Eğitim

Nedircik Yavrusu – Metin Eloğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Nedircik Yavrusu – Metin Eloğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Nedircik Yavrusu kimin eseri? Nedircik Yavrusu kitabının yazarı kimdir? Nedircik Yavrusu konusu ve anafikri nedir? Nedircik Yavrusu kitabı ne konu alıyor? Nedircik Yavrusu PDF indirme linki var mı? Nedircik Yavrusu kitabının yazarı Metin Eloğlu kimdir? İşte Nedircik Yavrusu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Metin Eloğlu

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789750818646

Sayfa Sayısı: 116


Nedircik Yavrusu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu kitap, dizinin diğeri kitapları benzer biçimde ilk olarak genç okurlar gözetilerek hazırlandı. Metin Eloğlu benzer biçimde “netameli” bir imzadan bu koşullarda yapılacak bir seçme normal olarak sıkıntılı olacaktı. Elimi rahatlatan, Metin Eloğlu’nun Vedat Günyol’un aynı yazısındaki saptamasıyla “‘şairane’liği ellerinin tersiyle şiirden atıp senli benli günlük konuşma dilini benimseyen Garipçi’leri de aşarak, ayıp terimine bir doğallık, bir bağışlanırlık, hatta bir sevimlilik kazandır”mış olması oldu. Böylece, şairin ilk kitabı Düdüklü Tencere’ye adını veren şiirden, sağlığında çıkan son kitabı Ilkin Kadınlar’dan aldığım “Azıcık”a kadar en karekteristik Eloğlu şiirlerini rahatça seçebildim.


Nedircik Yavrusu Alıntıları – Sözleri

  • Seni sevdiğim için Haliç’te bir uğultu
    Marmara’da bir deniz
    Isparta bahçesinde güller seni sevdiğim için koncalanıyor
    Seni sevdiğim için kilim dokuyorlar Avşar’da
    Yarın sabahlar seni sevdiğim için buluş edildi.
  • Anlamam o denli incesini
    Sen yanımdayken yaşamak güzeldi işte
  • Seni sevince insanın papuçları eskimiyor…
  • Nicesini sevmiş özlemişimdir
    Zamanla bıktım unuttum bir ihtimal
    Ama bu hep aklımda.
  • Lokman doktor, seni sev diyor bana
    Seni sevmeseydim, ilkbaharı kodunsa bul gayrı
    İstanbul diye bir şehir yoktu ki yeryüzünde..
  • Gülün yahu,
    Adamı sinirlendirmeyin!
  • – Bu şekilde şiir olmaz, diyeceksin; biliyorum.
    Ama bu şekilde dünya olur mu..?
  • Seni sevince insan bilgili saygılı gönlü gani şen
    Saçları zencefilli…
  • İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor
    Ozan oluyor örneğin…
  • Oysa ben ona koskoca düşler adadım,
    Keçiyollarında düştüm önüne…


Nedircik Yavrusu İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Türk Şiirinin Bıçkın, Hırçın ve Külhan Ağızlı Uçarı Şairi: Metin Eloğlu için bir araştırma yazısı yazmak, doğrusu insanları sırf onu okusunlar diye yönlendirmek, benim açımdan oldukça mühim; bu sebeple öteki incelemeler her ne kadar kendi nezlinde kıymetli olsalar da Metin Eloğlu’nu idrak etmek için kafi değiller. Bilvesile ben elimden geleni hayata geçirmeye çalışacağım. Şimdiden zaman ayırıp okuyanlara teşekkür ederim.
İlk bölümde Eloğlu’nun şiir yapısını, içeriğini ve kullandığı cümle öbeklerini ele alacağım.
Daha ilk bir iki şiirini okur okumaz fark ettiğim ve Metin Eloğlu’nun en mühim özelliklerinden önde gelen komedi ögesi, emsalsiz her okuyucunun fark edeceği bir unsur. Yani şiir size bir ileti verirken, istemsizce de güldürmektedir. Bunlarla beraber işlediği ve işleyeceği mevzular da daha ilk sayfalardan itibaren belirgin bir halde ortadır. Bunlar: yoksulluk, varoş mahallelerin durumu, alt katman insanlarının geçim sıkıntıları, sınıfsal mücadeleler, köy-kasaba karşılaştırılması, seviye eleştirisi benzer biçimde sol ideolojinin ilgi alanına giren düşünce ve düşüncelerdir; sadece Eloğlu bu tarz şeyleri o denli saydam ve mütevazı bir şekilde anlatmaktar ki takdir etmeden geçemeyeceğim. Tüm bunların yanında negatif bir eleştiri olarak Eloğlu’nun şiir yapısı, ne yazık ki konularının özgünlüğü kadar çarpıcı değildir.
Şiirlerinin büyük bir kısmı bir sayfayı geçmemekle birlikte, büyük bir bölümünde, kafiye, uyak ve özgür ölçü kullanılmıştır.
Tüm şiirlerlerin de her mısra büyük harfle başlamaktadır. Ayriyetten noktalama işaretlerine kimi yer de tamtakır uyarken kimi yer de asla kullanmamıştır. Yazım kurallarını da yer yer çiğnemiştir. Kimi Istanbul Türkçesi, kimi sokak ağzı; kimi de İstanbul Türkçesiyle sokak ağzını kullanmıştır. Osmanlıca, Arapça kelimeler neredeyse yok denecek kadar azdır. Benim aralarından bulduklarım şunlar: işmar, mahmuz, müntehir, gürz.
Iki üç şiirde bir muhakkak karşınıza çıkacak olan, şairin en oldukça kullandığı kelimeler ise şunlar: sevi, ilkyaz, sonbahar ve salt.
Pekiştirmeler ve ikilemeler ise şiirinin büyük bir bölümünü kapsamakta.
Pekistirmeleri: ÜpÜsküdar, upuyuyor, kıskıvrak, güpgür, masmavi, pespembe…
Pekiştirmelerinde, ikincisinden türemiş, birincisi anlam ifade etmeyen olan pekiştirmeleri kullanmayı tercih etmiş.
İkilemeleri: Vıyıl vıyıl, Sultan multan, şiir miir, çın çın, dağ dağa…
İkilemelerinde, birbirinin tekrarı ve birincisi anlamlı ikincisi anlam ifade etmeyen olan, birinciden türemiş Ikilemeleri kullanmayı tercih etmiş.
Vallahi billahi, vallah billah ve falan filan ise, diğerlerine istinaden daha çok kullanılan ikilemelerdir.
Bazı yerlerde tamlamaları şu biçim de bitişik yazmayı tercih etmiş: köruçurumlar(ödat tamlaması), ingilizanahtarı, köpekmemeleri (isim tamlaması)…
Cık, cik, cuk, cük eklerini çoğunlukla kullanmış.
Bu ekleri çoğu zaman küçültme, azlık, acıma benzer biçimde anlamlarda kullanmaya itina göstermiş.
Örnek olarak: azıcık, bacakkadarcık, kabarcık…
Şuna da küçük bir ayraç açmalıyım: Eloğlu, kendi yazınsal döneminde, kim bilir en oldukça tartışılan şairlerden birisi olmuştur. Ilhan Berk’ten, Vedat Günyol’a; Vedat Günyol’dan, Can Yücel’e birçok ozan kendisinden bahsetmiştir.
Ilhan Berk: Daha vakti gelmemiş bir ozan, derken; Asaf Halet Çelebi, Eloğlu’nun ilk kitabı “Düdüklü Tencere’ye” istinaden: Bu şekilde bir kitabından anlatmak benim için zül, muharriri için de bir şereftir, diyerek oldukça sert bir eleştiri de bulunmuştur.
Eloğlu’nun şiirleri bahsi geçmiş olduğu kadar küfürlü mü? Ya da argo oldukça mu fazla?
En oldukça tartışılan mevzunun bu olması hasebiyle size birkaç örnek vermek isterim. Mesela; şıllık, deyyus, çiş, bilmiyorum neyime, bok… Eğer bunlar sizin için fazla argo ise evet, okumayın; fakat emin olun bunlardan daha fazlasını bulamayacaksınız. Yanı yanıt olarak: Hayır, küfürlü değiller; yalnız günlük konuşma dilinde sık sık söylenen argolar kullanılmıştır.
Son bölüm de Eloğlu’nun beğendiğim şiirlerden bahsedip bencileyin iyi bir iş çıkarmış olarak incelememe son vereceğim.
Çıngırak adlı şiiri, doğayı tasvir edişiyle, bilhassa kendi tarzından da değişik olamasından dolayı en beğendiğim şiirlerinden birisi oldu.
Çıngırak şiirinden bir sayfa sonrasında o şekilde bir şiir var ki sokaktan; alelede, külhanbeyi, birazcık perişan, feleğin tokadını yemiş, yürek yarası çeken (ki her meyhane sokağında bu şekilde birileri muhakkak vardır) birini bul ve oku Eloğlu’nun “Sen Gideli” şiirini. O zaman, muhtemelen esrik beyefendi şöyleki diyecektir: Usta, aynı rakı sofrasına oturmuşluğumuz var mı? Ki bu durumda olan her kimse, aynı suali sorması kaçınılmazdır.
Kof Demirli Pencere, Odun ve Lokman Hekimin Sev Dediği adlı şiirleri ise zannımca kitabın en iyi aşk şiirleridir.
Lokman Hekimin Sev Dediği isminde şiiri, Umut Yaşar Oğuzcan tarzını fazlasıyla anımsattı. Bu hususta, minik bir detayı da sizinle paylaşmak isterim. Umut Yaşar Oğuzcan, 1926; Metin Eloğlu, 1927 senenin da dünyaya gelmiştir. Ölüm yılları ise Umut Yaşar Oğuzcan, 1984; Metin Eloğlu, 1985. Birer yıl arayla doğan ve vefat eden iki ozan, ilginçtir ki aynı yaşta da vefat etmiştir.
En son bahsedeceğim şiir ise “Çilingir” şiiri.
Bu şiir de ozan, evini ya da herhangi dörtduvar bir yeri, dışarısı; doğayı ve çevreyi ise içerisi olarak görmektedir. Buna istinaden şairin, insanlığın o ilk zamanlarına göz kırptığını düşünüyorum. Yanı ilkel zamanlara. Kendimizi hemen hemen bu beton yığınlarına teslim etmeden oldukça öncesine.
Şairin evi doğadır. Şiirde de bundan şöyleki bahsetmekte:
Kim kitledi bu kapıyı, içeride gecegündüzlerim var;
Şiltem, mangalım, seneler yılı bir ihtimal sevdiğim;


Sökun şu cıvataları, oğlum, ingilizanahtarı nerde?
Cimcirik somunları, kanırın tornavidayla, daha kanırın!
Ayıp mı, kime ayıp?
Kırın omuzlayıp;
İçerde ben varım.
Eğer buraya kadar okuyan olduysa ona en güzel şiirleri armağan ediyorum. Sonsuz teşekkürle ve kucak dolusu selamla. Şiirle kalınca, hoşça kalınca. (DETACHMENT)

Bu kitabı okurken ozan hakkında şu kanıya vardım:
Hemen derhal her mevzuda üretiyor.
Ama bazı şiirlerinde oldukça sıkıldım. Haz alamadım. Ya da anlamını çözemediğim için o şekilde hissettim. Bu nedenle tam puan vermedim.
Ama okumanızı tavsiye ederim.
Keyifli okumalar dilerim.
yazar/i10270 kitap/kitap–27749 (Havva Kunut)

Türk ozan ve ressam.Türkçeyi çok önemli derecede kullanan ve sevdiren ozan…Kitap ironi ve kendine özgü imgelerle örülü olması hasebiyle şiir mecrasında kendine derhal yer ediniyor.Maalesef oldukça okunmuyor fakat tanıyanlar müptela oluyor.Elbette tavsiye edilir. (İbrahim Damdam)


Nedircik Yavrusu PDF indirme linki var mı?


Metin Eloğlu – Nedircik Yavrusu kitabı için internette en oldukça meydana getirilen aramalardan birisi de Nedircik Yavrusu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Metin Eloğlu Kimdir?

Ortaokuldan mezun olduktan sonrasında, 1943’te Güzel Sanatlar Akademisi Resim Kısmı’ne girdi. 1946’dasiyasi nedenlerden dolayı iki ay tutuklu kaldı. Olay üstüne Akademi’deki kaydı silindi. 1947’de başladığı askerlik hizmetini, disiplinsizlik sebebiyle almış olduğu uzatma cezaları sebebiyle sadece 5 yılda tamamlayabildi.

Edebiyata öyküyle adım attı. 1942’de Servetifünun-Uyanış dergisinde ilk öyküsü gösterildi. 1943’te İzmir’de basılan Kovan dergisinde de Mehmet Metin imzasını taşıyan „Sabah Şarkısı” şiirine yer verildi. Ressam olarak birçok emek verme ve sergiye imza attı. 1967’de düzenlenen 1. DYO Sergisi ile ve 1976’da meydana getirilen Yarımca Sanat Şenliği’nde birincilik ödüllerine layık görüldü. Eserlerinde adının haricinde Mehmet Metin, Mehmet Emin, Ali Haziranlı, Etem Olgunil ve Nil Meteoğlu imzalarını kullandı. Ayrıca birçok eleştiri yazısı kaleme aldı. 1985’te İstanbul’da öldü.


Metin Eloğlu Kitapları – Eserleri

  • Nedircik Yavrusu
  • Ilkin Kadınlar
  • Bu Yalnızlık Benim
  • Ay Parçası
  • Yine
  • İstanbullu
  • Hep
  • Bektaşi Dedikleri
  • Sultan Palamut
  • Odun
  • Şiirce
  • Düdüklü Tencere
  • Rüzgar Ekmek
  • Ayşemayşe
  • Horozdan Korkan Oğlan
  • Yumuşak G
  • İbresiz Bir Pusula
  • Dizin
  • İçli Dışlı Yazılar, Söyleşiler, Soruşturmalar
  • Canım Oğuzcuğum


Metin Eloğlu Alıntıları – Sözleri

  • Doğmasına doğdum da
    Sonra iyi mi yaşadım öldüm mü (Ilkin Kadınlar)
  • Şuranda kitapların yazdığına pek benzemeyen bir yaşamak luğu. Avazın çıkmış olduğu kadar bağırmaya başlasın. Türkü mü olur? Şiir mi olur? Nutuktan gayri hepsi kabulümüz! Gözleri öpülesi deniz! de… Şu bulutu tavan başımızdan tamamlanmamış olmasın! de… Hürlük de… Ne dersen de yahu! Dilini mi yuttun? Türkçeyi unuttunsa, gavurca bağır! Gavurcayı da mu unuttun? Hayvanca bağır! Delibozuk zarganaların, kıraçaların kulağının dibinde aklına eseni haykırı haykırıver… (İstanbullu)
  • Behey cin çarpası, niye oruç tutmazsın?
    Bizimki asla istifini bozmadan:
    “Yolcuyum” demiş “kurusun huyum”
    Tanıklardan bir işgüzar derhal atılmış :
    “Bildim bileli kasabadan çıkmamıştır, efendim”
    Bektaşinin yalancıktan kaşları çatılmış :
    “Benim yolculuğum karşı köye değil ki,
    Ben diğer dünya yolcusuyum” (Bektaşi Dedikleri)
  • Şu birleşememek, güçlü bir tüm halinde ortaya çıkmak yok mu; dertlerimizin başlangıcında geliyor. (İçli Dışlı Yazılar, Söyleşiler, Soruşturmalar)
  • Musluk mu damlıyor birileri mi ağlıyor gene (Ilkin Kadınlar)
  • Her iş bitti, iyiyi, hakikatı, yararlıyı başgöz edip bir köşeye oturttuk da iş yeni yeni güzellemelere kaldı sanki. (İçli Dışlı Yazılar, Söyleşiler, Soruşturmalar)
  • Hafakanlar basmış içimizi; biri sanattan söz açacak olsa, ya gögüs geçire geçire susmasını bekliyor, ya da mevzuyu darmaduman edip, hevesini kursağında bırakıyoruz. (İçli Dışlı Yazılar, Söyleşiler, Soruşturmalar)
  • Uzak sesin değiverse
    En ileze çiçek bile ışıldar. (Hep)
  • Seherciğim, kalkıp deniz kenarına gidelim mi seninle? Gidelim ya… Biraz rakı boşaltalım mi içimize?” (İstanbullu)
  • ‘Leylâkların hayâli salkımların emeli’
    Kimbilir ne kadara bölündü (Ay Parçası)
  • Çığır açmış, yetişenleri etkilemiş bir sanatçı defterini dürdü müydü, bir bakıma sıtkımız sıyrılıveriyor ondan; öküz öldü, ortaklık bitti hesabı. (İçli Dışlı Yazılar, Söyleşiler, Soruşturmalar)
  • Nicesini sevmiş özlemişimdir
    Zamanla bıktım unuttum bir ihtimal
    Ama bu hep aklımda. (Nedircik Yavrusu)
  • Dünya yıkıldı altında kaldım sanki. (Yine)
  • Pencereden su döken mi
    Kim bilir hangi eşim (Ilkin Kadınlar)
  • Yüzü safran badanalı
    Yârim odun yarıyor arka bahçede (Ay Parçası)
  • Kopuk göle vurunca mı sönecek ay ışığı (Rüzgar Ekmek)
  • Ben bu kelepir güzellikleri
    Bir yerden tanıyorum (Ay Parçası)
  • -Babaefendi, oğlum hep yalan söyler. Bir türlü vazgeçiremedik, nasıl yapsak?
    -Bu şekilde ortamda onu politikacı yap, acele yükselir;Göreceksin saylav da olur, bakan da… (Bektaşi Dedikleri)
  • Evli barklı biri, her nedense
    Karısını “üçle dokuzla” boşar.
    Ok yaydan çıkınca pişman olur
    Nikah tazelemek için imama koşar.
    İmam vakası, dinledikten sonrasında,
    Hülle icap ettiğini anlatır adama
    Bir softa bulup girişirler pazarlığa
    Bektaşi, bu haksızlığa pek bozulur:
    “Be imanım der, şu boşanmada
    Kadıncağızın bir suçu yok.
    Kocası olacak beyinsizi yatırın softayla
    Düşünmeden bu şekilde haltlar etmez tekrar (Bektaşi Dedikleri)
  • Âşığım. Yüreğimde işitilmedik bir yaşamak luğu, her şeyi güzel, tertipli kılan bir aydınlık, tıka basa müjdeyle yüklü bir güvercin sürüsü. (İstanbullu)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri