Eğitim

21. Yüzyılda Beyin – Steven Rose Kitap özeti, konusu ve incelemesi

21. Yüzyılda Beyin – Steven Rose Kitap özeti, konusu ve incelemesi

21. Yüzyılda Beyin kimin eseri? 21. Yüzyılda Beyin kitabının yazarı kimdir? 21. Yüzyılda Beyin konusu ve anafikri nedir? 21. Yüzyılda Beyin kitabı ne konu alıyor? 21. Yüzyılda Beyin PDF indirme linki var mı? 21. Yüzyılda Beyin kitabının yazarı Steven Rose kimdir? İşte 21. Yüzyılda Beyin kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Steven Rose

Çevirmen: Levent Can Yılmaz

Orijinal Adı: The 21st Century Brain: Explaining, Mending & Manipulating the Mind

Yayın Evi: Ginko Bilim

İSBN: 9786056732201

Sayfa Sayısı: 400


21. Yüzyılda Beyin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Londra’daki Açık Üniversite Beyin Araştırmaları grubunun kurucusu olan Steven Rose, 21. Yüzyılda Beyin kitabında yaşamın ilk ortaya çıkmış olduğu dönemlerden günümüz karmaşık toplumlarına beyni ortaya çıkaran evrimci köklerin keşfine çıkıyor; öteki canlılarla farklılık ve benzerliklerini ortaya koyuyor. Daha ötesi; beynin, tek bir döllenmiş yumurtadan o akıl almaz derecede karmaşık bir organ haline iyi mi geldiğini açıklıyor. Sonra da son bilimsel araştırmaları, son olarak informasyon ve teknikleri gözden geçirerek sorusunun peşine düşüyor: Gelecek insan beyni için elinde neler tutuyor?

“Rose, zihinsel sürecin fiziki-biyolojik resmiyle birleşmiş olguları açık hale getiriyor.”

– Prof. Richard Lewontin (Harvard Ünv.) –

“Rose, araştırmanın bizi götürebileceği yeri ve daha şimdiden nöro-bilimin uygulamalarından ortaya çıkmaya başlamış ve yakın gelecekte katlanarak artacak olan etik konuları gösteriyor.”

– Nature –

“Rose, beynin gelişimi, kimyası ve genel haritasına ilişkin gelişmeleri başarılı bir biçimde ortaya koyuyor.” – Science –

“Eğer beyinle ilgileniyorsanız ya da düşünmeyi seven biriyseniz bu kitabı mutlaka okumalısınız”

– New Scientist –


21. Yüzyılda Beyin Alıntıları – Sözleri

  • “…belirli bir kültüre özgü incelikli farklılıklar gösteren gülümseyişler”
  • Bilginin tek bir çeşidi yoktur. Kendimizi ve çevremizi anlayabilmemiz için, şiir, roman, müzik ve başka alanların da yardımına gereksinim duyarız.
  • Evrimsel psikoloji yazınından bir başka örnek almak suretiyle Pinker’in Zihin Nasıl İşler? adlı kitabına başvuralım: Pinker kitabında, insanların tabiat manzarası ve akarsu, göl benzer biçimde sulak bölgeleri içeren resimlerden hoşlanma eğilinde bulunduğunu öne sürmektedir, sözde Bayswater Road sanatı. Pinker, bu tercihin temelinin, Afrika savanalarında gerçekleşmiş olan EEA esnasında ortaya çıkmış olması icap ettiğini anlatmaktadır. Bu türden iddialar ne kadar heybetli kurulursa, temelleri o seviyede çürük bir hal alıyor ve insanda bir fıkra dinliyormuşsunuz benzer biçimde bir tat bırakıyor. İnsan merak ediyor, acaba Pinker asla savana görmüş müdür? Bu sözde evrensel tercihler, Inuitler, bedeviler ve Amazon kabileleri tarafınca ortak olarak paylaşılmakta mıdır?
  • Gezenimizdeki ekosisteme ilişkin altı milyar insan beyninin karşılıklı etkileşimine dayanan sosyo-teknolojik kültür bir yana bırakılırsa, yüz milyarlarca hücresi ve bunların yüzlerce trilyonluk bağlantısıyla insan beyni, evrende bildiğimiz en karmaşık görüngüdür.
  • Beynin aşağı bölgelerinden meydana gelen sinirsel süreçler genel olarak kortikal denetim gereksinimi duymazlar; kalp atış ve nefes alış hızının düzenlenmesi bu süreçlerle ilgilidir. Söz konusu yakın ilişkili ve iki taraflı düzenleyici işlemler, oldukca sayıda değişik düzeylerde gerçekleşir. Hipotalamus, hipofiz hormonlarının salınımını düzenler. Hipofiz hormonlarının başlıca işlevi ise adrenal bezler, testisler ve yumurtalık hormonlarının salınımını düzenlemektir. Buna karşılık, pek oldukca beyin bölgesindeki ( hipokampus, hipotalamus ve amigdala dahil) nöronlar, kortizol benzer biçimde stcroid hormonlara, oksitoksin ve vazopressin benzer biçimde peptit hormonlara ve aslına bakarsak adrenaline tepki veren reseptörler taşırlar.
  • Genlerin gücüne en fazla inananlar bile, genetik tesir ve buradan doğan kaderciliğin sınırlarını bir halde aşacaktır. Steven Pinker ‘genlerim benim yaptıklarımı beğenmediği süre, gidip göle atlayabilirler’ söylediğinde, ya da Richard Dawkins Bencil Gen adlı kitabında daha azca popüler bir ifadeyle ‘egoist replikatörlerinizin diktatörlüğüne karşı yapabileceğimiz tek şey isyan etmektir’ söylediğinde, aslına bakarsak, ‘bilimsel’ görüşleriyle sürdükleri yaşam içinde ortaya çıkan varlıklı uyumsuzluğu dillendirmekten öte bir şey yapmıyorlardı.
  • Sinapsların 20. yüzyılın başlarında nörofizyolog Charles Sherrington tarafınca bulunuşu ve adlandırılışından sonrasında bile uzun seneler süresince , beyindeki sinyal iletiminin de başlıca elektriksel yolla gerçekleştirildiği düşünülmüştü.


21. Yüzyılda Beyin İncelemesi – Kişisel Yorumlar


21. Yüzyılda Beyin PDF indirme linki var mı?


Steven Rose – 21. Yüzyılda Beyin kitabı için internette en oldukca meydana getirilen aramalardan birisi de 21. Yüzyılda Beyin PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Steven Rose Kimdir?


Steven Rose Kitapları – Eserleri

  • Genlerimizden İbaret Değiliz
  • Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?
  • 21. Yüzyılda Beyin
  • Akıl Kutusu


Steven Rose Alıntıları – Sözleri

  • “Yeni Sağ ideolojisi, salt muhafazakarlık anlayışının ötesine geçmiş ve bireylerin karşılıklı yükümlülüklere haiz olduğu
    organik cemiyet anlayışından uzaklaşmıştır. Devlet gücünün artması ve otoritenin azalması karşısındaki serzenişlerinin -hatta Milton Friedman’ın monetarizminin bile- altında, ferdin topluluk karşısında önceliğine vurgu icra eden felsefi bir bireycilik geleneği yatar. Bu felsefede, mesela kısa vadeli karı en üst seviyeye çıkarmak için ormanların yok edilmesi benzer biçimde, fert haklarının cemiyet hakları karşısında mutlak bir önceliğe haiz bulunduğunu korumak için çaba sarfeden etik bir yönün yanında, toplumun kendisini oluşturan bireylerin toplamından ibaret bulunduğunu ileri devam eden ontolojik bir yön de vardı.” (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Sinapsların 20. yüzyılın başlarında nörofizyolog Charles Sherrington tarafınca bulunuşu ve adlandırılışından sonrasında bile uzun seneler süresince , beyindeki sinyal iletiminin de başlıca elektriksel yolla gerçekleştirildiği düşünülmüştü. (21. Yüzyılda Beyin)
  • 21.yüzyıldaki nörobilimcilere bakılırsa zihinsel aktivite beynin işlemlerine indirgenebilir; bu, insan beynindeki nöronlar tarafınca oluşturulan katrilyonlarca bağlantı içinde gerçekleşen devamlı dalgalanan nöro-iletici akışıdır. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • “Biyolojik determinizm (biyolojizm), sanayileşmiş çağıl paracı toplumlarda rastlanan statü, zenginlik ve güç eşitsizliklerinin açıklanmasında ve insan davranışlarının “temel özellikleri”ni toplumların naturel nitelikleri olarak tanımlamada etkin bir yol olmuştur. Toplumsal reçetesini birebir doğadan alan Yeni Sağ, bu görüşe bir siyasal meşrulaştırma aracı olarak sıkı sıkıya bağlanmıştır şu sebeple eşitsizliklerin belirleyicisi biyolojiyse, o halde bunlar kaçınılmaz ve değişmezdir.” (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Doğduğunuzda beyniniz oluşumunu neredeyse tamamlamıştır; vücutlarının öteki kısımlarıyla kıyaslandığında bebeklerin kafalarının o denli büyük olmasının sebebi de budur. (Akıl Kutusu)
  • Psikofarmakaloglar ve birçok biyolojik psikiyatr tarafınca neşeyle göz ardı edilmesine karşın günümüzde halen mevcut olan temel kuramsal ve ergonomik sorun, DSM’nin hastanın dinlenilip gözlemlenmesine dayanan , kısaca özünde fenomenolojik olan sınıflandırmalarını varsayılan nöro-kimyasal nedenlere bağlamaktı. Ne var ki, DSM’nin teşhislerine uyan nöro-kimyasal belirteçler o gün de yoktu, bugün de yok.
    DSM: Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • Tüm testler – en çok da fazla sözsüz olanlar -, kontrol edilen kişinin; içeriksiz, bağlamsız zihin egzersizleriyle, bir otoritenin nezaretinde ve her türlü testin değişmezi olan örtük ödül vaadi ya da ceza tehdidi altında uzun süreler harcama becerisini edinmiş olup olmamasına bağlı. (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Bir zamanlar nörobilimciler tarafınca beynin hareket ve tecrübeye cevap olarak kendini değişiklik yapmak kapasitesini tamamlamak için kullanılan teknik bir terim olan ‘esneklik’ [plastisite], ‘nöro-ümit’un mottosu haline geldi. Kişisel gelişim kitapları ve gençler ile onların stres altındaki ailelerine tavsiye edilen tavsiyeler tarafınca kucaklanmış esneklik, beynin içine gerçek anlamda gömülmüş bir umuttur. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • 1990’larda “mutluluk ilacı” olarak tanıtılan ve kullanılan “iyiden daha iyi… daha oldukca kendileri benzer biçimde icra eden” Prozac aylık 650.000 paket ilaç yazımıyla dünyanın en popüler antidepresanı konumuna terfi etti. İlacın yan etkilerine -ki bunlara sertlik ve intihar bile dahildi- karşın Lilly yılda 350 milyon dolar kazanıyordu. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • Aslında beyninizin yapmış olduğu işlerin çoğunda düşünmenize gerek kalmamıştır; şu sebeple bunların büyük bir kısmı otomatikman yapılmaktadır. (Akıl Kutusu)
  • “…belirli bir kültüre özgü incelikli farklılıklar gösteren gülümseyişler” (21. Yüzyılda Beyin)
  • 1969-1982 yılları aralığında ABD’de en oldukca satan ilaç olan “diazepam”ın zirve noktası 2.8 milyon tablet ile 1978 yılıydı. “Annelerin minik yardımcıları” olarak adlandırılıp menopozdaki bayanlar için ideal bir ilaç diye reçete edilen şiddetle hem doktorlara hem de ABD’de halka arz edildi. İlacın aşırı kullanımıysa yaygın şekilde bağımlılık problemlerine niçin oldu. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • Nörobilimci için esneklik(plastisite), ne sınırları olmayan ne de beyni tekrardan inşa etme kapasitesinde kesinlikle pozitif tesir yaratacak bir süreçtir; bunun yerine, tüm canlı organizmaların yaşam döngüsü süresince kendi çevreleriyle etkileşim kurmalarını elde eden varlıklı ve çeşitli dinamik süreçlerin bir parçasıdır. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • “İnsan, bazı an, kaderinin efendisidir:
    Suç, sevgili Brütüs, yıldızlarda değil,
    Suç bizdedir; kul olduğumuz için…” (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Hevesli nörobilimciler ve psikologlar; casus olduğundan şüphelenilenler, hatta CIA’nın kendi ajanları üstünde gizlice uygulanan LSD’nin potansiyelini keşfetmek amacıyla görevlendirilmişti. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • “(…) bugün bir çok bilimin toplumsal işlevinin; egemen sınıfın, toplumsal cinsiyetin ve ırkın çıkarlarını korumaya çalışmak ve daha adil bir cemiyet yaratılmasını engellemek olduğuna da inanıyoruz.” (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Kişinin davranışını, ruh halini değiştirebilen ilaç kullanım süresi ve şekli, çoğunlukla toplumsal bağlamla ilişkilidir. Aslında, bir tek verilen ilacın duygu durumunu değiştireceğini, depresyonu ve acıyı azaltacağını söylemek bile birçok vakada hastanın iyiye gittiğini söylemesine yol açmaktadır. (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Nörobilim yoğun pazarlanmış ekonominin ayrılmaz bir parçası olan eşitsizliği ve yoksulluğu hafifletemez, her ne kadar iyi niyetli savunucuları olsa da. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • Aslında, bugün “iyelik” dediğimiz şahıs ile mal içinde kurulan ilişki, Avrupa’da bir tek birkaç yüzyıllık geçmişi olan hukuki bir kurgu ve insanoğlu arasındaki toplumsal ilişkileri maskelemeye yarıyor. (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Beyin gelişme oranları, sinaps sayıları, duyarlı periyodlar ve kortizol düzeyleri hakkında velveleci iddialar en uygun koşullar altında bile hâlâ oldukca uzaktaki bir köprüdür ve en kötüsü de bunlar dayanaklarını ideolojik olarak yapılandırılmış, fena yada aşırı yorumlanmış bilimden almaktadır. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri