Eğitim

Aeneas – Vergilius Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Aeneas – Vergilius Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Aeneas kimin eseri? Aeneas kitabının yazarı kimdir? Aeneas konusu ve anafikri nedir? Aeneas kitabı ne konu alıyor? Aeneas PDF indirme linki var mı? Aeneas kitabının yazarı Vergilius kimdir? İşte Aeneas kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Vergilius

Çevirmen: İsmet Zeki Eyüboğlu

Orijinal Adı: L’eneide

Yayın Evi: Payel Yayınları

İSBN: 9789753880824

Sayfa Sayısı: 350


Aeneas Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Oniki kitabından oluşan bu meşhur destan, yakılan Troya kentini terk edip doğaüstü bir yol göstericinin ardında, geleceği zafer dolu yeni bir şehir oluşturmak için batıya doğru yola çıkan Troyalı Aeneas’ın Laviniumu (sonraki Alba Longa ve Roma kentlerinin yerinde ilk kurulan şehir) kurmasını anlatır. Aeneas, Yunanlıların zaferinden sonrasında yanına ailesini, yandaşlarını ve aile tanrılarını alarak yanmakta olan Troyadan kaçarken kargaşalık içinde karısını kaybeder. Ama karısının imgesel ona batıya, Tiber lrmağı’nın suladığı topraklara gitmesini bildirir. Aeneas bunun üstüne çıkmış olduğu serüvenlerle dolu, uzun yolculukta Trakya, Girit Adası ve Sicilya’dan geçer. Afrika kıyısına vardığında Kartaca civarlarında gemisi kazaya uğrar, yolculuğu son bulur. Onu kabul eden Kartaca’nın dul kraliçesi Dido’ya başından geçenleri anlatır; ikisi birbirlerine aşık olurlar ve Aeneas orada kalır. Tanrı Mercurius’un, aslolan hedefinin Roma bulunduğunu sert bir şekilde hatırlatması üstüne Aeııeas suçluluk ve umarsızlık duygusu içinde Dido’yu terk eder; Dido kendini öldürür. Aeneas yolculuğunu sürdürerek sonunda Tiber Irmağı’nın ağzına ulaşır. Yörenin kralı Latinus onu oldukca iyi karşılar. Ama diğeri İtalyanlar, bilhassa Latinus’un karısıyla Rutulların önderi Turnus, Aeneasın gelişine ve Latinus’un, Turnus’la nişanlı olan kızı Laviniayı onunla evlendirmek istemesine içerlerler. Çıkan harpte Troyalılar zafere ulaşır, Turnus öldürülür. Aeneas, Lavinia ile evlenir ve Lavinium kentini kurar.


Aeneas Alıntıları – Sözleri

  • ”Seni görmek benim nasibimmiş.
    Tatlı sesini duymak, yanıt vermek sana!
    (…) Boşuna değilmiş, kaygı içinde bekleyişim meğer!”
  • İnsanlar mı, yırtıcı hayvanlar mı?
  • ”Ah, hangi toprak, hangi deniz kabul eder,” dedi, ”benim benzer biçimde mutsuzu!”
  • Acı çek çeke yardımı öğrendim mutsuza!
  • Mitolojiye gore, Diana’dan başka tüm Tanrılar, Tanrıçalar uzun etek giyerlermiş.
  • İçinden kan ağlasa da,
    mutlu gösterdi yüzünü, gömdü ta yüreğine
    tüm dertlerini.
  • Ey daha büyük acılara katlanmış yiğitler!
    Gün olup Tanrı son verecek bu acılara da!
  • “Neden gerekçeler arıyorsun oldukca uzaklardan?”
  • Sana genç kız ne ad versem? Yüzün bir ölümlüye
    benzemiyor zira, sesin de insan sesi değil.
    Tanrıçasın besbelli!
  • sink or disperse my fatal enemies!


Aeneas İncelemesi – Kişisel Yorumlar

“Bu kadar korkulu bir hikayeyi anlatmama hangi Tanrı yardım edebilir?
Bir şarkıda bu katliamı kim tanım edebilir?”
Tabii ki Vergilius, Augustus’un Roma’sından bir ozan. Pek oldukca edebiyat eleştirmeni, Aeneis’i devlet propagandası olmakla suçladı. Diğerleri, onu antik dünyanın öteki destansı şiirleriyle, en önemlisi de Homeros’un İlyada’sı ve Odysseia’sı ile kuvvetli bir halde bağladığı için kınadı. Bunların cevabı ne, biliyor musunuz? Kocaman bir EVET. Aeneis, bu iki destanın dokunuşlarıyla beslenmiş bir devlet propagandası.
Aeneis, imparatorluk gücünün ve eğitiminin bir hanedandan yada bölgeden diğerine geçişinin, “translatio imperii et studii”nin şahane bir örneğidir. İmparatorluklar yükseldiğinde ve meşruiyete gereksinim duyduklarında, bastırılmış yada yenik edilmiş güçlerin edebiyatı, sanatı ve öteki kültürel kazanımlarını bir araya getirdiklerinden güvenilir olurlar, böylece büyüklük ve dünya egemenliği iddialarını haklı çıkaran imgesel bir tarihsel bağlantı oluştururlar.
Yunan kültürü, Avrupa’da kesintisiz bir yönetim ve yasal güç geleneği oluşturmak için geniş çapta sömürüldü ve Aeneis, tüm bir halkın hanedan iddialarını destekleyen kurguların erken bir örneği sayılır.
İlyada’nın devamı olarak inşa edilen ve böylece Odysseia ile bununla beraber gerçekleşen senaryo, Truva’nın Yunanlılar tarafınca yıkımından sağ çıktıktan sonrasında kendilerine yeni bir yuva bulma arayışında olan Truva mültecisi Aeneas ve ailesinin öyküsünü konu alıyor. (Bir başka incelememde Aeneis’in Odysseia’dan sonrasında okunması icap ettiğini söylemiştim, bunda hala kararlıyım zira Homer bölünmez.)
Ulysses’in Akdeniz’in sıkıntılı sularındaki sorunlu seyrini yansıtan birçok maceradan sonrasında, “kaderin” onlara Aeneas’ın soyundan gelenlere dayanan yeni bir imparatorluk kurmalarını söylediği ülkeye giderler. Burada mültecilerden aniden güç gaspçılarına dönüşürler ve sonunda kendilerini Roma yada İtalya olarak anılacak bölgedeki yerli halklara karşı galip duyuru etmek için kanlı bir harp içinde bulurlar. Translatio imperii tamam, peki ya translatio studii?
Roma kültürü, birçok yönden Yunan kültürünün direkt bir kopyala-yapıştır’ıdır ve Olymposluları çoğunlukla aynıdır, biliyorsunuz ki, bir tek kişilerin, yerlerin vs. adları farklıdır. Ancak Aeneis’te destana garip bir tat veren ve okumayı keyifli hale getiren farklılıklar… ya da tuhaflıklar var.
Mesela, Aeneas’ın Yeraltı Dünyası ziyareti fazlaca komiktir, burada kabilesinin hem geçmiş hem de gelecekteki ünlüleriyle tanışır. Modern okuyucu, Yeraltı’ndaki yaşamın ergonomik olarak iyi mi çalıştığını merak edebilir, Creusa, Dido ve sonunda Lavinia da Aeneas’a olan aşklarında bir araya gelir mi? Yeryüzünde bir tek seri tek eşlilik uygulanıyorsa, oldukca eşlilik Yeraltı Dünyasında kabul edilebilir mi? Ancak gördüğünüz benzer biçimde bunlar, kahramanların üstünde durmadığı keyifli, teolojik düşüncelerdir. Bu yüzden diyebiliriz ki Aeneis ve Homeros’un destanları içinde göz ardı edilemez farklar var. Buna hemen sonra geri geleceğiz.
Aeneas’ın davasını destekleyen ya da desteklemeyen tanrısal güçler oldukca daha ilginçtir; anası Venüs, Olympos’taki en yakıcı savunucusu ve Juno’nun en nefret dolu düşmanıdır. Elbette Jüpiter’i zora sokan bir durum bu. Bunları düşündükçe Aeneis’i bir Hint dramasına benzetmeden edemiyorsunuz.
Bu düşünceler bir yana. Aeneis yazıldığı sırada Augustus Sezar iktidardaydı ve Pax Romana (Roma barışı) başlıyordu. Roma, mutlak bir egemenliğe sahipti. Vergilius, arkadaşı Octavian yada Augustus Sezar’ın büyüklüğünü göstermek için Aeneas karakterini kullanır. Yarattığı iki kahraman arasındaki farkı, Aeneas vesilesiyle Roma’nın felsefe, sanat ve zeka vb. mevzularda dünyaya öncülük edeceğini göstermek için kullanır. Turnus iyidir, sadece Aeneas daha iyidir — aynı İmparator Sezar benzer biçimde. Octavian Sezar’ın kontrolü eline geçirmesiyle, Roma olduğundan daha büyük olacak. Vergilius da Roma’yı ve lideri Augustus Sezar’ı yüceltme hedefine ulaşmış olacak.
Vergilius, Turnus ve Aeneas içinde kuvvetli bir benzerlik yaratır, sadece bu iki kahramanın en büyük özelliği, Aeneas’ın kazanmaya ve Turnus’un kaybetmeye mahkum olmasıdır. Bu fark, iki kahraman arasındaki benzerliği büyük seviyede aşar ve Roma’nın yüceltilmesiyle sonuçlanır. Augustus Caesar, Vergilius’un belirttiği benzer biçimde Aeneas’a benzer bir yerdeyse, Roma’yı zirvelere çıkaracaktır. Ve o şekilde de olur 🙂
Kişisel fikirlerime gelirsek. Bence Vergilius’un destanı, Homeros’un haiz olduğu olağanüstü şiirsel niteliğe haiz değil, bu büyük olasılıkla Yunanca-Latince farkından kaynaklı; fakat öykü bazında da Aeneis, Homeros’un iki destanının haiz olduğu rezonansa haiz değil; hatta tanıdığından bile geçemez. Aeneas’ın Troya’nın kaderini anlattığı ilk iki kitabı oldukca iyi olduğundan başlangıca aşık oldum fakat sonradan fark ettim ki ilk iki kitap, destanın peak noktasıymış, son iki kısım da olayların verdiği coşku gereği oldukca keyifliydi, fakat öteki kısımlardan pek verim alamadım. Edebiyat toplumu da bu destan mevzusunda bölünmüş durumda; seven oldukca seviyor, sevmeyen asla sevmiyor. Ben ortadayım.
Genel karar: Mitolojiyi, kurguda yansıtılan tarihsel süreçleri, grafik harp sahnelerini, mutsuz aşkları ve fırtınalı denizleri seviyorsanız, ek olarak güç ve meşruiyet için insan mücadelesinin bitmeyen öyküsünü seviyorsanız, Aeneis şiddetle tavsiye edilir. (orpheus)

Romanın kuruş Destanı yada AenasIN Romayı kurma ÖYKÜSÜ: İyiki okudum söylediğim kitaplardandı
YUNANlılar truva atını kullanarak troyalıları kandırır ve yenerler Aenas önderliğinde bir grup troyalı kaçmayı başarır Troya savaşından yenik çıkan troyalılar ata yurtlarına(İtalya) dönmek ve yeni ülke oluşturmak için umutsuzluklar içinded engin denizlerde yol almaktadırlar düşan imparator tanrılara truvalıların gemisini batırasıması için yakarır zeus donanmaya fırtına gönderir bunu gören neptün sinirlenerek onları kurtarmış olur
Aenasla halkı karaya çıkarlar tanrıçanın yardııyla Tyrus a gelirler (Serhat Demirtürk)

Dayanmak, direnmek, daha güzel bir gelecek için çabalamak!: YouTube kitap kanalımda İtalyan Edebiyatı’na başlangıç yapabileceğiniz kitap önerilerimden bahsettim: https://youtu.be/nTxrw0TosEg
“Havlamak için yoluna çıkan her köpeği durduracak olursan, hedefine varamazsın.” yazar/miguel-de-unamuno
Yılmadan devamlı arkasından konuşulan Aeneas. Sırtında yükleri olan Aeneas. Hedefleri uğruna her şeyi göze alan ve yoluna çıkan köpeklere kulak asmayan Aeneas. Sahi kimdir bu Aeneas?
Herkesin içinde bir Aeneas vardır. Ait olduğu yurdundan kovulmuş benzer biçimde hisseden ve dışarıda yürüdüğünde aitsiz bakışlarla insanlara bakan bir Aeneas’tır bu. Hedefleri vardır ve bu tarz şeyleri gerçekleştirmek için pek oldukca şeyi göze almıştır. Sırtında taşımış olduğu yükler vardır. Gelecek kaygısı, vurdumduymaz olamamak, unutamamak, alışamamak, yaşamış olduğu son zamanların ölesiye bilincinde olmak benzer biçimde özellikleriyle tanırız biz Aeneas’ı.
Aeneas’ın hayatta önüne çıkan her şeye söylediği 2 cümle vardır:
“Dayanın, direnin.
Daha güzel bir gelecek için çabalayın.
Bu şekilde dedi Aeneas, kaygılı yüzünde ümit.” (s. 33)
Umutla ve dirençle daha güzel bir gelecek için çabalamak. Dayanmak ve başarısızlıklarına alınyazısı deyip geçmemek. Arkasından konuşulanlara aldırmadan hedeflerine dimdik ilerleyebilmek. Denemek, yenilmek ve devamlı bu döngüde yaşamını hedeflerine adayabilmek vardır. Boş işlerle ve boş muhabbetlerle uğraşmaz Aeneas.
Sırtında taşımış olduğu bir yük vardır Aeneas’ın. Destanda bu, babası olarak geçse bile, bizim de hepimizin sırtında taşımış olduğu çeşitli yükler vardır. Bir de bu yükü taşırken Aeneas’ın önüne çıkan pek oldukca engel vardır. İnsanlar devamlı arkasından konuşur Aeneas’ın. Yaptıklarıyla değil yapmadıklarıyla eleştirilir hale gelir Aeneas. Bulunduğu çağda anca hedeflerini somut ve görünür sunabildiği kadar var olabilen insanlardan biridir o da bir tek. Bunun haricinde bir çok kimse inanmaz onun uğraştığı yeni bir ülke kurma arayışlarına…
Sahi yeni bir ülke kurma arayışı nedir? Maruz kaldığımız ülke bir tek etrafımızda bulunan ve sınırları karalarla, denizlerle çevrili coğrafi bir ülke midir? Benim ülkem, akıl iklimiyle düşünen ve bireysel çözüm nebat örtüsüyle yeşeren bir coğrafyaya haizdir. Şehirleri kayıtsız kalınamayan konulardır. Hiçbir vakit dış politikalarla arası iyi olamamış bir ülkedir bu. Şundan dolayı orada meyveler büyür, durmadan elinden geleni yapar Aeneas halkı için. Meyve veren ağacı taşlarlar ya, işte tam da bu sebeple Aeneas’a hasetlenenler de alırlar ellerine taşları ve tek tek taşlamaya başlarlar onun arayışlarını, sırtındaki sorumluluklarını, yeni ülke arayışlarını, ölüler ülkesindeki gezilerini…
Aeneas’ın surlarda savaştığı düşmanlar destanda Aeneas’ın yaptıklarına karşı hasetlenen Rutullar olarak geçer. Fakat aslına bakarsak Aeneas hasetlerle, egolarla, vurdumduymazlıklarla, apolitiklerle, amaçsızlıklarla savaşır. Bir ok atar, bir kayıtsızlığın kafasını yarar. Kargısını bir fırlatır, amaçsızlıklardan birisi yere düşmüştür. Hatta kimi zaman taşımış olduğu içsel yük destek sağlar Aeneas’a, o yüklerden birisinin tanrısallığı hasetlere karşı kalkan olur. İşlemez hiçbir tabanca Aeneas’a. Şundan dolayı Aeneas’ı destekleyen kıymetli insanoğlu vardır.
Yunan ve Roma mitolojisini burada asla bilinmeyen kelimelerle anlatmak yerine Aeneas’ın bizlere söylediği oldukca kıymetli cümleler var. Dayanmak, direnmek, güzel bir gelecek için çabalamak. Dayananlara, direnenlere ve güzel bir gelecek için çabalayan insanların önüne taşlar koymamak. Kıskançlığın iyisinden örnek alıp Aeneas’ın yükünü azaltmaya çalışmak. Bulunduğu son zamanların eksiklerine karşı bön bön bakmamak ve yeni ülkeler kurabilmek için ihtiyaç duyulan enerjiye hep birlikte haiz olabilmek. Ne de olsa onun söylediği bir şey vardı gene:
“Kesme çabanı, sürdür başladığın işi, çalışmaktan kaçınma.”
(s. 84)
Sürdürün başladığınız işleri, kesmeyin çabanızı. Arkanızdan kim ne derse desin, önünüzdeki geleceğin güzel olmasına sebep olabilecek şahıs gene ve yegane olarak sizsinizdir. Arkadan konuşulanlar arkada kalır fakat önde daha güzel bir gelecek vardır, zira dedikodu ve haset kuru bir söz kalabalığı, karaktersizlik iken, esas karakter koyabilmek, asla kimsenin yük taşımak için adım atmadığı bir çağda yüklerin hepsini sırtlamak için çok isteyerek koşabilmektir.
Sapla fikir ve çaba kılıcını onlara Aeneas! Hiçbir vakit kesme çabanı. İn ölüler ülkesine, Hades’in oraya. Unutma artık ölü olan masum insanların silüetlerini. Onlar sana bu yolculukta rehber olacak, aynı Pallas Athena benzer biçimde. Onların gölgeleri bile yetecektir sana. Hatta demişti yıkım edebiyatçılarının kabul edilen Heinrich Böll:
“Yaşayanların ölü olduğuna ve ölülerin yaşadığına inanırım.”
İşte, buydu Aeneas’ın rehberi. Ölülerle yaşıyordu Aeneas da. Enerjisini Tanrı’dan alan ve yükünü sırtlamış koca yürekli adam. Etrafındaki yaşayanların çoğunun ölü bulunduğunu anladığı vakit da, öldükten sonrasında adını ve halkı için yaptıklarını yaşatabilmek için daha oldukca çaba gösterecek Aeneas. Şundan dolayı, çoğumuz kaygılı yüzlerimizde bir ümit parçası görmeye hasretiz. Hepimiz bir direnç ve dayanak arıyoruz şu sanal hayatlarımızda. Sanal gerçekliklere attığımız kementler ve arkasından onun için köleleşmelerimiz, bizim içimizdeki esas Aeneas arayışını bizlerden alıyor.
Aeneas’ın söylediği tek şey var, dayanmak, direnmek, daha güzel bir gelecek için çabalamak. Biliyor musunuz? Çok da fazla fazla bir şeye ihtiyacımız yok aslına bakarsak be… (Oğuz Aktürk)


Aeneas PDF indirme linki var mı?


Vergilius – Aeneas kitabı için internette en oldukca meydana getirilen aramalardan birisi de Aeneas PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Vergilius Kimdir?

Publius Vergilius Maro (15 Ekim MÖ 70 – 21 Eylül MÖ 19) yüzyılda yaşamış meşhur bir Romalı şairdir. Roma İmparatorluğu’nun destanı olarak kabul edilen Aeneis’in de yazarıdır.

Dante’nin İlahi Komedya’sındaki ana karakterlerden biridir. Vergilius bu eserde cehennemde Dante’yi gezdirmeye destek olmuştur.

Kuzey İtalya’nın Mantua yöresinin Andes bucağında 15 Ekim MÖ 70’te gündelikçi işçi, çiftlik yanaşması, tuğla ustası, çömlekçi benzer biçimde türlü işlerde çalmış olduğu sanılan bir baba ile Cremona’nın Magius soyundan Magia Polla isminde bir anneden dünyaya gelmiştir. Aynı anne ve babadan Silon ve Flaccus isminde iki de kardeşi olmuş, biri çocuk yaşta diğeri genç yaşta ölmüştür. Babasının ölümü üstüne anası Magia Polla bir kez daha evlenip sonraları Vergilius’unda mirasının bir kısmını bırakacağı Valerius Proculus isminde bir adam evladı daha dünyaya getirmiştir.

Oldukça canlı bir doğada çocukluğunu babasının çiftliğinde geçiren Vergilius, ilk öğretimini Cremona’da tamamlayıp, on beş yaşlarında Milano’ya geçer. Sonra da Roma’ya gidecektir.

Hellenistiğin; Epicurusçuluk, Orpheusçuluk, Stoacılık benzer biçimde türlü akımlarını, başta Cato, Lucretius, Varrius, Varro olmak suretiyle Roma ozanlarını tanır. Augustus’un yardımıyla Sibylla kitapları’nı okumuş olabilir(?). Homeros’u ve Apollonius Rhodius’u oldukça iyi öğrenir. Öğrenimini tamamladığında sıkılgan mizacı yüzünden hukukta ve devlet işlerinde kendini gösterememiştir. Tek bir davaya bakıp kaybedince oldukça acele vazgeçer.

MÖ 41’de Antonius ve Octavianus’un Philippi iç cenginde (MÖ 42) savaşan emekli savaşçılara dağıtmayı kararlaştırdıları Mantua ve Cremona topraklarının yetmemesi üstüne Cremona’ya oldukça yakın bir köy olan Andes de dağıtılmıştır. Ozanın toprakları da dağıtılmak istenip Octavianus ile yakınlığı dolayısı ile topraklarını kurtarmış olabilir(?).

MÖ 19’da Aeneis destanının geçmiş olduğu İlion şehrini görmek suretiyle çıkmış olduğu yoldan, Hastalanması sebebi ile geri dönerken, Brundisium’da ölür.


Vergilius Kitapları – Eserleri

  • Aeneas
  • Çiftçilik Sanatı
  • Sığırtmaç Türküleri
  • Aeneas II
  • Aeneas I
  • Bucolica’lar, Georgica’lar
  • Aeneas III


Vergilius Alıntıları – Sözleri

  • “Emek her şeyi yener.” (Çiftçilik Sanatı)
  • Ama ömrümüzün koskoca yıllarını harcayıp tükettik,
    artık atlarımızın buğu tüten boynunu çözmek zamanı! (Çiftçilik Sanatı)
  • Ey daha büyük acılara katlanmış yiğitler!
    Gün olup Tanrı son verecek bu acılara da! (Aeneas)
  • “Ama ömrümüzün koskoca yıllarını harcayıp tükettik, artık atlarımızın buhar tüten boynunu çözmek zamanı!” (Çiftçilik Sanatı)
  • “Değişmez sevgi,
    Tüm emeklerimizi yoluna döksek
    Gene değişmez” (Sığırtmaç Türküleri)
  • İnsanlar mı, yırtıcı hayvanlar mı? (Aeneas)
  • Yakıyor, kavuruyor beni sevgi,
    Bir çıkar yol yok mudur sevenler için? (Sığırtmaç Türküleri)
  • “Ne gün bitecek, dedi, senin acıların?
    Kulak asmaz sevgi bu şekilde işlere,
    Yumuşamaz yüreği göz yaşlarından sevginin” (Sığırtmaç Türküleri)
  • Emek, her şeyin üstesinden gelir,
    Zorlu yaşam koşullarında mahrumiyet kamçılar insanı. (Çiftçilik Sanatı)
  • Sana genç kız ne ad versem? Yüzün bir ölümlüye
    benzemiyor zira, sesin de insan sesi değil.
    Tanrıçasın besbelli! (Aeneas)
  • “Neden gerekçeler arıyorsun oldukca uzaklardan?” (Aeneas)
  • Sanat doğayı taklittir. (Bucolica’lar, Georgica’lar)
  • Olayların arakasında yatan sebebi anlamayı başarandan daha şanslısı yoktur. (Çiftçilik Sanatı)
  • sink or disperse my fatal enemies! (Aeneas)
  • “Şaşkın şaşkın bakıyor Olympos’un
    Işıl ışıl yanan konağına,
    Görüyor ayaklarının altında Daphnis
    Bir taraftan yıldızları,
    Bir taraftan bulutları…
    Yanıyor ormanlar, kırlar ışıl ışıl
    Bir luk içinde, bu yüzden.” (Sığırtmaç Türküleri)
  • “Labor omnia vincit:
    Emek her şeyi yener.” (Çiftçilik Sanatı)
  • “Oysa hakikaten ince yemişli ağaçlar içinde
    Başını yükselten bir servi gibiymiş Roma
    Tüm diğeri iller içinde, bir tekmiş.” (Sığırtmaç Türküleri)
  • Ne güneşin doğuşunu görürler ne batışını! Sen ne vakit yaşamak icap ettiğini bildiklerini mi sanıyorsun? (Bucolica’lar, Georgica’lar)
  • “Düşünmüş bir aralık
    Pyrrhanın attığı taşları,
    Saturnus soyunun gökte başbuğ kesilişini,
    Kafkasyanın akbabalarını,
    Prometheus’un hırsızlığını, anmış bir yol.” (Sığırtmaç Türküleri)
  • ”Seni görmek benim nasibimmiş.
    Tatlı sesini duymak, yanıt vermek sana!
    (…) Boşuna değilmiş, kaygı içinde bekleyişim meğer!” (Aeneas)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri