Eğitim

Anadolu Uygarlıkları – Ekrem Akurgal Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Anadolu Uygarlıkları – Ekrem Akurgal Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Anadolu Uygarlıkları kimin eseri? Anadolu Uygarlıkları kitabının yazarı kimdir? Anadolu Uygarlıkları konusu ve anafikri nedir? Anadolu Uygarlıkları kitabı ne konu alıyor? Anadolu Uygarlıkları PDF indirme linki var mı? Anadolu Uygarlıkları kitabının yazarı Ekrem Akurgal kimdir? İşte Anadolu Uygarlıkları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Ekrem Akurgal

Yayın Evi: Net Turistik Yayınları

İSBN: 9789754790313

Sayfa Sayısı: 641


Anadolu Uygarlıkları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Elimizdeki “Anadolu Uygarlıkları” cildi, yazarın kırk yılı aşkın bir süre süresince Avrupa’da ve Amerika’da yabancı dillerde yayınladığı eserlerin özünü oluşturur. Kitapta Anadolu’nun M.Ö. 2500-M.S. 295 tarihleri arasındaki uygarlıkları detaylı bir şekilde ele alınmış, ek olarak tarihten önceki çağlar (M.Ö. 600, 000-2500) ile Bizans, Selçuk ve Osmanlı kültürleri de toplu bakış halinde sunulmuştur.

Kitapta Hatti, Hitit, Hurri, Geç Hitit, Urartu, Fryg, Yunan Arkaik, Yunan-Helenistik Dönemlerinin bütünü, Roma Periyodu’nin bir kısmı yazarın kendi araştırmalarının sonuçlarıdır. Buna karşılık Hitit ve Hurri tarihleri hakkında informasyon hititologların çalışmalarından yararlanılarak yazılmıştır. “Eski Anadolu kentleri” de (IX. Bölüm) büyük seviyede başka bilim adamlarının araştırmalarına dayanmaktadır. Bu şekilde olmakla birlikte bu mevzularda da yazar ortaya yeni yorumlar koymuştur.

“Anadolu Uygarlıkları” arkeologlara, Eskiçağ tarihçilerine, sanat tarihçilerine ve mimarlara olduğu şeklinde yurdumuzun geçmişine ilgi duyan sanatsever aydınlarımıza da yararlı olmak düşüncesi ile yazılmıştır. 

(Önsöz’den)


Anadolu Uygarlıkları Alıntıları – Sözleri

  • Türkler Anadolu’ya geldiklerinde orada minimum kendileri sayısında yerli topluluklar buldular. Türkler yerlileri kesmediklerine ya da yurt dışına atmadıklarına gore onlara karıştılar. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonrasında Yunanistan’la meydana getirilen mübadele ve onu takip eden kısmi göçler haricinde tüm tarih süresince Anadolu’dan dışarıya göç eden hiçbir topluluk yoktur. Tersine gelenlerin hepsi yanmada potada erimişlerdir. O şekilde ise biz Hattilerin, Hititlerin, Hurri ve Urartuların, Fryglerin, Karialıların, Lykialıların ve daha Anadolu’da yaşamış tüm milletlerin çocuklarıyız.
  • “Cesedimi yıka, gerektiği şeklinde!
    Beni göğsüne bastır, ve göğsünde tutarak
    beni toprağa göm.”
  • Yurdumuzdan 1923′ ten ilkin götürülmesine göz yumulan ya da tarafımızdan fermanlarla armağan edilen hatta para ile satılan eserlerin geri gelmesi sorununu söz konusu bile etmemek gerekir. Zira yerlerinden alınıp başka memleketlere götürülen eserlerin geri gelmesi kabul edilirse, başta Mukaddes Emanetler olmak suretiyle Topkapı Müzesi’ndeki bazı hazinelerin ve İstanbul Arkeoloji Müzelerindeki başlıca eserlerin, mesela Büyük İskender Lahdi ile diğeri, Sidon’ dan getirilmiş olan mühim lahitlerin geri verilmesi gerekecektir.
    Buna karşılık 1923’ten beri yasa dışı götürülmüş eski eserlerimizin geri getirilmesi ihtimaller içindedir.
  • “Cesedimi yıka, gerektiği şeklinde!
    Beni göğsüne bastır, ve göğsünde tutarak
    beni toprağa göm.”


Anadolu Uygarlıkları İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Tarih ile ilgili herhangi bir bölümde eğitim gören kişilere rehberlik yapabilecek bir kitap. Ayrıca Anadolu ile ilgilenen kişiler kitabı okuduktan sonrasında araştırmalarındaki başlangıç noktalarını daha kolay bulabilirler. Teknik bilgilerin haricinde ek olarak Ekrem hocanın aktardığı kişisel görüşlerini içeren incelemeler ile uygarlıklar hakkında ki bilgiler oldukca daha kolay anlaşılabilir bir halde kavranabilir. (Gülsel Kahraman)


Anadolu Uygarlıkları PDF indirme linki var mı?


Ekrem Akurgal – Anadolu Uygarlıkları kitabı için internette en oldukca meydana getirilen aramalardan birisi de Anadolu Uygarlıkları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ekrem Akurgal Kimdir?

Ekrem Akurgal; arkeologdur (İstanbul 1911 – 1 Kasım 2002).

1932-1940 içinde devlet bursuyla Berlin Üniversitesi’nde arkeoloji eğitimi görmüş oldu ve doktorasını verdi. 1941’de Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Kısmı’nde doçent, 1949’da profesör, 1957’de de ordinaryüs profesör oldu. 1958-1959 içinde aynı fakültenin dekanlığını üstlendi; 1943-1983 içinde Türk Tarih Kurumu üyesi olarak çalıştı. Avrupa ve Amerika’nın çeşitli üniversitelerinde misafir profesör olarak dersler ve konferanslar verdi. Arkeolojiyle ilgili neredeyse tüm internasyonal kurumların üyeliklerine seçildi. Federal Almanya Büyük Liyakat Nişanı, Goethe Madalyası ve TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Büyük Ödülü ile onurlandırıldı. Mühim bilimsel bir gösterim olan Anatolia dergisinin kurucusudur. 1948 ‘de başladığı kazı çalışmalarını günümüzde de sürdürmektedir. Bayraklı, Foça, İzmir, Sinop, Daskyleion, Çandarlı ve Eryhrai’de kazılar yapmış oldu. Kazı buluntularıyla Anadolu kültür evveliyatına ışık tuttu. İzmir yakınında, eskiden körfezde bir yarımada durumunda olan Bayraklı’da meydana getirilen kazılarda İÖ 3000-300 içinde birbirini izleyen kültür katları ortaya çıktı. Akurgal, bu yerleşmenin antik kaynaklarda adı geçen eski İzmir bulunduğunu ve kentin adının İÖ 18. yüzyılda Kültepe çiviyazılı metinlerde geçen Tsmurna bulunduğunu ileri sürer. Bayraklı’daki en eski yerleşmenin Troya II ile modern bulunduğunu ve Anadolu halkınca kurulduğunu saptadı. Bu höyükte İÖ 1050-300 içinde, İon uygarlığının tüm aşamalarını incelemek olanağını elde etti. Çalışmalarını kazı buluntularına dayandırarak Doğu-Batı ilişkilerinin ilkçağdaki durumunu ve Anadolu’nun bu dönemdeki yerini ortaya koydu. Mezopotamya’ dan Yunanistan’a kadar geniş bir alanı araştırarak ilkçağda Doğu-Batı ilişkilerinin karşılıklı bir alış veriş bulunduğunu saptadı.

Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye’ de İS 1200-750 içinde yaşayan uygarlığa Geç Hitit Krallıkları adını verdi ve bu tanımı arkeoloji biliminde kabul edildi. Tüm araştırmalarında bileşime varmayı amaçlayan Akurgal, sayısız yayınlarıyla Anadolu kültürünü en iyi tanıtan bir bilim adamıdır. 1985′ te emekliye ayrıldı.

Başlıca eserleri: Griechische Reliefs aus Lykien (Likya’daki Yunan Kabartmaları) 1942, Remarques stylistiques sur les reliefs de Malatya (Malatya Kabartmalarında Dikkate Değer Üsluplar) 1946, Spaethethitische Bild Kunst (Geç Hitit Resim Sanatı) 1949, Zwei Reliefs aus Sinope (Sinop’tan iki Kabartma) 1955,Die Kunst Anatoliens (Anadolu Sanatı) 1961,Orient una Okzident (Doğu ve Batı) 1966, Erythrai: An Ancient lonian City (Erythrai: Eski Bir İon Kenti) 1979, Eski İzmir I Yerleşme Katları ve Athena Tapınağı (1983).


Ekrem Akurgal Kitapları – Eserleri

  • Anadolu Kültür Tarihi
  • Anadolu Uygarlıkları
  • Türkiye’nin Kültür Sorunları
  • Hatti ve Hitit Uygarlıkları
  • Ege: Batı Uygarlığının Doğduğu Yer
  • Bir Arkeoloğun Anıları
  • The birth of Greek art: The Mediterranean and the Near East


Ekrem Akurgal Alıntıları – Sözleri

  • Bugünkü Türk ulusu, eski Anadolu’da yaşamış kavimlerle Türklerin kaynaşmasından ortaya çıkmıştır. (Türkiye’nin Kültür Sorunları)
  • Hellen mitolojisine gore meşhur kahraman Theseus, Girit Adası’ndaki Minotauros canavarını öldürmeye giderken babası Atina Kralı Aigaios’a başarı ile dönerse gemisine beyaz yelken çekeceğini söyler. Ancak Theseus, Minotauros’u öldürdükten sonrasında dönerken verdiği sözü unutur ve gemisi limana kara yelken ile girer. Oğlunun dönüşünü özlemle gözleyen Aigaios kara yelkenleri görünce onun öldüğünü sanarak kendini denize atar. Böylece boğulduğu denize Aigaios Pontos (Aigaios Denizi) adı verilir. Bu ad zaman içinde Türkçede “Ege Denizi” biçimini bulur. (Anadolu Kültür Tarihi)
  • İnsanoğlu yüksek düzeye ulaşmış olduğu vakit bile duygunun tutsağı olmaktadır. (Ege: Batı Uygarlığının Doğduğu Yer)
  • Eğer Garplılaşmak milletlerin benliğini yok etseydi bugün Avrupa’nın ortasında yerleşen Macaristan’ın kendine özgü kültürü, örfü ve âdeti ile yaşamasına imkân olur muydu? (Türkiye’nin Kültür Sorunları)
  • Avrupa’daki Rönesans çağından yarım bin yıl ilkin süregelen ve birkaç yüzyıl devam eden bu birinci Rönesans atılımı esnasında Farabi, Biruni ve İbni Sina şeklinde Türk asıllı bilginler de ilk sırada yer alarak bundan tam bin yıl ilkin ortak İslam biliminin oluşmasına destek olurken Batı ülkelerine de örnek ve kaynak olmuşlardır. Doğu ülkelerindeki bu bilimsel çabalar büyük seviyede 13. ve 14. yüzyıllarda da süregeldi ve Anadolu’da Selçuk uygarlığını geliştirmekte olan Türkler bu çalışmalara ayak uydurmaktan geri kalmadılar. Ancak 15. yüzyıldan beri tüm Doğu dünyası dinsel tutumlu düşünürlerin tesiri altında bilimsel araştırmalardan koptular ve bugün bile düştükleri o ilkel durumdan tekrar kendilerini kurtaramadılar.
    Doğuyu kendine örnek alan Türkler de giderek 16. yüzyıldan sonrasında Atatürk dönemine değin tüm güçlerini diğeri dünyaya, ölüler alemine hazırlık işlerine adamışlar, bugünkü geri kalmışlığa boyun eğmişlerdir. (Türkiye’nin Kültür Sorunları)
  • mö. 1600’lerde yaşamış hitit kralı hattuşili’nin vasiyetinden: cesedimi yıka, gerektiği şeklinde! beni göğsüne bastır ve göğsünde tutarak beni toprağa göm. (Anadolu Kültür Tarihi)
  • Atatürk 1931 senesinde Türk Tarih Kurumu’na gönderilmiş olduğu bir mektupta Şarkın bir hırka-bir hurma zihniyeti ile tarih yazılamayacağına işaret etmektedir. Binaenaleyh mevzuubahis olan, Şarklı dünya görüşünün, diğeri dünyaya bağlı olma ve bir lokma-bir hırka ile iktifa etme zihniyetinin ortadan kaldırılmasıdır. (Türkiye’nin Kültür Sorunları)
  • “Cesedimi yıka,gerektiği şeklinde!
    Beni toprağa bastır,ve göğsünde tutarak
    Beni toprağa göm.” (Anadolu Kültür Tarihi)
  • “Cesedimi yıka, gerektiği şeklinde!
    Beni göğsüne bastır, ve göğsünde tutarak
    beni toprağa göm.” (Anadolu Uygarlıkları)
  • Asurlular M.Ö. 8. ve 7. yüzyılda Anadolu’da Frigler’in oturmuş olduğu dönemlerde bile onu Hatti Ülkesi adı ile anmakta devam etmişlerdir.Bunun şeklinde Araplar ve İranlılar Anadolu’ya Roma Çağı’ndan beri “Diyar-ı Rum” demişler ve ona Selçuklu süreci süresince da bu adı vermeye devam etmişlerdir.Nitekim Selçuklu beyleri de Roma İmparatorluğu’nun varisleri olduklarını belirtmek için kendilerine “Sultan-ı Rum” demişlerdir.Bu geleneğe bugünkü Türkler hala uymakta ve Avrupa’daki topraklarına “Rumeli”, Anadolulu ve Kıbrıslı Hellenlere “Romalı” anlamına gelmekte olan “Rum” adını vermektedirler. (Anadolu Kültür Tarihi)
  • I.Ö 470-400
    Eski Çağda Kadın
    Hellenlerde hanım çoğu zaman ev hanımıdır ve kültür mevzularında yeterince eğitilmemiştir; onun için de adamların içkili ve müzikli toplantılarında şu demek oluyor ki symposionlarında sanat, yazın ve felsefe şeklinde alanlarda yaptıkları sohbetlerine katılamazdı. Soylu sınıfın bu tür toplantılarda eserlerinden parçalar okuyan güzel hanımefendiler yer alırlardı. Genç, akıllı ve çekici olan bu hanımefendiler özünde high society (yüksek sosyetenin) ”yaşam kadınlan” idiler sadece onlara nazik bir deyişle heteira, şu demek oluyor ki dost denirdi. Orta sınıfın yaşam hanımlarına ise pomai (tekili porne) adı verilirdi. (Ege: Batı Uygarlığının Doğduğu Yer)
  • Hitit İmparatorluğu’nun kurucusu kuvvetli kral I. Hattuşili, ilgi çekici vasiyetnamesi ile Hitit anlatı sanatının güzel bir örneğini vermiştir. (Anadolu Kültür Tarihi)
  • Osmanlı imparatorluğunun son asırlarındaki devrede Türklük kaybolmuş hatta Türk olmak bir nevi adilik ve aşağılık manasını almıştı. (Türkiye’nin Kültür Sorunları)
  • Ancak şeyhlerin, mollaların, tarikat liderlerinin dini siyasete ve ticarete alet etmeleri durumunda ise halk toplulukları büyük seviyede felaketlere sürüklenmişlerdir. (Türkiye’nin Kültür Sorunları)
  • Mezopotamya müziğinin günümüzdeki benzer bir tarzda, yedi basamaklı bir ses sistemine haiz bulunduğunu gösteriyor.Daha ilkin.Eski Yunanlıların;
    buluşu olduğuna inanılan yedili ses dizesinin.Babiller tarafınca oldukca evvelinde bilinmiş olduğu anlaşılmaktadır. Eski babil devrine ilişkin bir metinde bir lirin akordu için yönerge verilmetedir. I.Ö 2. binyıl sonralarına ilişkin, Assur kazılarında bulunan bir tablet ise Akkadça bir şarkı kataloğu olup, hem de müzikal terimler de içermektedir. Çift dilli belgeler. Sümer müzik terminolojisi ile Babil terminolojisi içinde yakın bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Akkadça birçok teknik terim için sümerce logogramlar kullanılmıştır. Bunlar bu uygulamaların Eski babil öncesi evreden de daha önceleri varolduğunu düşündürür. (Ege: Batı Uygarlığının Doğduğu Yer)
  • Türkler Anadolu’ya geldiklerinde orada minimum kendileri sayısında yerli topluluklar buldular. Türkler yerlileri kesmediklerine ya da yurt dışına atmadıklarına gore onlara karıştılar. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonrasında Yunanistan’la meydana getirilen mübadele ve onu takip eden kısmi göçler haricinde tüm tarih süresince Anadolu’dan dışarıya göç eden hiçbir topluluk yoktur. Tersine gelenlerin hepsi yanmada potada erimişlerdir. O şekilde ise biz Hattilerin, Hititlerin, Hurri ve Urartuların, Fryglerin, Karialıların, Lykialıların ve daha Anadolu’da yaşamış tüm milletlerin çocuklarıyız. (Anadolu Uygarlıkları)
  • İlerlemek istiyorsak, hele Atatürk’ün öngördüğü çağdaş, şu demek oluyor ki “çağdaş” uygarlık düzeyinin üzerine çıkmak istiyorsak, tekdüze kuruluşlardan caymak, rekabeti, tecim hayatında olduğu şeklinde yarışmayı sağlayacak dinamik bir yöntem içinde çalışmanın yollarını bulmak zorundayız. (Türkiye’nin Kültür Sorunları)
  • Binaenaleyh Garplılaşma hareketinde averaj yol yoktur. (Türkiye’nin Kültür Sorunları)
  • Babil’i yıkarak Hammurabi sülalesine son verdi.İmparatorluğun Yakındoğu’ya(Mezopotamya’ya) ve deniz kıyısına yetişme politikasını saptadı. (Anadolu Kültür Tarihi)
  • ” Cesedimi yıka, gerektiği şeklinde!
    Beni göğsüne bastır ve
    Göğsünde tutarak
    Beni toprağa göm.”
    (Hattuşili’nin vasiyetinden) (Anadolu Kültür Tarihi)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri