Zamanın Kelimeleri - Tanıl Bora Kitap özeti, konusu ve incelemesi - Webhaberim
Eğitim

Zamanın Kelimeleri – Tanıl Bora Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Zamanın Kelimeleri – Tanıl Bora Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Zamanın Kelimeleri kimin eseri? Zamanın Kelimeleri kitabının yazarı kimdir? Zamanın Kelimeleri konusu ve anafikri nedir? Zamanın Kelimeleri kitabı ne konu alıyor? Zamanın Kelimeleri PDF indirme linki var mı? Zamanın Kelimeleri kitabının yazarı Tanıl Bora kimdir? İşte Zamanın Kelimeleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Tanıl Bora

Yayın Evi: İletişim Yayıncılık

İSBN: 9789750523434

Sayfa Sayısı: 278


Zamanın Kelimeleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Yerli ve millî… Yeni Türkiye… Benim esnafım… Kimse kusura bakmasın… Büyük resmi görmek… Fıtrat… Algı operasyonu… Ölü ele geçirme… Hassasiyetlerimiz… Hegemonya… Samimiyet… Hayırlı olsun… Sorun yok… Paralel… Herkesi kucaklamak… Kadim… Medeniyet denen… Kurumları yıpratmak… Restorasyon… Marjinal… Fitne… Sadakat… İtibar… Çift başlılık… Durmak yok… Sen kimsin… Biz, yaparız!… Gereği yapılır… Bedel… Kurunun yanında yaş… Manidar… Üst akıl… İltisak… İhbar celbi… Kayyım… Hiç farkı yoktur… İstifa… Merhamet…Olağanüstü… Şehitler ve şahitler… Bizim kültürümüzde yok… Malazgirt… Bayrak… Mehter… Dokunulmazlıklar… Hiddet etiği… Kınama etiği… Mağdur… En naturel hakkım… Tahrik hakkı… Takım… İbn Haldun… Felaket…

Tanıl Bora, Zamanın Kelimeleri’nde yakın tarihin siyasal hayatında döne dolaşa tekrarlanan deyim ve söyleyişlerin, sloganların, kalıp sözlerin izini sürüyor. Sorgulanmadan kullanılan kelimelerin ve söz kalıplarının, kimi süre iyi mi “iktidarın lâfları” olmaktan da çıkıp doğallaştığını, hatta kimi zaman muhalefetin de ezberine yerleştiğini ortaya koyuyor.

Kelimelerin, lâfların cari anlamlarına ve işlevlerine bakmanın, zihniyet repertuarı yapmaya yarayabilecek bir yanı var. Bir ideolojik anlam haritası çizme çabası. Yanı sıra, bu kalıp sözlerdeki başka imaları, kimi zaman yitik anlamları aramaya açılıyor.


Zamanın Kelimeleri Alıntıları – Sözleri

  • İslamcılık “çocukluk hastalığı” mahiyetindeki radikalizminden sıyrılarak olgunlaşmış, doğrusu ‘millet gerçeği’ ve milliyetçilikle barışmıştır. Bu “son aşama sıhhatli” gelişmeyi de yerlilik tartışması ve terimi elde etmiştir.
  • Cumhurbaşkanlığı Külliyesi tabir edilen “Saray”ın masraflarının azametiyle ilgili çıkan haberler üstüne, 6 Ekim 2017’de Cumhurbaşkanlığı’ndan meydana getirilen yazılı izahat, “itibardan tutum olmaz” sözünü ünlü etti. (…) Cumhurbaşkanı Erdoğan, “itibardan tutum olmaz” sözünü bundan üç yıl kadar ilkin, 2014 Aralık’ında da söyleniş etmiş. Bunun bir atasözü bulunduğunu belirtmiş. Hatta Türk edebiyatı profesörü Ahmet Sevgi, başvurduğu hiçbir kaynakta bu şekilde bir
    söz bulamadığını yazmıştı hayretle.
  • Sözgelimi, kapitalizmi yada neoliberalizmi AKP buluş etmiş gi­bi konuşan açıklamaları düşünün… Kapitalizmle derdi olan, sistem karşıtı bir karşıcılık, kapitalizmle didişecektir ve bu ik­tidar da paracı sistemin işletmecisidir. İki şerrin iç içeliği­ni bilmek, bildirmek farzdır. Fakat neredeyse kapitalizmin bü­tün musibetini AKP’yle mukayyet sayan propaganda ve ajitas­yon dili, bizzat bu muhalefeti de manen zayıf düşürmüyor mu? AKP’ye bu şekilde “miladi” bir anlam atfetmek, onun kendini mila­dileştiren söylemine katkıda bulunmuyor mu?
  • Kelime, 13 Mayıs 2014’te Soma’da 301 madencinin vefatıyla sonuçlanan korkulu “kaza”nın arkasından, Başbakan -o süre öyleydi- Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleriyle ünlü oldu: “Arkadaşlar doğrusu biz bir kez bu tür ocaklarında, kömür ocaklarında bu olanları, lütfen buralarda bu vakalar asla olmaz diye yorumlamayalım. Bunlar olağan şeylerdir. Literatürde iş kazası denilen bir vaka vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var.”
  • İstanbul-Şile’deki Cenevizlilerden kalma 2.000 senelik Ocaklı Ada Kalesi’nin restorasyon sonrası hali Sünger Bob’a benzetilmişti.
  • Kapitalizmin neoliberal evresi, kurum kültürlerini değersizleştiren bir çığır açtı. Akışkan sermayenin hakimiyetine giren kapitalizm, esnek yapılarla daha rahat eder hale geldi.
  • “Bazen, yapmamak daha iyidir. Ellememek, bi’ durmak, kimi zaman daha iyidir.”
  • Birisi, kucaklanmayı istemeyebilir. O birisinin kendisini kucaklamasını istemeyebilir. Yine içtenlik meselesine geliyoruz. Richard Sennett’in samimiyetin tiranlığı söylediği,” kamusal yaşamın örfünü bozan kültür. Mesafe ayarları önemlidir. Sadece kişisel ilişkide değil, politikanın uygar hukukunda da. Vatandaşlık hukukundan güvenilir olmak, kucaklanmaktan evladır. Politik hakların teminatı, kucaklanmaktan mühimdir. O süre, soğuk bir el sıkışma, mütevazı bir uzlaşma, kucaklaşmadan daha sahici ve daha samimi olur.
  • Gezi protestolarında Ali İsmail Korkmaz’ın polislere “yardım eden” esnaf tarafınca linç edilerek öldürülmesi hatırlardayken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2014 Kasım’ında sarf ettigi “Benim esnafım gerektiginde polistir” sözleri, normal olarak irkiltici olmuştu. Tam olarak şöyleki diyordu:
    “Bizim medeniyetimizde bizim millet ve medeniyet ruhumuzda, esnaf sanatkar gerektiginde askerdir, alperendir. Gerektiğinde cephede vatanını savunan şehittir, gazidir, kahramandır. Gerektiginde asayişi tesis eden polistir. Gerektiginde adaleti saglayan hakimdir, hakemdir.”
  • İnsan topluluklarının takım yanı, beşerin takım çehresi, en yalın haliyle linçte zuhur eder. Takım, formunu linçte bulur.
    Güruhlaşmak, insan kalabalık içinde anonimleşir, sürü içinde erirken, yılanın gömleğini sıyırıp atması benzer biçimde, bireysel varoluşundan çıkmasıdır. Kontrolden, ahlaktan, vicdandan çekilme etme halidir. Takım, yüzsüz ve isimsizdir. Takım girdabına giren insan, sürünün güdümüne, güdüselliğine kapılmıştır.
    Sosyal medyadaki ahlaksız, akılsız atak ayinlerine bunun için “linç” deniyor; kalabalığa karışıp tekme atıyorlar, yüzsüz ve isimsizdirler. Kendilerini isimleriyle temsil etseler bile, o güruhlaşma ‘cezbesine kapılmışken, yüzsüzleşirler.
  • Ekonomist Bülent Gültekin’in: “saygınlık kazanmak uzun seneler alıyor, kaybetmekse fazlaca kısa. Türkiye itibarını fazlaca acele yitirdi.”
  • Kültürel manada iddianız var ise, bunu mevcut ve beğenmediğiniz fikir ve kültür dünyasını bir yana ayırarak değil, onu aşacak ürünler ile yapabilirsiniz. Yoksa siz çalar siz oynarsınız. (N. Mert)
    Evet sahih anlamda hegemonyaysa murat edilen, beklenen o olurdu. Hazır medya havuzuna klorlar basılmışken, hazır üniversitelerden ” gönüllü kuruluşlar” sahasına, ödüller, tayinler, teşrifat ve törenlerle maddi imkanlar ganiyken.. ” Bizim değerlerimiz” diye aynı efsaneleşmiş beşi sayıp durmak yerine ; ” leyli meccaní” de yetişmiş olsa altın kaşıkla dünyaya gelen muamelesi yaptıkları ” Beyaz Türklere” kahredip durmak yerine ; hasmını bile okumaya, yazmaya, bakmaya, düşünmeye, derununa dalmaya cezbeden yaratı ve eserler koymaları gerekirdi ortaya.
    Ama olmuyorsa, yoksa o şekilde bir takat… Hem esasen hegemonya terimi da ilhamını jeopolitiğin güç oyunlarından alıyorsa yol budur doğal : polis marifetiyle ” kültürel hegemonya” Kafilelerle yeterli akademisyeni üniversiteden uzaklaştırarak, yazarları, çizerleri hapsederek, baskı altında tutarak.. “Kültür sözü duyduğum anda tabancamın emniyetini açarım.”
  • Oldukca işlevli “sıkıntı” lafı, kamusal ve politik dile gündelik dilden transfer oldu. Ekşi Sözlük kaynakları, Sergen Yalçın’ın futbol maçı yorumlarında sıkıntı var” diline pelesenk etmesinin (“Beşiktaş’ın ön tarafında sorun var. Fenerbahçe’nin kanatlarında sorun var”), bu lafın patlama yapmasında’ kilit rol oynadığını ileri sürüyorlar. Her halükarda, günlük dile yayılma gücü yüksek olan futbol klişeleri, bu sözü çoğalttıkça çoğaltıyor. (“Gol yollarında sorun yaşanıyor..” Igor Tudor “sorun çektiğimiz bir maç oldu,” diyor, Dick Advocaat “ileri gidip geri dönüşlerde sıkıntılarımız oldu,” şeklinde konuşuyor’!)
  • Cumhurbaşkanlıgı Külliyesi tabir edilen “Saray”ın masraflarının azametiyle ilgili çıkan haberler üstüne, 6 Ekim 2017’de Cumhurbaşkanlığından meydana getirilen yazılı izahat, “itibardan tutum olmaz” sözünü ünlü etti. Açıklamanın tamamı şöyleki:
    “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en yüksek temsil makami, dolayısıyla ülkemizin vitrini olan Cumhurbaşkanlığı nezdindeki faaliyetlerin itibardan tasarruf olmaz’ anlayışı ile ülkemizin vakarına yaraşır şekilde yürütülme mecburiyeti vardır. Bununla birlikte tüm bu hizmetler, hem Türkiye’nin büyükluğüne ve itibarına yakışır kalitede, hem de en uygun maliyetlerle gerçekleştirilmiştir.”


Zamanın Kelimeleri İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Zamanın Kelimeleri, Tanıl Bora’nın Birikim Dergisinde çıkmış olan yazılarının derlendiği bir kitap. Yeni Türkiye’nin Siyasi Dili altbaşlığını taşıyan eserde tüm yazıların başlıkları 2000’li yıllarda politika dilinden yaşamımıza giren bazı kelimelerden müteşekkil.
Bu kelimelerin çoğunun popüler kullanıcısı R. Tayyip Erdoğan. Sen Kimsin?, Kimse Kusura Bakmasın, Samimi Değil, Bizim Kültürümüzde Yok benzer biçimde kalıplaşmış ve kendisiyle özdeşleşmiş sözlerinin yanısıra öteki partililere ve hatta muhalefete de sirayet etmiş onlarca deyiş üstünden 2010’ların Türkiye’sini yazmış Bora.
Aslında yazacak fazlaca şey var fakat kitaptaki başlıklardan birisi de olan Olağanüstü halin varlığı yazıyı uzatmaya maalesef engel oluyor. Oldukça manidar bir durum! (Mehmet Y.)

Siyaseti asla hafife almayın.Soluduğunuz havadan içtiğiniz suya kadar her bir şey ile alakalıdır politika. Siyasetçiyi asla hesaba katmadan cemiyet-kültür velhasılı yaşam üstüne tahlillerde bulunmayınız. .Siyaset ve onun somut hali siyasetçi kelimelerinizi, tümcelerinizi dizayn eder hatta üslubunuzu şekillendirir bunu bu şekilde bilesiniz.Son söylediğim tespite kanıtım TANIL BORA: ZAMANIN KELİMELERİ (mehmet şerif susuz)


Zamanın Kelimeleri PDF indirme linki var mı?


Tanıl Bora – Zamanın Kelimeleri kitabı için internette en fazlaca meydana getirilen aramalardan birisi de Zamanın Kelimeleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Tanıl Bora Kimdir?

1963’te Ankara’da hayata merhaba dedi. İstanbul Erkek Lisesi’nin arkasından 1984’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni tamamlamış oldu. 1984-87’de Yeni Gündem’de gazetecilik yapmış oldu. 1988-89’da Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi’nin gösterim kurulunda yeraldı. Birikim dergisinde editörlük; Toplum ve Bilim dergisinde gösterim yönetmenliği yapmış oldu.

1988’den beri İletişim Yayınları’nda araştırma-araştırma dizisi editörlüğünü yürütmekte, üç aylık toplumsal bilimler dergisiToplum ve Bilim dergisinin gösterim yönetmeninliğini yapmakta, Birikim dergisinde yazmaktadır. Ek olarak, Radikal Gazetesi’nde haftalık futbol yazıları yazmaktadır.


Tanıl Bora Kitapları – Eserleri

  • Cereyanlar
  • Türkiye’nin Linç Rejimi
  • Zamanın Kelimeleri
  • Türk Sağının Üç Hali
  • Taşraya Bakmak
  • “Boşuna mı Okuduk?”
  • Kârhanede Romantizm
  • Yugoslavya
  • Devlet, Ocak, Dergâh
  • Medeniyet Kaybı
  • Hasan Âli Yücel
  • Sol, Sinizm, Pragmatizm
  • Milliyetçiliğin Kara Baharı
  • Yeni Dünya Düzeni’nin Av Sahası Bosna-Hersek
  • Takımdan Ayrı Düz Koşu
  • Tren Bir Hayattır
  • Devlet ve Kuzgun
  • Sayfiye
  • Çizgi Açığı
  • Ankara Rüzgarı / Gençlerbirliği Tarihi
  • Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi
  • İnşaat Ya Resulullah


Tanıl Bora Alıntıları – Sözleri

  • Çelişkiler keskinleşsin diye
    Bu şekilde mi geçsin ömrüm (Sol, Sinizm, Pragmatizm)
  • …işsizlik ve işsizlerin işsizliği yaşama biçimleri problemi son kertede siyasal bir sorundur. (“Boşuna mı Okuduk?”)
  • “Havasından mıdır suyundan mıdır pek kim bilir bura insanlarının direnme sürdürmede üstüne yoktur alimallah. Büyük bir olasılıkla dikkafalılıkta birinciliği asla hiç kimseye kaptırmayız. Politika yapması ihtiyaç duyulan birinci adamlarımızda bu alışkanlık sıkça görülmektedir. Bu güzelim ülkenin Arap saçına dönüştürülmesinde ve burada yaşayan millet ile azınlıkların nerede ise birbirlerine girmesinde direnme denilen faktörün aslan oranı geçmiştir”
    Şerafettin Ömer
    Tan (Priştine), 22 Haziran 1991 (Yugoslavya)
  • “Zaten ayrıca hümanist sıfatı, popüler dilde ‘iyi niyetli, naif, saf’ İn eş anlamlısına dönüşmüştür(1970lerde)-galiba hala da öyledir.” (Cereyanlar)
  • Demiryolcuların emek harcama koşullarında ise hiçbir değişim olmamıştı. Eskiden yabancı şirketlerde iyi mi çalışılıyorsa devlet şirketinde de aynı yorucu emek harcama değişmeden devam ediyordu. Makinist ve ateşçiler yazın sıcağında kazan karşısında terlerken kışın ayazında açık markizlerde üşüyor, gardıfren denilen vagon memurları daracık kabinlerde vazife hayata geçirmeye çalışıyor, makascçılar ve manevracılar her türlü hava koşulunda hâlâ ağır maaks topuzlarıyla kumanda edilen makasları yönetiyor, özetle yetersiz insan gücü ve teknolojik gerilik ile savaşım ediliyordu. Şüphesiz zorluklar demiryolcunun alnına yazılmıştı. (Tren Bir Hayattır)
  • Ezcümle, parti-devlet eliti içinde, ‘ayakla-
    rın baş olmasını’ istemeyenlerin hoşnutsuzluğu barizdir. (Hasan Âli Yücel)
  • Türkiye kapitalizminin ve modernleşmesinin malum “lümpen karakteri, Türkiye toplumunda bu krizin bilhassa ağır yaşanmasına yol açıyor. Her şeyden ilkin, kitleselleşen ve geleneksel koruma- kollama mekanizmalarını da yitiren büyük bir yoksulluk var. Bunun ötesinde, toplumsal ve ekonomik pers-pektifsizlik, “kıymet” kaybı büyüyor. Dünyayı ve kendini açıklamaya, anlamlandırmaya dönük ezberler bozuluyor. (Medeniyet Kaybı)
  • Sinizm terimi felsefi düzlemde, suni ihtiyaçlardan arınarak gerçek erdeme erişmeyi korumak için çaba sarfeden çileci bir Aristotelesçi okulun yaşam görüşünü tanımlıyor. (Sol, Sinizm, Pragmatizm)
  • Rifkin’e nazaran, işsizliği yapısallaştıran temel etken, ekonominin artık istihdam yaratmadan, tersine istihdamı azaltarak büyümesidir. Büyümenin temel etkeninin teknolojik gelişme olduğu koşullarda “üretkenlik artışı=istihdam artışı” denklemi geçerliliğini yitirmiştir. (“Boşuna mı Okuduk?”)
  • ‘Nisan, ayların en zalimi’ T.S. Eliot’ın ünlü dizesini tüm bahara teşmil etmeli. Baharın zalim yüzünü unutmamalı. Ahir kışın ve peşin yazın gafil avlayışını, faniliği hatırlatan nisan yağmurunu, polen alerjisini falan kastediyor değilim. İlkbahar provokatiftir ve yalnız pozitif yönde anlamda değildir onun tahriki. Şımarık kışkırtısıyla peydahladığı umutlara hudutlarını gösterir derhal. İnfilak eden arzularla aczler arasındaki gerilmiş ipte bir cambazdır ilkbahar. Ergenin kendini evinde hissettiği mevsimdir – ve buluğluk birazcık da evden gitmek istemektir. Şüphesiz ilkbahar bununla birlikte bu güzel havada okula gitmek zorunda olmanın saçmalığı anlamına gelir. (Çizgi Açığı)
  • Iranlı yazar Macit Rahnema, kendisini yoksulluk davasına adamış bir eylemci-uzmanin su sözünü aktariyor: ” Birşeyler paylaşacağınız kimse kalmadığı süre yoksulsunuz anlamına gelir.” Uzmanın anlattığı bir izah olmaktan öte, Kuzey Kanadalı Kizilderillilerin yoksulluğu, yoksulluklarini iyi mi algıladıklarını ve tanımladıklarını dile getiriyor bu söz (Sol, Sinizm, Pragmatizm)
  • Zaten, linç sözcüğünün refakatinde linç hukuku kavramıyla birlikte zuhur etmiş olması, bizi irkiltmeli. Kavramın adından türetildiği söylenen -farklı kaynaklara göre- dört kişiden üçü yargıçtır esasen. 1493’te İrlanda’nın Galway nahiyesinde katliam zanlısı oğlunu mahkûm ettikten sonrasında evinin penceresinden sarkıtarak bizzat asan, gaddarlığıyla meşhur yargıç James Lynch… Amerikan bağımsızlık cenginde gerek İngiltere’ye sadık kalan “düşmanları” gerekse her adi kabahat zanlısını mahkemeye çıkarmadan, çoğunlukla kırbaçlatarak, cezalandırtan yargıç Charles Lynch… 16. yüzyıl sonlarında Kuzey Carolina’da muhteşem sertliğiyle nam salmış bir yargıç, John Lynch… Linçin isim babası adaylarından yargıç olmayan, yalnızca William Lynch: 18. yüzyıl sonu/19. yüzyıl başlarında Pittsylvania kentinde bir haydut çetesini bizzat cezalandırmak suretiyle milis örgütleyen bir adam… (Türkiye’nin Linç Rejimi)
  • İllirya, Arnavutların ataları olduğu savlanan bir kadim Cenup Avrupa ırkının ülkesinin adıydı. (Yugoslavya)
  • Kelime, 13 Mayıs 2014’te Soma’da 301 madencinin vefatıyla sonuçlanan korkulu “kaza”nın arkasından, Başbakan -o süre öyleydi- Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleriyle ünlü oldu: “Arkadaşlar doğrusu biz bir kez bu tür ocaklarında, kömür ocaklarında bu olanları, lütfen buralarda bu vakalar asla olmaz diye yorumlamayalım. Bunlar olağan şeylerdir. Literatürde iş kazası denilen bir vaka vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var.” (Zamanın Kelimeleri)
  • “Devlette bir uzuv olabilmek için şuurlu bir surette onun hareketlerile ilgili olmak, ona tam bir sadakatle yardım etmek, onun inkışaf ve terakkisi­ne çalışmak lazımdır. Asiler, mücrimler ve alâkasızlar da devletin tebaasıdırlar, fakat azası değildirler.” (Türk Sağının Üç Hali)
  • Lyonlu dokumacılar Bourgneuf, Saint-Jean, Saint Georges ve Croix-Rousse mahallelerinde yoğunlaşmışlardı. Dar yollar, karanlık ve uzun avlular, sağlıksız, rutubetli ve ağır bir hava, harabeleri çağrıştıran eski binalar, loş lamba ışıklarının aydınlattığı perdesiz evler bu mahallenin başlıca görüntüsüydü. Lamartine’in “Avrupalı parya kabilesi” olarak adlandırdığı işçi yığınları, bu kirli ve hastalıkların kol gezdirilmiş olduğu yerlerde yaşamlarını sürdürürken, işi olmayan kaldıklarında yollarda şarkı söyleyerek dileniyorlardı. Lyonlu işçilerin sefalete karşı buldukları bu “çözüm”, sonraki yıllarda yaygınlaşarak sokak şarkıcılığının kaynağını teşkil edecekti. (Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi)
  • 19.yüzyılda Türkiye’de demiryolu büyük oranda II.Abdülhamid’in nüfus politikasının bir parçası olarak vazife yapmıştır. Bu kapsamda demiryollarının etrafına değişik etnik kökende göçmenler yerleştirilmiştir. Bunlar çoğu zaman istasyonun karşı kıyısında yerleştirilmiştir… Bu planlama süreci kapsamında göçmen yerleşimlerine padişahların adları verilmiştir. Demiryollarının çevresinde adı Hamidiye, Mecidiye, Mahmudiye olan sayısız göçmen yerleşimi bulunmaktadır. (Tren Bir Hayattır)
  • Prens Sabahattin’in ifadesiyle: ”En büyük düşmanımız direkt doğruya kendimiziz.” (Cereyanlar)
  • Önsöz – Ömer Laçiner
    Millet, kapitalizmle beraber ortaya çıkan, fakat onun direkt, özdeş mantıklı ürünü olmayan bir toplumsallık çerçevesidir. (Yugoslavya)
  • İnsan ölçüsünde mütevazı binalar tercihi, beşeri ebedilik yanılsamasına karşı fanilik bilincinin ifadesidir. (İnşaat Ya Resulullah)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri