Eğitim

Haz ve Hız Çağında Genç Olmak – Ayşegül Akakuş Akgün Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Haz ve Hız Çağında Genç Olmak – Ayşegül Akakuş Akgün Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Haz ve Hız Çağında Genç Olmak kimin eseri? Haz ve Hız Çağında Genç Olmak kitabının yazarı kimdir? Haz ve Hız Çağında Genç Olmak konusu ve anafikri nedir? Haz ve Hız Çağında Genç Olmak kitabı ne konu alıyor? Haz ve Hız Çağında Genç Olmak PDF indirme linki var mı? Haz ve Hız Çağında Genç Olmak kitabının yazarı Ayşegül Akakuş Akgün kimdir? İşte Haz ve Hız Çağında Genç Olmak kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Ayşegül Akakuş Akgün

Yayın Evi: Nesil Yayınları

İSBN: 9786051834115

Sayfa Sayısı: 196


Haz ve Hız Çağında Genç Olmak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Keşke” demek, pişman olmanın dışa vurumu!

Gençler! Keşke demek istemiyorsanız elinizdeki bu kitabı samimi bir dost şeklinde kucaklayıp okuyun. O, sizi, içine düşebileceğiniz kurnaz tuzaklara karşı uyaracaktır. Bazen kötüye doğru adımını atar da bilmez insan. İçine düşer de, fark etmez. Bu şekilde durumlarda nerede ve iyi mi olduğunuzu dışarıdan bir gözle tanımlar size.

Bu kitap, bir genç dostudur!

Elinizi uzattığınızda yanı başınızda bulabileceğiniz bir dert ortağı. Dönülmez sanılan hatalardan beraber dönersiniz, beraber silkelenir kendinize gelirsiniz. Okudukça kim olduğunuzu fark edersiniz!

“Bunu niçin yapıyorum?” sorusuna yanıt bulur, kimi zaman gereksiz alışverişlerinden kimi zaman başıboş internetten kimi zaman de seni günaha sürükleyen şeylerden vazgeçersin. Hayatına anlam ve bolluk gelir.

Aklı başlangıcında, imanı kalbinde, kim bulunduğunu bilen, kesin ve enerjik bir genç olarak -içi boş, hatta tehlikeli zihniyetlerin tuzaklarına düşmeden- yaşamını sürdürmek istiyorsan, bu kitabı oku ve arkadaşına okut. Uyanık ol, uyuyanları uyandır!

Senin ve kimliğinin karşısında duranları iyi tanı! Düşmanını tanırsan gardını doğru alırsın


Haz ve Hız Çağında Genç Olmak Alıntıları – Sözleri

  • Evinizden Kur’an sesi yerine devamlı TV sesi yükseliyorsa, o evde Allah’ın zikrine süre ayrılamıyorsa, manen ölü evinden farkı yoktur. “içerisinde Allah zikredilen evlerin misali ile Allah zikredilmeyen evlerin misali, diri ile ölünün misali gibidir.”
  • Yaratıldığı fıtrat suretiyle yol alabilmeyi başaran insan, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmış, ahsen-i takvimdedir.
  • Bugün dünyanın tamamına hakim olarak devam edegelen soğuk savaşın esasını ‘kültür savaşı’ teşkil etmektedir. Kültür emperyalizminin en etkili silahı medyadır ve ruhsal savaşın öteki elemanlarıdır. TV başta olmak suretiyle, öteki destekçi organlarıyla beraber insana ve onun inançlarına devamlı saldırmaktadır.
  • Hastalar çoğu zaman narsistik, bağımlılık, umutsuzluk, yetersizlik ve boşluk duygularını gidermek için alışverişi, telafi edici bir yöntem olarak görüyorlar.
  • İnsan kendini düşünmeli, tartmalıdır. Kendini tanımalıdır. Hayatını aslına bakarsak ailesine, görenek ve inancına uygun olarak mı yaşıyor yoksa başkalarının ona dayattığı şeklinde mi sürdürüyor? “Bunları neden ve niçin yapıyorum?” diye kendine sormalıdır insan. İnsan kendini ve varlığının gerçek amacını bilip her görmüş olduğu şeyin hevesine kapılmazsa, bu mevzuda da sıkıntıya düşmeyecektir. Eğer insan sıkıntıyı hissettiği an Allah’ı hatırlayacak ve bu dünyada niçin var bulunduğunu sorgulayacak olursa ruhu huzura erecek ve yaşamı dengelenecektir. Eğer bu dengeden uzaklaşırsa içindeki duygular onu rahat bırakmayacak, değişik arayışlara ve ruhsal doygunluk yollarına götürecektir.
  • Bizim için beslenme mevzusunda emredilen aslolan esas yiyeceğin ‘temiz’ olmasıdır. Ayrıca “İnsanoğlu helal ve temiz olan şeylere ticarî ve siyasî amaçlarla kirli olan şeyler katabilir.” düşüncesiyle bir de dikkatli olma şartımız vardır. Günümüzde yaşadığımız aslolan problem da tam budur. Uyanık olup savaşmamız ihtiyaç duyulan tuzaklar işte bunlardır. Bazen ne markalardan ne de aldığımız herhangi bir açık yiyecekten güvenli olabiliyoruz. Fena ve kirli olan şeyler oldukca güzel süslerle kamufle edilerek bizlere sunuluyor. Bu durumda bizlere, şüpheli olan şeyden uzaklaşarak korunmak düşüyor. “Sana şüphe veren şeyi bırak, şüphe etmediğini (al) yap.” 39
  • ..ilk olarak anne olan ev hanımlarının burada birazcık durup düşünmesi ve şu soruları kendine sorması lazım: Her gün üçer dizi izleyerek mi kaliteli bir yaşam süreceğiz? Hayırlı, verimli evlatları, bir gözümüz bu dizilerdeyken mi yetiştireceğiz? En kıymetli sermayemiz olan zamanımızı ve gençliğimizi bu kanallara bakarak mı tüketeceğiz? Güzel süre geçirmekten anladığımız bu mu? Evinde refah isteyen hanım ve bolluk isteyen adam, asla bu yolla bu kıymetli şeylere ulaşamayacaktır. Ne iş yerindeki problemler ne de eşiyle ilgili sıkıntılar TV karşısında geçirilen zaman içinde çözülebilir. Sadece TV’yi izlediğiniz o anlarda, sizi kendi hayatınızdan kopardığı için tasalarınızı geri plana atar. Asıl hedeflerinizi size unutturur; bu sebeple sizi uyuşturur. Düşünmenizi engeller. Zaten Batı’nın tuzak kurucularının amacı bu! İnsanın düşünmesine, tefekkür etmesine engel olmak..
  • İnsan’ kelimesinin ilk manası, gözbebeğidir. Bu, bizlere ne kadar kıymet verildiğini göstermez mi? …Yahut başkalarının bizim yaratılışımıza, varoluşumuza hatta varoluş amacımıza müdahale etmesine niçin müsaade edelim?
  • Halbuki bizlerin her önümüze konulanı yeme şeklinde bir inancımız, kültürümüz yoktu! Dinimiz bizlere kırılgan olmayı, şüpheli olan şeyden sakınmayı emretmişti. Zararlı üretilmiş olan her şeyden anında haberdar olmamız mümkün değil elbet. Ama en azından Sünnet’e uygun yaşayarak onu kalkan edinebilir, bir çok şeyden kendimizi koruyabiliriz. Bildiğimiz ve bilemediğimiz yiyeceklerin genelinden bir tek şey yaparak korunabiliriz. O da haftalık ya da aylık tutulan oruçlardır. Peygamber Efendimiz’in (sav) tavsiyesine bakılırsa, ister pazartesi-perşembe oruçlarını isterseniz de (hicri) ayın 13, 14 ve15. günleri oruçlarını tercih edin. Alışkanlık haline getireceğiniz bu oruçlar sizi hem gün içinde fazla yemekten hem de zararı olan yiyeceklerle karşılaşmaktan koruyacaktır. Bu oruçların vücuda detoks tesiri yapması, vücudu arındırması da ek olarak faydalarındandır.
  • Halbuki çocuklarımıza olmayan kahraman Süpermen’i öğreteceğimize, Bedir Savaşı’na katılabilmek için güreşe tutuşan çocuk kahraman Rafi’yi anlatmalıyız. Batı’nın hayal gücüyle uydurmuş olduğu çakma kahramanlarına asla ihtiyacımız yok! Çocuklarımız gerçek kahramanları tanısalar onlar asla gerekseme da duymazlar aslına bakarsan.


Haz ve Hız Çağında Genç Olmak İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Kitabı yeni okumaya başladım ve oldukca beğendim. Gerçek hayatta nelere dikkat etmemizi yalın bir üslupla özetleyen müthiş bir yapıt bence. Okumanızı tavsiye ederim. (Zeynep Sancar)

Kitap, günümüzde gençleri içine çeken tuzaklardan bahsetmektedir. Bu anlamda hızla gelişen teknolojinin kötüye kullanımı ve bağımlılıklar şeklinde noktalara değinmiştir. Sağlıklı bir nesil yetiştirmek adına düşünmemizi elde etmiştir. Yetişkinlerin de kesinlikle okuması ihtiyaç duyulan bu kitabı bilhassa ortaokul ve lise dönemindeki gençlerin okumasını tavsiye ederim. Yeni bir yaşam kurma yolunda olan gençlere destek olacak bir olduğu kanaatindeyim. (Hilal Mavi)

Kitabı okurken tecrübeli bir anne şefkati ile yazılmış bulunduğunu derhal farkedeceksiniz. Kati çizgileri olan yazar aslımıza uygun nedenler ile gençlerin aşırılıklarını eleştirmiş. Güzel sorunlara değinip ergonomik çözümler önermiş. Hafif fakat kıymetli idi. (Ranuna Ayaz)


Haz ve Hız Çağında Genç Olmak PDF indirme linki var mı?


Ayşegül Akakuş Akgün – Haz ve Hız Çağında Genç Olmak kitabı için internette en oldukca meydana getirilen aramalardan birisi de Haz ve Hız Çağında Genç Olmak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ayşegül Akakuş Akgün Kimdir?

İstanbul doğumlu olan yazarımız, İlk öğrenimini Çapa İlkokulunda tamamladı. 1 yıl Kur’an kursunda temel eğitim aldıktan sonrasında orta ve lise tahsilini Eyüp İmam Hatip Lisesi’nde yapmış oldu.

Edebiyata olan yoğun ilgisi çocuk yaşlardan itibaren onu yazmaya sevk etti. Sakarya Üniversitesinde İşletme okurken, Hikaye şiir tecrübe etme ve öteki araştırma yazıları yazdı. Bu arada diksiyon-fonetik (güzel konuşma) dersleri aldı. Mesleğiyle ilgili çeşitli kurumlarda çalışırken, Radyo ve Tv Programlarının yapımcı ve sunuculuğunu da yapmış oldu.

Yerel gazetelerde yapmış olduğu sayfa editörlüğü ve köşe yazarlığının yanı sıra çeşitli dergilerde de araştırma yazıları yayımlandı. Kadın- aile- çocuk-inanç ve sıhhat mevzularındaki araştırmaları ağırlıklı olup bu mevzularda çeşitli kurumlarda seminerler verdi. Halen bir çocuk dergisinde yazmakta olan Ayşegül Akakuş Akgün, çeşitli belediyelerin hanım-aile birimlerinde de hizmet vermiştir.

Evli ve iki çocuk annesidir.


Ayşegül Akakuş Akgün Kitapları – Eserleri

  • 9 Ay 99 Esma
  • Esma-i Hüsna İle Çocuk Terbiyesi
  • Bir Muhteşem Günün Hikayesi
  • Haz ve Hız Çağında Genç Olmak
  • 9 Ay 99 Dua


Ayşegül Akakuş Akgün Alıntıları – Sözleri

  • Çiçekler de aynı insanoğlu gibiydi. Kimi çiçek kendisini kokusuyla fark ettiriyordu kimisi de dikenleriyle. Kimi hoşluk ve zevk verir, kimi de acı… (Bir Muhteşem Günün Hikayesi)
  • Kim demiş ‘anne’ olanın ‘anne’ye ihtiyacı olmaz diye… (9 Ay 99 Esma)
  • Niyet ve azim, engelleri tek tek ortadan kaldırır… (Bir Muhteşem Günün Hikayesi)
  • İnsan’ kelimesinin ilk manası, gözbebeğidir. Bu, bizlere ne kadar kıymet verildiğini göstermez mi? …Yahut başkalarının bizim yaratılışımıza, varoluşumuza hatta varoluş amacımıza müdahale etmesine niçin müsaade edelim? (Haz ve Hız Çağında Genç Olmak)
  • İnsan kendini düşünmeli, tartmalıdır. Kendini tanımalıdır. Hayatını aslına bakarsak ailesine, görenek ve inancına uygun olarak mı yaşıyor yoksa başkalarının ona dayattığı şeklinde mi sürdürüyor? “Bunları neden ve niçin yapıyorum?” diye kendine sormalıdır insan. İnsan kendini ve varlığının gerçek amacını bilip her görmüş olduğu şeyin hevesine kapılmazsa, bu mevzuda da sıkıntıya düşmeyecektir. Eğer insan sıkıntıyı hissettiği an Allah’ı hatırlayacak ve bu dünyada niçin var bulunduğunu sorgulayacak olursa ruhu huzura erecek ve yaşamı dengelenecektir. Eğer bu dengeden uzaklaşırsa içindeki duygular onu rahat bırakmayacak, değişik arayışlara ve ruhsal doygunluk yollarına götürecektir. (Haz ve Hız Çağında Genç Olmak)
  • Çocuğun din eğitiminde büyükler ,çocuğa ne süre iyi mi yakarış etmesi icap ettiğini zamani geldikce göstermelidir.Ona bu mevzunun ciddiyetini Kur’an_i Kerim de ne kadar oldukca yer ettiğinden bahsederek anlatabiliriz. Ona bak Allah her mevzuda bizim yanimizda diyerek şu ayetleri okuyalım;” O alay edenlere karşı biz sana yeteriz. Hicr 95/ Hesap görücü olarak Allah yeter. Ahzab 39 (Esma-i Hüsna İle Çocuk Terbiyesi)
  • Hz. Muhammed (a.s.m.) “Sizden her birinizin yaratılışı, nutfenin 40 gün ana karnında bulunmasıyla olur. Sonra nutfe 40 gün içinde alaka, alaka da 40 gün içinde mudğaya dönüşür sonra da cenine ruh üflenir.”
    Bu hadis-i şerife bakılırsa anne karnında kırkar günden üç aşama geçiren (ortalama 4 aylık olan) bebeğe, Allah tarafınca bir melek gönderilir. Görevli melek ruh üfler. Bu, günümüz tıbbının deneylerle ortaya çıkardığı gerçekle de uyumludur. (9 Ay 99 Esma)
  • ” Ruhumu serinleten, yüreğimi yakan fakat acıtmayan, bir umut üfledi ezan bana. Ümitli dualarımı, Rabbime yüceltti. Ezanı dinleyenlerin duaları yankılandı kulaklarımda. Sessiz çığlıklardı onlar, isyandan uzak. Semaya uçuşan saf kelebeklerdi dualar. Sahibine pervane, döne döne semada dalgalanan ezana karıştılar…” (Bir Muhteşem Günün Hikayesi)
  • İslamda vaktin hayırlısı ve şerlisi diye bir fark yoktur. İslam, uğursuzluğa yer vermemiştir. Dolayısıyla tüm süre, hayırlı faaliyetlere açıktır. Hayır ve şer süre için değil, sadece niyet ve fiil için söz konusu olabilir. Zararlı ve yıkıcı niyetler ve eylemler, içinde cereyan etmiş olduğu zamana mâl edilemez. (Bir Muhteşem Günün Hikayesi)
  • Gözü gören insan gözü vereni görmezse kör sayılır (9 Ay 99 Esma)
  • Zararlı ve yıkıcı niyetler ve eylemler, içinde cereyan etmiş olduğu zamana mâl edilemez.
    Mesela cenk, zelzele, yangın, sel, kasırga ve salgın hastalıklar şeklinde felaketlerin meydana geldiği günler, uğursuz ya da bereketsiz sayılamazlar. (Bir Muhteşem Günün Hikayesi)
  • Halbuki çocuklarımıza olmayan kahraman Süpermen’i öğreteceğimize, Bedir Savaşı’na katılabilmek için güreşe tutuşan çocuk kahraman Rafi’yi anlatmalıyız. Batı’nın hayal gücüyle uydurmuş olduğu çakma kahramanlarına asla ihtiyacımız yok! Çocuklarımız gerçek kahramanları tanısalar onlar asla gerekseme da duymazlar aslına bakarsan. (Haz ve Hız Çağında Genç Olmak)
  • Dayanılmaz bulunduğunu düşündüğünüz doğum sancılarının birçok hikmeti var:
    – Bu sancılar 9 ay süresince suyun içinde kalan bebeği kuru ortama hazırlar.
    – Sancı vurmuş olduğu an, bir ucu anneye bağlı olan kordondan almış olduğu, sıvı oksijen akımı durur ve bebek kendi ciğerinde – rezervde – tuttuğu oksijeni kullanmaya adım atar. Yani her doğum sancısı bebeğinizin akciğerini çalıştırır.
    – Sancılar bebeği doğum kanalına doğru iter, bu da doğumu kolaylaştırır. Bu arada sancılarla beraber bebeğin beynine, doğumun başladığı, ilerlediği ve tamamlandığına dair sinyaller iletilir. Bu da bebeğin anne karnından çıkmış olduğu an, plasentadan (eşten) ayrılmasını ve annede de süt hormonlarının (prolaktin) salgılanmasını sağlar. (9 Ay 99 Esma)
  • “Anne” unvanı ile ilgili oldukca güzel bir öykü anlatılır:
    Bebek, ruhlar âlemindedir ve dünyaya geçiş vakti gelmiştir. Kendisine “Hadi artık dünyaya gidiyorsun, anne karnındaki zamanın doldu.” denilir. Bebek orada bir o kadar güzel işlem görüyordur ve korunuyordur ki, meleklere, dünyaya gitmekten korktuğunu söyler. Melekler de, korkmaması icap ettiğini, burada kendisini kim yaratıp koruduysa, dünyada da kesinlikle korumaya devam edeceğini, yaratıcısına güvenmesi icap ettiğini söyler. Bebek hâlâ endişelidir. Bir ihtiyacı ya da sıkıntısı olduğunda meleklerle konuşmaya alışıktır, fakat dünyayada bunu iyi mi yapacağını bilmemektedir. Israrla oldukca sevilmiş olduğu hem yardımcısı, hem de arkadaşı olan meleklerden ayrılmak istemediğini söyler. Melekler ona, “Endişelenme. Yüce Yaratıcı, senin dünyada da, tüm ihtiyaçlarını karşılayacak, sana arkadaş olacak, her an yanında olacak bir melek görevlendirdi.” derler. Bebek rahatlar, artık doğmayı kabul eder. Ama son bir sorusu daha vardır:
    “Ben o meleği nasıl tanıyacağım, onu nasıl bulacağım? Benimle ilgilenmekle görevli olan meleğin adı ne?” diye sorar.
    Bebeğe şu şekilde yanıt verilir:
    “O melek doğar doğmaz senin yanında olacak. Sen ona ‘Anne’ diye sesleneceksin.” (9 Ay 99 Esma)
  • Bileceğim ki ben kendimi iyileştirir ve geliştirirsem bundan insanoğlu etkilenecektir. Evet tüm insanlık tarihini etkileyemem bir ihtimal fakat bana yakın olanlar, hayatımda etkileşim içinde olduğum kişiler değişecektir. Bir iyilikten birçok şey etkilenecektir. (Bir Muhteşem Günün Hikayesi)
  • Kadını taçlandıran, erkeği olgunlaştıran, aileyi şendendiren ve bereketlendiren şüphesiz ‘çocuk’un varlığıdır. Evlat sahibi olmak için çabalayan bu sebeple maddi- içsel sıkıntılara giren tüm anne-baba adaylarına da ısrarla şu tavsiyeyi bulunmak isteriz: Sabahları Saffat sûresini, akşamları yatmadan ilkin de Mearic sûresini okumayı veya dinlemeyi dikkatsizlik etmeyin. Allah’ın izni ve hayırlısı ile umulur ki, ayet-i kerimelerin yüzü suyu hürmetine dualar kabul olunur. Yine bu iki sûresinin hikmetine mazhar olunarak, evlat
    bahşedilir. (9 Ay 99 Esma)
  • …Aksi takdirde, sabahleyin namazına kalkamadığım sabahların hesabı bir türlü bitmiyor vicdanımda. “Bu iyi mi inanmaktır ve bu iyi mi ‘sevmek’ iddiasıdır?” diye kendimi suçlayıp duruyorum.
    . (Bir Muhteşem Günün Hikayesi)
  • “Ey çamurdan mis kokulu çiçek yaratan Rabbim,çamurdan tatlı meyve yaratan Rabbim ,güzelliği dillere destan gülü yaratan Rabbim ;benim de evladımın huylarını güzel kıl.” (Esma-i Hüsna İle Çocuk Terbiyesi)
  • Yaratıldığı fıtrat suretiyle yol alabilmeyi başaran insan, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmış, ahsen-i takvimdedir. (Haz ve Hız Çağında Genç Olmak)
  • “Ey çamurdan mis kokulu çiçek yaratan Rabbim,
    çamurdan tatlı meyve yaratan Rabbim,
    güzelliği dillere destan gülü yaratan Rabbim;
    benim de evladımın huylarını güzel kıl…” (Esma-i Hüsna İle Çocuk Terbiyesi)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri