Eğitim

Tarih Sümer’de Başlar – Samuel Noah Kramer Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Tarih Sümer’de Başlar – Samuel Noah Kramer Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Tarih Sümer’de Başlar kimin eseri? Tarih Sümer’de Başlar kitabının yazarı kimdir? Tarih Sümer’de Başlar konusu ve anafikri nedir? Tarih Sümer’de Başlar kitabı ne konu alıyor? Tarih Sümer’de Başlar PDF indirme linki var mı? Tarih Sümer’de Başlar kitabının yazarı Samuel Noah Kramer kimdir? İşte Tarih Sümer’de Başlar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Samuel Noah Kramer

Çevirmen: Hamide Koyukan

Orijinal Adı: History Begins at Sumer: Thirty-Nine Firsts in Recorded History

Yayın Evi: Kabalcı Yayınevi

İSBN: 9786055272500

Sayfa Sayısı: 490


Tarih Sümer’de Başlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İlk yasa sistemi hangi uygarlığa aitti? İlk vergi indirimini hangi uygarlık uyguladı? Ya ilk atasözü, ilk aşk şarkısı, ilk atasözü ve deyimler? Tüm bu soruların yanıtı asla şüphesiz çiviyazısı denen yazılarını kil tabletlere geçirerek yazılı zamanı başlatan Sümerler olacaktır. Kitabı Mukaddes’te geçen birçok kavramın kökenlerinin de Sümerlerde bulunduğunu görmek kafalarımızda sual işaretleri uyandıracaktır. Önde gelen Sümerologlardan Samuel Noah Kramer, Sümerlerin insanlık evveliyatına katkıda bulundukları 39 alanı, seneler devam eden araştırmalar ve binlerce tabletin okunması sonucunda ortaya çıkan bu kitapta topladı. Eğitimden aileye, tarımdan adalete, ahlaktan felsefeye, edebiyattan politikaya “Tarih Sümer’de Başlar.”


Tarih Sümer’de Başlar Alıntıları – Sözleri

  • Türkiye Cumhuriyeti’nin sevgili kurucusu ve kahramanı, açık yüzlü, hüzünlü bakışlı Atatürk’ün büyük bir fo­tografı asılı. Bazı açılardan çagımızın en mühim siyasetçilerinden biri
    olan bu dikkate deger insan için söylenecek ve yazılacak daha pek oldukca şey var. Ama gerçekleştirdikleriyle yeni bir çag başlatmış da olsalar benim işim çagdaş “kahramanlar”la degil. Ben Sümerologum ve oldukca uzak geçmişin, çoktan beridir unutulmuş “kahramanlan”dır benim işi m.
  • “Yeri düz, yassı bir disk olarak, gögü ise, üstten ve alttan kubbe biçiminde katı bir yüzeyle örtülü çukur bir yer olarak düşünü­
    yorlardı. Bu göksel kubbenin niçin yapıldıgını düşündüklerini hemen hemen bilemiyoruz. Kalayın Sümercesinin “gök metali” olmasından yola çı­karak, kalaydan yapılmış oldugu düşünülebilir. Gök ile yer içinde,
    en yakın anlamı “rüzgar” (hava, nefes, ruh) sözcügü olan, !il dedikleri
    bir ögenin olduguna inanıyorlardı; bunun en belirgin nitelikleri hare­ket ve genleşme benzer biçimde görünmektedir ve dolayısıyla kabaca bizim “at­mosfer”imize karşılık gelir. Güneş, ay, gezegenler ve yıldızlann da atmosferle aynı maddeden yapıldıgına, yalnız bunlann fazladan par­
    laklık niteligiyle donatıldıgına inanılıyordu. “Gök-yer” üstten ve alt­tan, her taraftan sonsuz bir denizle kuşatılmıştı ve evren bunun için­de, bir şekilde durağan(durgun) ve hareket etmeden duruyordu.
  • Gök Yer’den uzaklaştıktan sonrasında,
    Yer Gök’ten yarıldıtan sonrasında,
    Insanın adı konduktan sonrasında;
    An (gök-tannsı) gögü ele geçirdikten sonrasında,
    Enli! (hava-tanrısı) yeri ele geçirdikten sonrasında …
    Bu dizelerio çevirisini yaptıktan sonrasında, bir çözümlerneye giriştim ve şu kozmogonik kavramlan içerdikleri sonucunu çıkardım:
    l. Bir zamanlar gök ile yer birdi.
    2. Gök ile yerin ayrılmasından ilkin bazı tannlar vardı. 3. Gök ile yerin ayniması üstüne, gök-tanrısı gögü ele geçirdi,
    fakat yeri yakalayan hava-tanrısı Enli! oldu. Bu pasajcia dile getirilmeyen ya da belirtilmeyen can alıcı noktalardan bazıları şunlardır:
    l. Gök ile yerin yaratıldıgı, eger yaratılmışsa kimin tarafınca yaratıldıgı düşünülüyor muydu?
    2. Sümerlerce gök ile yerin biçimi iyi mi canlandırılıyordu?
    3. Gögü yerden ayıran kimdi?
  • İÖ 1850 tarihinde Sümer ülkesinde bir katliam işlendi. Üç şahıs
    bir berber, bir bahçıvan ve meslegi bilinmeyen biri- Lu -lnanna adlı
    bir mabet görevlisini öldürürler. Katiller, belirtilmeyen bir nedenle, kurbanın Nin-clada adındaki kansına kocasının öldürüldügünü haber
    verirler. Garip bir şekilde, hanım onların sırrını saklar ve yetkililere
    bildirrnez. Ama o süre bile, en azından çağdaş Sümer yurdunda, ada­letin kolu uzun ve kesindi. Cinayet, Kral Ur-Ninurta’ya başkenti
    lsin’de bildirildi ve o da davayı Nippur’daki mahkeme işlevi gören
    Yurttaşlar Meclisi’nin önüne çıkardı.
    Bu mecliste bulunanlardan dokuzu, yalnızca üç katilin degil, kadı­nın da cezalandırılması gerektigini savlayarak suçlulann sayısını artı­rırlar; olasılıkla cinayeti ögrendikten sonrasında suskunlugunu korudugu için hata ortağı olabilecegini düşünmüşlerdi.
    Bunun üstüne meclisin iki üyesi kadının savunmasını üstlenirler.
    Onun cinayetle yer almadıgını ve bundan dolayı de cezalandınlmaması
    gerektigini öne sürerler. Mahkeme üyeleri savunmanın görüşüne katılır. Kocası saglığında
    kadının gereksinimlerini karşılar benzer biçimde görünmediginden kadının sus­
    kun kalmakta haklı oldugunu bildirirler. “Gerçek katillerin cezasının infazına” ifadesiyle karar sonuca baglanır. Buna gore, Nippur mecli­since yalnızca üç kişiye ölüm cezası verilmiştir. “
  • Mite gore, tan­rısal bir ses kendisine, tanrılar meclisinin bir tufan çıkarma ve “insanlıgın tohumunu kurutma” sonucu aldıgını bildirdiginde Ziusudra bir duvarın yanında bulunuyordu
    Metin, bundan sonrasında, Ziusudra’ya dev gibi bir vapur yapması ve kendisini yok olmaktan kurtarması için verilen detaylı ögütlerle de­vam ediyor olmalı. Ancak metnin bu kısmında da ortalama 40 dizelik bir digeri kırık oldugundan bu bölüm kayıptır. Metin tekrardan okuna­bilir hale geldiginde, tufanın tüm şiddetiyle ‘·ülke”yi kapladıgını ve yedi gün yedi gece sular altında bıraktigını görürüz. Sonra güneş tan­rısı Utu degerli ışıgını her yere saçarak yeniden ortaya çıkar. Ziusudra
  • Sümerlerin gide­rek Sami kökenli Akadlarca fethedilmesinin bir sonucu olarak, Sü­ merli profesörler malum en eski “sözlükler”i yapmaya girişmiş­ lerdi. Sami fatihler yalnızca Sümer yazısını ödünç almakla kalmadı­ lar, Sümerce konuşma dili olmaktan çıktıktan oldukca sonrasında da üstünde çalışıp öykünmek ettikleri Sümer yazınsal eserleri hazinesine kondular. Bu­ nun için de, Sümerce sözcük ve deyimierin Akadcaya çevrildigi “söz­ lükler”e pedagojik bir gereksinim dogdu.
  • Sümerler insan ve geleceğine ilişkin rahatlatıcı umutlar taşımıyorlardı. Kuşkusuz, itimat içinde olmayı özlüyorlar, bizim benzer biçimde korkudan, yoksulluktan ve savaştan kurtulmayı diliyorlardı. Ama bu hasret ve dileklerin gelecekte gerçekleşeceğine inanmıyor, tersine, insanların oldukca uzun süre öncesinde kalmış bir geçmişte mutlu yaşadıklarını düşünüyorlardı.
  • Yunanlılar ve Romalılar, hayvan fablları yazınsal türünün doğuşunu, İÖ altıncı bin yılda Ufak Asya’da yaşamış olan Ezop’a bağlarlardı. Buna rağmen, Ezop’a yüklenen fabllardan en azından bir kısmının ondan oldukca ilkin de var olduğu günümüzde bilinmektedir. Her durumda, “Ezopik” türdeki fabllar Ezop doğmadan bin yılı aşkın süre ilkin Sümer’de bulunuyordu.
  • Sümerler, Mısırlılardan değişik olarak, melankolik ve güvensiz bir yaşam görüşünü benimsemeye yatkındılar.
  • Seni suya koysalar suyu kirletirsin, bahçeye koysalar meyveler çürümeye adım atar..!


Tarih Sümer’de Başlar İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Zaman makinesini buluş edin de gidip Sümerlilere bakalım :): Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Dili hakikaten hafifçe ve anlaşılırdı. Dümdüz yazılmış, ruhsuz, bunaltan tarih kitapları benzer biçimde değildi. Gayet akıcıydı. İncelememe başlıyorum.
Kimdirler bu Sümerler? Haklarında ne biliyoruz? Tarih kitaplarında gördüğümüz işte çivi yazısını bulmuşlar bilgisi haricinde ne biliyoruz? Bazılarımız birazcık daha detay bilgisine haizdir. Mesela Gılgamış, Tufan, insanoğlunun yaratılışı destanlarının onlara ilişkin bulunduğunu, kent devletleri kurduklarını, hukuk sistemlerinin olduklarını, Astronomi, Matematik bilimlerinde gelişmiş olduklarını, oldukca tanrılı bir dine inandıklarını biliyorlar. Bunların haricinde bence bir çoğumuz haklarında pek bir şey bilmiyoruz. Gerçekten bilmememiz bizim açımızdan fena bir durumdur. Bundan dolayı bu insanoğlu bizlere ışık tutmuş, tarihe yön vermişlerdir. Toplum genel olarak din adamları, askerler, köleler, çiftçiler olarak sınıflanmıştır. Sümerler, edebiyat, politika, ziraat, mimari mevzusunda kendilerini geliştirmişlerdi.
Mesela tarihte malum ilk siyasal meclis onlara aittir. Meclisleri 2 yapıdan oluşuyordu. İlk yapı ihtiyarlar meclisinden oluşuyordu. İkinci yapıda ise silahlı tutan insanlardan oluşuyordu. İhtiyarlar genel anlamda barıştan yanadırlar. Diğer meclis yapısı ve kralları cenk yada bağımsızlık düşünürler.
İlk hukuk kürarlarının onlara ilişkin bulunduğunu düşünürsek haliyle ilk mahkeme sonucu da onlara aittir. İlk görüşülen ve sonuçlanan mahkeme bir kadının kocasının, kadının gözlerinin önünde 3 şahıs tarafınca öldürülmesini ve kadının bu suçu saklamış olduğu için yargılanmasını ve kocasının karısına maddi anlamda bakmadığı için kadının suçu saklamasından dolayı suçsuz bulunmamasıyla ve öteki 3 kişinin suçlanmasıyla tamamlanmıştır.
Sümerlilerin oldukca tanrılı bir dine inandığını söylemiştim. Onlara gore her fiil için birer tanrı gerekliydi. Tanrılar hiyerarşik bir yapıdaydılar. En başta Kral Tanrı Enlil onun yanında baş vezir olarak Enki vardı. Sümer tanrılarının bazıları ve tarihte Sümerlilerden etkilenen öteki mitolojilerdeki karşılıkları aşağıdaki gibidir:
Anu yada An: Gök tanrısı, önceleri baş tanrıyken sonrasında yerini hava tanrısı Enlil almıştır. Yunan mitolojisinde bu tanrı Zeus, Mısır mitolojisinde Horus, gök ve Işık tanrısıyken Amon’da Gök tanrısıdır.
Enlil: Hava tanrısı, tanrıların babası, tapınağı Ekur Nippur kentindeydi. Hava Tanrısı olarak gene yunan mitolojisinde gene Zeus vardır. Zeus hem gök hem hava tanrısıdır. Mısır mitolojisinde ise bu tanrı Shu’dur.
Enki: Bilgelik tanrısıdır. Yunan mitolojisinde bu tanrıya karşılık gelen bilgelik ve cenk stratejisi tanrısı olan Athena’dır.
Nimmah (Ninhursag): Ulu hanım, ana-tanrıçadır. Yunan mitolojisinde bu Gaia’dır. Mısır’da direk karşılık gelen bir tanrı yok yan özellikleriyle yer edinen birden fazla tanrı var. Ana tanrıçanın yanında cinsellik, aşk tanrıçaları var.
Nanna (Sin (mitoloji)): Ay tanrısıdır. Yunan mitolojisinde direk karşılığı olan bir tanrı değildir. Mısır mitolojisinde ise Knosh’dur.
Utu (Şamaş): Güneş tanrısı, ay tanrısı Nanna’nın oğlu. Yunan mitolojisinde yoktur. Mısır’da ise Ra’dır.
Ecem (Kueen) : Kraliçe Soylular tanrıçası. Yunan ve Mısır mitolojisinde yoktur.
İnanna (İştar): Aşk ve Bereket Tanrıçasıdır. Yunan mitolojisinde Afrodit Aşk ve güzellikken, Hera Bereket Tanrıçasıdır. Mısır’da ise Hator Neşe ve Aşk tanrıçasıyken Bereket Tanrıçası İsis’dir.
Peki bir tek Sümer mitolojisinde yer edinen Tanrı ve tanrıçaların adları ve özellikleri mi öteki mitolojilere esin deposu olmuş ve benzemektedir? Hayır. Sümer mitolojisindeki yaratılış, tufan ve gılgamış destanı bir oldukca dinde ve mitolojide benzerlikler içermektedir.
Sümer mitolojisinde yer edinen yaratılış kısmı kitapta şöyledir:
“Gılgamış, Enkidu ve Ölüler Diyarı”nın girişinin bir kısmı şu beş dizeyi ihtiva eder:
Gök Yer’den uzaklaştıktan sonrasında,
Yer Gök’ten ayrıldıktan sonrasında,
insanoğlunun adı konduktan sonrasında;
An (gök-tanrısı) göğü ele geçirdikten sonrasında,
Enli! (hava-tanrısı) yeri ele geçirdikten sonrasında
Yazarın bu dizeler ile alakalı yorumu:
Bu dizelerin çevirisini yaptıktan sonrasında, bir çözümlemeye giriştim ve şu kozmogonik kavramları içerdikleri sonucunu çıkardım:
1. Bir zamanlar gök ile yer birdi.
2. Gök ile yerin ayrılmasından ilkin bazı tanrılar vardı.
3. Gök ile yerin ayrılması üstüne, gök-tanrısı göğü ele geçirdi, fakat yeri yakalayan hava-tanrısı Enlil oldu.
Tevratta yer edinen benzer yaratılış ayetleri:
1)Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
2)Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın Ruhu suların üstünde dalgalanıyordu.
3)Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu.
4)Tanrı ışığın iyi bulunduğunu görmüş oldu ve onu karanlıktan ayırdı.
5)Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabahleyin oldu ve ilk gün oluştu.
6)Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın” diye buyurdu.
7)Ve öyleki oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.
İncilde yer edinen benzer yaratılış ayetleri:
1)Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
2)Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın Ruhu suların üstünde hareket ediyordu.
3) Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu.
4)Tanrı ışığın iyi bulunduğunu görmüş oldu ve onu karanlıktan ayırdı.
5)Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabahleyin oldu ve ilk gün oluştu.
6)Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın” diye buyurdu.
7) Ve öyleki oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.
Kur’an yer edinen benzer yaratılış ayeti:
Enbiya Suresi, 30.ayet: O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?
Sümerlilerde insanların yaratılışı ile ilgili tabletlerde bulunmuştur. İnsanların iyi mi yaratıldığını özetleyen dizeler Kur’an’daki benzer biçimde kilden yapıldığı anlatılır. Dizeler şöyledir:
“Ey oğul, kalk yatağından, .. .’dan bilgeliğini göster,
Tanrılara hizmetkarlar biçimle, kendi eşlerini (?) kendileri üretsin.”
Enki mevzu üzerine düşünür, “iyi ve asil şekilleyici”lerin başına geçer ve anası Nammu’ya, ilksel denize şöyleki der:
“Ey ana, sözünü ettiğin mahluk var edildi,
Onun üzerine tanrıların suretini (?)yerleştir;
Dipsiz derinliğin yüzeyindeki kilden yüreğini yoğur,
lyi ve asil şekilleyiciler kili berkitecekler,
Sen, sen onun uzuvlarını ortaya çıkar;
Ninmah (toprak-ana tanrıça) senin üstünde çalışacak,
(Doğum) tanrıçaları sen biçimlerken yanında olacaklar;
Ey ana, (yeni tabiat ananın) yazgısını belirle, Ninmah onun üzerine tanrıların suretini (?) yerleştirecek,
Bu insandır ….. ”
Tevratta insan yaratılışını özetleyen ayet:
Yar.2: 7 RAB Tanrı Adem’i topraktan Yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu.
Kur’an’da insan yaratılışını özetleyen ayetler:
“Andolsun biz insanı çamurdan (süzülmüş) bir hülasadan yarattık. Sonra onu (Hz. Âdem’in nesli olan) insanı sarp ve metin bir karargahta (rahimde) bir nutfe (zigot) yaptık. Sonra o nutfeyi ilgi (yapışan şey) hâline getirdik, derken o alakayı mudga (bir çiğnem et) yaptık, o bir çiğnem eti kemik(lere) çevirdik (ve) o kemiklere de et (kaslar) giydirdik. Sonra onu başka yaratılışla inşa ettik (can verdik, konuşma verdik)…” (Mü’minun, 23/12-14).
Sümerlilerin Tufan destanıyla benzerlikleri bulunan dinler ve ayetleri
Sümerlilerin Tufan destanı: Hz.Nuh’a karşılık gelen isim Ziusudra isminde bir kraldır. Dindar bir adam olan Ziusudra bigün bir duvarın yanında duruyordur. Destana gore tanrısal bir tarafınca şehirlerin sular altında kalacağı ve ona uygun bir vapur yapması icap ettiğini özetleyen bir uyarı duyduğunu toplumda yaşayan her insana anlatır. Bununla ilgili bulunan tabletlerdeki çözülebilmiş şu demek oluyor ki zarar görmemiş kısımlar şöyledir:
Tufan ..
O şekilde karar alındı
O süre Nintu …. benzer biçimde gözyaşı döktü,
Kutsal lnanna halkı için bir ağıt tutturdu,
Enki kendi kendine karar aldı,
An, Enli!, Enki ve Ninhursag …. ,
Göğün ve yerin tannlan An ile Enlil’in adını söylediler.
O süre kral Ziusudra, …. ‘nın paşişu’su,
Dev bir …. inşa etti;
Alçakgönüllülükle, itaatle, saygıyla, o …. ,
Her gün uğraşarak, durmadan … . ,
Her türlü düşü görerek …. ,
Göğün ve yerin adlarını anarak …..
…. tanrılar bir duvar .. .. ,
Ziusudra, duvarın yanında durarak, dinledi.
“Solumda, duvarın yanında dur …. ,
Duvarın yanında sana bir söz diyeceğim, sözümü dinle,
Öğütlerime kulak ver:
Bizim .. ‘mızla bir tufan yakarma merkezlerini silip süpürecek;
insanoğlunun tohumunu kurutmak için….,
Karar bu şekilde, tanrılar meclisinin sözü.
An ve Enli! tarafınca verilen emirle ….
Krallığı, kanunu (sona erdirilecek).”
Tufan ilgili bazı tabletlerdeki dizeler okunamaz haldedir. Okunduğu kadarıyla tufan 7 gün 7 gece sürmüştür. Sonra güneş tanrısı Utu ortaya çıkmıştır. Ziusudra güneş tanrısının önünde diz çöküp ona kurbanlar sunar. Olayla ilgili olan dizeler şöyledir:
Olağanüstü güçlü fırunaların hepsi, bir olup saldırdılar,
Aynı anda tufan yakarma merkezlerini kapladı.
Yedi gün, yedi gece hoyunca, Tufan ülkeyi kasıp kavurdu,
Fırtınalar koca gemiyi azametli dalgalara çarpıp dururken,
Işığını yere göğe saçan Utu çıktı. Ziusudra koca geminin bir penceresini açtı,
Kahraman Utu ışınlarını koca geminin içine saldı.
Kral Ziusudra, Utu’nun önünde bölgelere kapanmış oldu,
Bir öküz kesti kral, bir koyun kesti.
Devamında Ziusudra’nın tanrılar tarafınca sonsuz yaşamla ödüllendirildiği anlatılır. Ölümsüz olan Ziusudra, ileride değineceğim Gılgamış destanında kral Gılgamış tarafınca ölümsüzlüğü iyi mi elde edileceğiyle ilgili ziyaret edilir.
Tevratta Hz.Nuh’un Tufanıyla ilgili ayetler:
Yar.6: 9 Nuh’un öyküsü şöyledir: Nuh doğru bir insandı. Çağdaşları içinde kusursuz biriydi. Tanrı yolunda yürüdü.
Yar.6: 10 Üç oğlu vardı: Sam, Ham, Yafet.
Yar.6: 11 Tanrı’nın gözünde yeryüzü bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu.
Yar.6: 12 Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu görmüş oldu. Bundan dolayı insanoğlu yoldan çıkmıştı.
Yar.6: 13 Tanrı Nuh’a, “İnsanlığa son vereceğim” dedi, “Bundan dolayı onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla beraber yeryüzünü de yok edeceğim.
Yar.6: 14 Kendine gofer ağacından bir vapur yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap. D Not 6:14 “Gofer”: Ne çeşit ağaç olduğu bilinmiyor. Selvi ağacı olduğu sanılıyor.
Yar.6: 15 Gemiyi şöyleki yapacaksın: Uzunluğu üç yüz , genişliği elli , yüksekliği otuz arşın olacak. D Not 6:15 “Üç yüz arşın”: Yaklaşık 135 m. 6:15 “Elli arşın”: Yaklaşık 22.5 m. 6:15 “Otuz arşın”: Yaklaşık 13.5 m
Yar.6: 16 Pencere de yap, boyu yukarıya doğru bir arşını bulsun. Kapıyı geminin yan tarafına koy. Alt, orta ve üst güverteler yap. D Not 6:16 “Bir arşın”: Yaklaşık 45 santimetre.
Yar.6: 17 Yeryüzüne tufan göndereceğim. Göklerin altında nefes alan tüm canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her canlı ölecek.
Yar.6: 18 Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle beraber gemiye bin.
Yar.6: 19 Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir adam, bir dişi olmak suretiyle birer çifti gemiye al. Yar.6: 20 Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler.
Yar.6: 21 Yanına hem kendin, hem onlar için yenebilecek ne var ise al, ilerde yiyecek suretiyle depola.” Yar.6: 22 Nuh Tanrı’nın tüm buyruklarını yerine getirdi.
Tevrattaki sonraki ayetlerde Rab tarafınca 40 gün 40 gece yağmur yağdığını ve tufanın 40 gün sürdüğünü sonuçta vapur dışındaki tüm canlıların yok olduğu yazar.
İncildede buna benzer ayetler vardır.
Kur’an’daki Nuh tufan ile ilgili ayetler:
“Andolsun ki Nuhu kavmine gönderdik te, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Onlar zalim kimseler iken nihayet tufan onları yakaladı. Fakat Nuhu ve gemi halkını kurtardık. Ve bu hadiseyi âlemler için bir ibret kıldık” (Ankebut: 14-15)
“Nihayet azabımız gelip kazan kaynadığında Nuh’a dedik ki; Herbirinden ikişer çift ve üzerine azap sözümüz geçenler müstesna ehlini ve iman edenleri gemiye bindir. Ve zaten onunla beraber iman edenler pek azdı.Nuh dedi ki; Gemiye binin, onun akıp gitmesi de durması da Allah’ın ismiyledir. Şüphesiz ki Rabbim Gafurdur ve Rahimdir. Ve gemi onları dağlar gibi dalgaların arasında götürdü. Ve nihayet şöyle denildi: Ey yer suyunu yut, ve ey gök suyunu tut. Su çekildi, iş bitirildi ve gemi cudinin üzerine oturdu. Ve zalimler topluluğu helak olsun denildi.” (Hud :40-44)
Gılgamış destanı Sümerlilerin malum en meşhur destanıdır. Bunun bir kaç versiyonu vardır. Ölümsüzlükle ilgili olarak olanı şöyledir: Gılgamış arkadaşı Enkidu ile bir canavarı öldürmeye gider. Oldukca kuvvetli bir canavar olan Huvava’yı arkadaşı ile beraber öldürür. Tanrılar bu davranışlarından dolayı Enkidu’yu ölümle cezalandırır. Enkidu tanrılar tarafınca Gılgamış’ı alt etsin diye gönderilmiş bir varlıktır. Gılgamış arkadaşının öldüğünü gördükten dünya yaşamının geçici bulunduğunu, kahramanlıkların, savaşların boş bulunduğunu anlamış olur ve ölümsüzlüğü bulmak için yollara düşer. Daha ilkin tanrılar tarafınca ölümsüzlük ile ödüllendirilen Ziusudra’a gelir ve ölümsüzlük için ondan yardım ister. O da yardım edemeyeceğini söyler. Ama Ziusudra’ın karısı ona gençlik için bir nebat bulunduğunu ve yer altı dünyasında bunun bulunduğunu söyler. Gılgamış gidip bu bitkiyi bulur. Bir yerde dinlenirken bitkiyi bir yılana kaptırır.
İncelemeyi oldukca uzattığımı biliyorum. Özetliyorum. Sümerliler bir oldukca uygarlığı tesiri altına almıştır. Bilinen en eski uygarlıktır. Ondan sonrasında gelen uygarlıklar cenk yolu ile ondan öğrendiklerini kendileri için değiştirmiş ya da aynen almıştır. Peki hepimiz Sümerlilerden öğrendiyse Sümerliler kimden öğrendi? Dinlerin ortak ayetlerinin olması, birbirinden etkinlenmiş olması rastlantı mü? Sümerliler durup dururken mi bu mitolojik vakaları yazdı? Tanrıların otomobilleri kitabının yazarı Erich Von Daniken bir tek Sümerliler değil geçmişte yaşayan teknolojisi asla bizimki kadar gelişmememiş olan insanlara bu tarz şeyleri öğretenlerin uzaydan gelmiş varlıklar bulunduğunu söylüyor. Bu bana birazcık garip geliyor. Diyelim ki bu doğru fakat o uzaylılara bu teknolojiyi kim öğretti? Sonsuz döngü benzer biçimde İnsanların dinler arasındaki benzerliklerini yalan, değiştirilmiş şeklinde de değilde tek bir kaynaktan, Tek bir yaratıcıdan gelme bulunduğunu düşünüyorum. Sümerlileri özetleyen bu kitabı daha iyi idrak etmek için size birkaç kitap önereceğim. Onlarıda okuduğunuzda Sümerliler ile benzerlikler noktasında daha oldukca ipucunu yakalayacaksınız.
1)Kur’an (Kitapta geçen vakalara bakmak için. Örn:Hz.Musa, Hz.Nuh, İnsanın, dünyanın yaratılışı,)
2)Tevrat (Kitapta geçen vakalara bakmak için. Örn:Hz.Musa, Hz.Nuh, İnsanın, dünyanın yaratılışı,)
3)İncil (Kitapta geçen vakalara bakmak için. Örn:Hz.Musa, Hz.Nuh, İnsanın, dünyanın yaratılışı,)
4) Anonim – Gılgamış destanı
5)Kathleen Sears – Mitoloji 101
6)Muazzez İlmiye Çığ- Kur’an İncil ve Tevrat’ın Sumer’deki Kökeni (Bilal Iyi sabahlar)

Kitabın içinde ne olduğu ile ilgili birçok yazılar paylaşılmış. Ben içeriğinden ziyade tesiri ile ilgili yorum yapacağım. Muazzez İlmiye Çığ’ın kitapları ile pekiştirilerek okunduğu zaman dini açıdan insanoğlunun hayatında bir devrim ve şok tesiri yaratacak olan eşi olmayan bir yapıt. Sadece Semavi dinlerin muhtevasında bulunduğunu sandığımız bir oldukca efsanenin kökünün pagan inanca haiz bir cemiyet olan Sümerlere dayanması insanı düşünmeye itiyor. kitap/kitap–26526 kitap/kitap–12023 yazar/i820 (Savaş Ç.)

Büyük emek harcanarak yazılmış bir yapıt.: Tarih hakikaten Sümer de başlamış. Kitapta anlatılan yazılı insanlık tarihinin ilkleri den oluşmakta ve okuyanı şaşkınlıklar içinde bırakmaktadır. Bu kitabı yazmak için yazar oldukça büyük emek vermiş. Kendi tabiri ile “bu kitapta bir araya getirilen malzemelerin büyük bir kısmı kanım, canım ve göz nurum ile işlenmiştir.” demiştir. Okul günlerin de ilk “yağcılık” örneği, İlk kütüphane katalogları, İlk Ninni , İlk akvaryum , ilk mahkeme sonucu ( bu hakikaten oldukca garip, mahkeme görülen dava günümüz yargıçlarına da anlatılmış her iki mahkemede aynı sonucu vermiş) benzer biçimde bir oldukca garip yazıtlar var. Kitabı bitirdikten sonrasında ilk işim Eski Doğu eserleri Müzesi ne giderek çivi yazısı örneklerini incelemek oldu. Kesinlikle tarihe ilgi duyanların okumasını tavsiye ederim. (Cafer Kösedağı)


Tarih Sümer’de Başlar PDF indirme linki var mı?


Samuel Noah Kramer – Tarih Sümer’de Başlar kitabı için internette en oldukca meydana getirilen aramalardan birisi de Tarih Sümer’de Başlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Samuel Noah Kramer Kimdir?

(d. 28 Eylül 1897 Kiev-Rusya, ö. 26 Kasım 1990) dünyanın önde gelen Asur bilimcilerinden ve dünya genelinde tanınmış Sümer ve Sümer dili uzmanı.

1919’da ailece ABD’ye yerleşti; Temple Üniversitesi ve Pennsylvania Üniversitesi’nde eğitim görmüş oldu. Sümer dili ve edebiyatı üstüne uzmanlaştığı kariyerine, 1930-31’de Irak’a yapmış olduğu mühim yolculukla adım attı. Bu sırada Sümer tabletlerinin kazı ve çözme çalışmalarını yürüttü. 1950’de Pennsylvania Üniversitesi müzesinin tablet koleksiyonlarından görevli oldu.

Son olarak İsrail’deki Bar-Ilan Üniversitesi bünyesinde kurulan “Asuroloji ve Eski Yakın Doğu Enstitüsüne” Kramer’in adı verilmiştir.


Samuel Noah Kramer Kitapları – Eserleri

  • Tarih Sümer’de Başlar
  • Sümer Mitolojisi
  • Sümerler
  • Mezopotamya Mitolojisi
  • Sümerlerin Kurnaz Tanrısı Enki


Samuel Noah Kramer Alıntıları – Sözleri

  • Türkiye Cumhuriyeti’nin sevgili kurucusu ve kahramanı, açık yüzlü, hüzünlü bakışlı Atatürk’ün büyük bir fo­tografı asılı. Bazı açılardan çagımızın en mühim siyasetçilerinden biri
    olan bu dikkate deger insan için söylenecek ve yazılacak daha pek oldukca şey var. Ama gerçekleştirdikleriyle yeni bir çag başlatmış da olsalar benim işim çagdaş “kahramanlar”la degil. Ben Sümerologum ve oldukca uzak geçmişin, çoktan beridir unutulmuş “kahramanlan”dır benim işi m. (Tarih Sümer’de Başlar)
  • Mal mülk uçan serçelerdir, konacak yer bulamazlar. (Sümerler)
  • Bir nedenden dolayı insanı yeryüzünden silmek için tufan çıkmasına karar verilmiştir. Ama en azından bazı tanrılar bu karardan pişmanlık duymuş gibidirler. Buna rağmen, insanoğlunu kurtarmanın yolunu kabul eden büyük bir olasılıkla su-tanrısı Enki’dir. Kitab-ı Mukaddes’teki Nuh’um Sümer karşılığı olan Enki, dindar, tanrı korkusu olan alçakgönüllü kral Ziusudra’ya tanrıların korkulu kararını bildirir ve oldukca büyük bir vapur yapmış olup kendisini kurtarmasını salık verir. Geminin yapılışını ayrıntılarıyla özetleyen uzun pasaj kayıptır; metnimiz tekrardan başladığında tufanın anlatılmasının ortasına gelinmiştir:
    Olağanüstü güçlü tüm fırtınalar, bir olup hücum etti,
    Tufan yeryüzünü kapladı,
    Yedi gün, yedi gece süresince,
    Tufan ülkeyi kasıp kavurdu,
    Koca vapur azametli sulara çarpıp dururken,
    Işığını yere göğe saçan Utu çıktı
    Ziusudra koca geminin bir penceresini açtı,
    Kral Ziusudra,
    Utu’nun önünde bölgelere kapanmış oldu,
    Bir öküz kesti kral, bir koyun kesti.
    Burada gene büyük bir parça kırık; metnimiz tekrardan okunması mümkün hale vardığında, Ziusudra’nın ölümsüzleştirilmesini betimler:
    Kral Ziusudra,
    An ve Enlil’in önünde bölgelere kapanmış oldu;
    Ona tanrılarınki benzer biçimde bir yaşam verdiler,
    Tanrılarınki benzer biçimde sonsuz soluğu onun için yere indirdiler.
    Böylece kral Ziusudra’yı,
    İnsanın ve…nin adının koruyucusunu,
    Geçiş dağında, Dilmun dağında, güneşin doğduğu yere
    Onlar yerleştirdiler.
    Şiirin kalanı okunamamaktadır. (Sümer Mitolojisi)
  • Bir karıya ya da çocuğa bakmayan, boynunda tasma kayışı taşımamıştır. (Sümerler)
  • Sümerler insan ve geleceğine ilişkin rahatlatıcı umutlar taşımıyorlardı. Kuşkusuz, itimat içinde olmayı özlüyorlar, bizim benzer biçimde korkudan, yoksulluktan ve savaştan kurtulmayı diliyorlardı. Ama bu hasret ve dileklerin gelecekte gerçekleşeceğine inanmıyor, tersine, insanların oldukca uzun süre öncesinde kalmış bir geçmişte mutlu yaşadıklarını düşünüyorlardı. (Tarih Sümer’de Başlar)
  • Bir yalan söyle, sonrasında hakikatı söylesen bile yalan sayılır. (Sümerler)
  • Enki kudretli sözün Tanrı’sıdır, kurnaz ve yaratıcıdır. Tüm öteki Tanrılar kendilerini beladan kurtarmak için kurnaz Tanrı Enki’yi çağırırlar. Tükenmez bir nasihat deposudur Bilge Enki.
    Atra-hasis’te, Tanrılar, yüce Tanrıların oturma bölgeleri olan kentleri kurmakta harcamak zorunda kaldıkları emekten yakınırlar. Enki bir çözüm önerir: “Ana Tanrıça, Tanrıların işlerini yapmak için yeni bir varlık yaratsın.”
    Yeni mahluk insandır. İnsan bir kez biçimlenince çoğalmaya adım atar ve gürültüleri Tanrılar için yeni bir mesele yaratır. Öfkeli Tanrı Enlil, insanoğlunu ilkin veba sonrasında da kıtlıkla yok etme girişiminde bulunur. Enki her seferinde Enlil’in planlarını bozar. Üçüncü girişim tufan göndermek olacaktır ve insanlığı dünya tufanından kurtarmak için Enki’nin hususi bir hilebazlık geliştirmesi gerekecektir.
    Enki kurnazlığı ile kurtarmanın bir yolunu bulur fakat Enlil’in gazabını üstüne çekmiştir. Enki insanoğluyla direkt kontakt kurmamaya bağlıdır fakat dolaylı yoldan bunu yapar. Atrahasis’e bir “kamış duvar” aracılığı ile seslenir, bilge yerine duvarla konuşur:
    Kamış Duvara Nasihat
    Enki ağzını açtı
    Ve kölesine konuştu:
    “Ben ne arıyorum?” dersin.
    Sana mesajım var:
    Dikkatini verdiğinden güvenilir ol!
    Duvar, dinle beni!
    Kamış duvar, her sözüme kulak ver.
    “Bir evi yık – bir vapur inşa et.
    Mal mülk mü? Onlardan nefret et.
    Hayatı kurtar.
    Yaptığın gemi-
    (eni) eşit olsun (boyuna).”
    “Onun üstünü apsu benzer biçimde kapla-
    Böylece güneş içini göremeyecek-
    Üstünü ve altını kapla.
    Halat takımlarını sağlam yap.
    Zifti – güçlendirmek için sertleştir onu.
    Senin üzerine yağmur,
    Sürüyle kuş, bir sepet balık yağdıracağım!”
    Enki’nin öğüdünü seyretmek bir güçtür, şu sebeple başta yalnızca bir vapur inşa edilmesi değil, bir yaşam biçimi emrediliyormuş benzer biçimde görülür. Suyun altından ve üstünden gelen tüm iyi şeyler Enki’den çıkar. Yalnızca Enki’nin göndereceği yağmur ve bolca kuş ve balık bağlamı harap edilen tufana ilişkin bilgiler verir.
    İronik dizeler zekicedir, şu sebeple bunlar şehir sakinlerini olacak korkulu olaylardan haber olmaksızın vapur inşa etmeye ikna eder. Enki’nin öğüdü Yalnızca yalanı örter:
    Buğday Sağanağı
    Enki ağzını açtı, şöyleki diyerek,
    Bana, hizmetkârına, şöyleki diyerek,
    “Sen, sen onlara şunu söyle:
    Enlil nefret eder benden – benden!
    Sizin kentinizde yaşayamam ben
    ne de Enlil’in olan toprağa çevirebilirim yüzümü.
    Ben apsu’ya ineceğim, efendim Enki ile yaşamak için.
    O sizin üstünüze şans yağmuru yağdıracak-
    Sürüyle kuş, en nadir görülen balıklar,
    Zengin hasat verecektir size.
    Şafakta, ekmek;
    gece – buğday sağanağı – boşaltacak üstünüze.”
    İnsanlığın varoluşuna dair bir temelle -tanrıları çalışmaktan kurtarmak için- süregelen öykü, yaratığı veba, kıtlık ve tufanla yok etme girişimlerine odaklanır ve nüfusu düşük tutmak için bir düzenle sonlanır. Kurnaz Enki tarafınca tasarlanmış bir plandır bu. Buradan anlayacağımız şu ki; Enlil insanoğluna felaketler verirken, Enki onlarca defa kurnaz ve bilge planlarıyla, hileleriyle insanlığı Enlil’in gazaplarından ve felaketlerinden kurtarmıştır. (Sümerlerin Kurnaz Tanrısı Enki)
  • Zenginliğe rastlamak zor olsa gerek, fakat yoksulluk hep bizimledir. (Sümerler)
  • Yunanlılar ve Romalılar, hayvan fablları yazınsal türünün doğuşunu, İÖ altıncı bin yılda Ufak Asya’da yaşamış olan Ezop’a bağlarlardı. Buna rağmen, Ezop’a yüklenen fabllardan en azından bir kısmının ondan oldukca ilkin de var olduğu günümüzde bilinmektedir. Her durumda, “Ezopik” türdeki fabllar Ezop doğmadan bin yılı aşkın süre ilkin Sümer’de bulunuyordu. (Tarih Sümer’de Başlar)
  • yaptığımız karşılaştırmalı çözümlemelerden çıkan en garip
    netice, Sümer şiirinin Kitabı Mukaddes’te yer edinen aden öyküsündeki en şaşırtıcı motiflerden birine getirmiş olduğu açıklamadır; bu meşhur pasaj­da “tüm yaşayanların anası” Havva’nın, Adem’ın kaburga kemiğinden yaratıldığı anlatılır – fakat niçin kaburga kemiği? Kitabı Mukaddes’e gore adı aşağı yukarı “yaşatan dişi” anlamına gelen Havva adlı
    kadının yaratılmasında, İbrani öykü anlatıcıları niçin bedenin başka
    bir organını değil de kaburga kemiğini daha uygun bulmuştur? Eğer
    Kitabı Mukaddes’teki aden öyküsünün temelinde Dilmun şiirinin
    gösterdiği türden bir Sümer yazınsal tesiri bulunmuş olduğu varsayımı kabul edilirse, bunun sebebi iyice açıklığa kavuşur; şu sebeple elimizdeki
    Sümer şiirinde, Enki’nin hasta organlarından biri kaburga kemiğidir.
    Kaburga kemiğine Sümercede ti denir. Bu nedenle Enki’nin kaburga
    kemiğini iyileştirmek için yaratılan tanrıçaya Sümerce Nin-ti, “kaburga kemiği hanımı” adı verilmiştir. Fakat Sümercedeki ti sözcüğü aynı
    zamanda “yaşatmak” anlamını da taşır. Böylece Nin-ti “yaşatan hanım” olmasıyla birlikte “kaburga kemiğinin hanımı” anlamına da gelebilir. Sümer yazınında da bir tür sözcük oyunuyla “kaburga kemiğinin
    hanımı” ile “yaşatan hanım” özdeş hale gelmiştir. Gerçi İbranicede
    “kaburga” ve “yaşatan” sözcükleri içinde hiçbir ortaklık bulunmadığı için sözcük oyunu geçerliliğini elbet yitirmektedir, fakat gene de
    Kitabı Mukaddes’teki aden öyküsüne taşınıp ölümsüzleştirilmiş en
    eski sözcük oyunu bu olmuştur. (Sümerler)
  • Tufan sonrası tekrardan başlayış döneminde, fakat herhalde daha ilkin de, daha yaratılışlarından itibaren insanların yaşamı hem daha uzun hem de daha sağlamdı, normalde ömürleri iki yüzyıllıktı. Ama yaşamları bir tek hayvan yetiştirenlerin yaşamına ve kaynaklarına bağlı olduğu, dolayısıyla yeterince çoğalamadıkları için sayıları yavaş yavaş kaygı verici derecede azaldı. (Mezopotamya Mitolojisi)
  • Enki, soylemesi üzücü fakat, aşağılık kompleksinden muzdaripti. (Sümerlerin Kurnaz Tanrısı Enki)
  • Toprağın dezavantajlarına karşın, Sümer’i gerçek bir Cennet Bahçesi’ne dönüştürdüler ve muhtemelen insanlık tarihindeki ilk en gelişmiş uygarlığı oluşturdular. (Sümerler)
  • Sümer kozmogonik görüşleri şöyleki özetlenebilir:
    1. Başlangıçta ilksel deniz vardı; Sümerlerin bu denizi öncesiz ve yaratılmamış olarak kabul etmiş olmaları mümkündür.
    2. İlksel deniz birleşik haldeki göğü ve yeri ortaya çıkardı.
    3. Gök ile yer, katı öğeler olarak düşünülmiştü. Bununla beraber, aralarında, ana nitliği genişlemek olan, onlardan çıkan hava öğesi vardı. Böylece gök ile yer genişleyen hava öğesi tarafınca ayrıldı.
    4. Gök ile yerden daha hafifçe ve yoğunluğu oldukca daha azca olan hava, sümerlerce kim bilir havayla aynı maddeden olduğu kabul edilen ayı meydana getirmekte başarı göstermiş oldu. Güneşin aydan doğduğu düşünülüyordu; şu demek oluyor ki, ayın havadan ortaya çıkıp gelişmesi benzer biçimde o da aydan ortaya çıkıp gelişmişti.
    5. Gök ile yer birbirinden ayrıldıktan sonrasında, yeryüzünde nebat, hayvan ve insan yaşamı olanaklı hale geldi; yaşam hava, toprak ve su bileşiminin bir sonucu olarak düşünülmüş benzer biçimde görünmektedir; kuşkusuz güneş de buna dahildi.
    Sümerlerin tanrıbilimsel dile aktarılan bu usçu kavramları şöyleki tanımlanabilir:
    1. Başlangıçta ilksel denizle kişileştirilen tanrıça Nammu vardı.
    2. Tanrıça Nammu eril gök-tanrısı An ile yer-tanrıçası Ki’yi doğurdu.
    3. An ve Ki’nin birleşmesinden, gök-baba An’ı toprak-ana Ki’den ayıran hava tanrısı Enlil hayata merhaba dedi.
    4. Hava tanrısı Enlil kendini, Sümerlerce tavanı ve duvarlarını koyu lacivert taşı rengi gökyüzünün ve yerini yer yüzeyinin oluşturduğu kabul edilen evinde, zifiri karanlıkta bulur. Ve evinin karanlığını aydınlatması için ay-tanrısı Nanna’ya yaşam verir. Sonra da ay-tanrısı Nanna, babasından daha parlak olan güneş tanrısı Utu’ya yaşam verir.
    5. Bundan sonrasında hava tanrısı Enlil anası yer tanrıçası Ki ile birleşir. Bu birleşme ve Su tanrısı Enki’nin büyük yardımı sonucunda yeryüzünde bitkisel ve hayvansal yaşam yaratılır. (Sümer Mitolojisi)
  • Martu anasına gidip,
    Evde şöyleki der:
    “Kentimdeki dostlarım kendilerine eş aldılar, Komşularım kendilerine eş aldılar,
    Kentimde arkadaşlarımın içinde evli olmayan Eşi olmayan, evladı olmayan ,
    (Tek) ben kaldım.”
    Konuşmanın devamı anlaşılamamıştır; şöyleki biter: ’ “Ey anam, bana bir eş al,
    Sana armağanlar getiririm.” (Sümer Mitolojisi)
  • Olağanüstü güçlü tüm fırtınalar, bir olup hücum etti, Tufan yeryüzünü kapladı,
    Yedi gün, yedi gece süresince,
    Tufan ülkeyi kasıp kavurdu,
    Koca vapur azametli sulara çarpıp dururken,
    Işığını yere göğe saçan Utu çıktı.
    Ziusudra koca geminin bir penceresini açtı,
    Kral Ziusudra,
    Utu’nun önünde bölgelere kapanmış oldu,
    Bir öküz kesti kral, bir koyun kesti.
    Kral Ziusudra,
    An ve Enlil’in önünde bölgelere kapanmış oldu;
    Ona tanrılarınki benzer biçimde bir yaşam verdiler,
    Tanrılannki benzer biçimde sonsuz soluğu onun için yere indirdiler.
    Böylece kral Ziusudra’yı,
    insanoğlunun ve …nin adının koruyucusunu,
    Geçiş dağında, Dilmun dağında, güneşin doğduğu yere
    Onlar (An ve Enlil) yerleştirdiler. (Sümer Mitolojisi)
  • Sümerler, Mısırlılardan değişik olarak, melankolik ve güvensiz bir yaşam görüşünü benimsemeye yatkındılar. (Tarih Sümer’de Başlar)
  • Seni suya koysalar suyu kirletirsin, bahçeye koysalar meyveler çürümeye adım atar..! (Tarih Sümer’de Başlar)
  • Büyük tanrılara şöyleki seslendi ” İnsanların gürültüsü oldukca arttı. Tüm bu patırtı uyutmuyor beni! Emredin de salgın hastalık gelsin.” (Mezopotamya Mitolojisi)
  • Sümerlerin gide­rek Sami kökenli Akadlarca fethedilmesinin bir sonucu olarak, Sü­ merli profesörler malum en eski “sözlükler”i yapmaya girişmiş­ lerdi. Sami fatihler yalnızca Sümer yazısını ödünç almakla kalmadı­ lar, Sümerce konuşma dili olmaktan çıktıktan oldukca sonrasında da üstünde çalışıp öykünmek ettikleri Sümer yazınsal eserleri hazinesine kondular. Bu­ nun için de, Sümerce sözcük ve deyimierin Akadcaya çevrildigi “söz­ lükler”e pedagojik bir gereksinim dogdu. (Tarih Sümer’de Başlar)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri