddiasıyla yargılanan Türkler yargı önünde aklanmışlardır. Suçsuz bulunmuşlardır.
    Malta sonucu, Osmanlı devletinin ve İttihatçı liderlerin “soykırım” suçunu işlemediklerini ortaya koyan zamanı bir yargı kararıdır.
    Bu kararın, internasyonal meşruiyetini kimse sorgulayamaz.
    Savcılıkların, “suçsuzluk” anlamı taşıyan “kovuşturmaya yer olmadığı”, ya da “takipsizlik” sonucu da yargı sürecinin bir parçasıdır.
    1919-1921 Malta Yargılaması, yargısal olarak “bir soykırım soruşturması”dır. Bu açıdan fazlaca mühim bir vakadır. Bu gerçeği hiçbir şey ortadan kaldıramaz.
    Son söz; 1915 Tehcir vakası; Malta’da yargılanmıştır. Kraliyet Savcılığı, soruşturma sonunda verdiği “kovuşturmaya yer olmadığı” yada “takipsizlik” sonucu ile Tehcir vakasında kovuşturma açılmasını gerektirecek, herhangi bir “suç unsuruna” yada “deliline” ulaşamamıştır. Bu, bir halde “suçsuzluk” anlamına gelmektedir. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri