Eğitim

Franz Kafka – Ernst Fischer Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Franz Kafka – Ernst Fischer Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Franz Kafka kimin eseri? Franz Kafka kitabının yazarı kimdir? Franz Kafka konusu ve anafikri nedir? Franz Kafka kitabı ne konu alıyor? Franz Kafka PDF indirme linki var mı? Franz Kafka kitabının yazarı Ernst Fischer kimdir? İşte Franz Kafka kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Ernst Fischer

Çevirmen: Ahmet Cemal

Yayın Evi: BFS Yayınları

İSBN:

Sayfa Sayısı: 105


Franz Kafka Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Günceleri ve mektupları,kendine yönelik acımalarla,zayıflığın kendine acı çektirme pahasına açığa vurulmasıyla doludur:fakat tüm bu yakınmaların ardında bir yaşam dolusu kahramanlık,vurgulanan yetersizliğin ardında ise yıkıntılar sanat yapıtına kaynaklık etsin diye,kendini yıkıma götürmüş bir insanoğlunun büyüklüğü gizlidir.


Franz Kafka Alıntıları – Sözleri

  • Olmamasına razıyım. Oluyormuş şeklinde olmasın yeter….
  • Değer vaktinde bilinmeli.
  • “Yazdıklarımı sildiğim olmuştur ama sildiklerimi yeniden hiç yazmadım.”
  • “Olmamasına razıyım. Oluyormuş şeklinde olmasın yeter.”
  • “İçimde neler olduğunu anlamasını sağlayamam hiç kimsenin.ben kendime bile anlatamıyorum bunu “
  • “Olmamasına razıyım. Oluyormuş gibi olmasın yeter.”
  • Kirli bir camdan bakıp herkesi ve her şeyi kirli sanıyorsunuz.
  • “Yaşamımız diyorum bulanık bir su gibi.”


Franz Kafka İncelemesi – Kişisel Yorumlar

“Kafkaizm geçecek Kafka ise duracak”: Kafka’nın eserlerinde oluşturduğu karakterler sislerin içinde gezinen sembollerdir. Kafka sizi de bu sisin içine çeker fakat ufak bir el feneriyle işaret vermeyi de unutmaz…
Aslında bu bir kayboluş değil tam tersi kendini bulmaktır…
Ernst Fischer kitabı yazma amacını şu cümlelerle ifade eder: “Kafka’nın yaratısı üstünde onurlandırıcı değerlendirmelerden oluşma bir piramit yükselir. Ben bu piramide yeni bir taş eklemek şeklinde bir haddini bilmezlik meydana getirecek değilim. Katkım, yalnızca bazı sorunlara ilişkin notlar düşmek.”
Fischer’e nazaran yapılması ihtiyaç duyulan şey, Kafka’yı aziz duyuru etmekten korumak ve onu dogmatik aşırılıklara kayanlar karşısında savunmatır. Şu sebeple bir aziz değildi Kafka, aziz olmanın fazlaca ötesindeydi…
Fischer, Kafka’nın yaratısını çöküş edebiyatı ve çöküş emareleri ile olan bağları yönünden irdeler ve bu irdeleme sonunda ortaya çıkan Kafkaizm’in sakıncalı yanlarına değinir.
Kitap içerik olarak 14 başlıktan oluşmaktadır. Bunlar içinde benin ilgimi en fazlaca çeken kısımlar “Yabancı”, “Yabancılaşma” ve “Baba”dır.
Bu başlıklar doğrultusunda karalamaya başlamış olalım o vakit…
1.Franz Kafka
*Kılı kırk yaran bazı kişilerce Kafka, yalnızca ufak ayrıntıları görmüş, büyük bağlamı algılanmamış olmakla suçlanır; bunlara nazaran Kafka, dünyayı sarsan gök gürültülerine değil, duyulması olanaksız seslere kulak vermiştir. İnsan uyumazdan derhal ilkin bir “çelişki” konumuna girer: Gök gürültüsünü duymazken bir saatin tiktaklarını algılar. Kafka’nın tiktaklarını duyduğu saat – sonradan ortaya çıkmış olduğu gibi- bir saatli bombaydı. Bu efsane, yıldırımın düşmediği evi havaya havalandırdı. Minik detay, yıkıma götürmüş olan büyük bağlamın habercisiydi.(sf.14)
Franz’ın beni en etkileyen özelliği keskin gözlem gücüdür…Ayrıntılar, önemsiz diye nitelendirdiğimiz küçük şeyler onun bakış açısından kolay kolay kaçmaz. Bilhassa Felice’ye mektuplarda sıkça karşılarız onun irdelemelerine.
Peki hepimiz ne kadar farkındayız saatin ve haberci görevi üstüne alan ufak ayrıntıların?
Her gün yürüdüğümüz yolun, gölgesine sığındığımız ağacın, eskimiş bir fotoğraf karesinin, saatlerce konuştuğumuz yüzlerin ne kadarını hakikaten görüyoruz?
Tüm hızınızla geçip gidiyorsunuz…büyük bir yıkıma doğru. Yavaşlayın dostlarım yavaşlayın…ve durağanlığın sesine kulak verin. Kafka’nın gözleriyle bakmayı deneyin.
Kafka geleceğe dair haber niteliği taşıyan eserleri yardımıyla Kahin duyuru edilmiştir. onun zamanının ilerisinde bulunduğunu öne devam eden yazarlar olmasıyla birlikte Elias Canetti şeklinde buna karşı çıkan yazarlarda olmuştur.
2.Zayıflığın Yarattığı Deha
” Yazma eyleminin, yaradılışımın en verimli yönü olduğu ortaya çıktığında, tüm gücüm bu aşamada odaklaştı ve cinselliğin zevklerine, yemeye, içmeye, felsefi düşünmeye, bilhassa müziğe yönelir tüm yeteneklerimi ortada bıraktı. Bu yanlarımın tümünde zayıf düştüm Bu da zorunluydu, bu sebeple haiz olduğum tek tek güçler bir tüm olarak o denli azdı ki, sadece hepsi bir araya geldiklerinde yazma amacına birazcık olsun hizmet edebilirlerdi.”(sf.16)
Kafka’nın 12 Eylül 1912 tarihinde güncesinde şu satırlara rastlıyoruz: ” Bu öyküyü, ‘Yargı’ adlı Öykü’yü, 22’yi 23’e bağlayan gece, akşamın onu ile sabahın altısı içinde bir solukta yazdım… Öykünün önümde gelişmesi, bir suda ilerler şeklinde ilerleyişim, hem korkulu bir çaba, hem de mutluluk. Bu gece sırtımda birkaç kez kendi ağırlığımı taşıdım… insan sadece bu şekilde yazabilir bedenini ve ruhunu bu denli bütünüyle adadığında…”
Franz iç gerilimini bir zirve noktasına vardırarak üreten yazarlardandır. Zayıflığından, acılarından, korkularından bir anka kuşu misali yükselir ve oluşmaya adım atar eserleri. Yazın çalışmalarının bedelini dayanılması neredeyse olanaksız baş ağrılarıyla, uykusuzluk, bitkinlik ve kendini yıkıma götürmekle öder. Yazmak onun için bir tapınma biçimiydi. Yaratılış ve yıkım içinde tapınmak…
3.Yabancı
Kafka’nın en temel yaşantısını yabancılık, dışlanmışlık, kendi kendine sürgün edilmişlik oluştur.
” Kafka,bir Yahudi olarak tümüyle Hıristiyan dünyasının insanı değildi. Yahudiliğinu umursamayan -ki gerçekte umursamıyordu- bir Yahudi olarak tümüyle yahudilerden sayılamazdı. Almanca konuşan biri olarak tam anlamıyla bir Çek insanı değildi. Almanca konuşan bir Yahudi olması sebebiyle tam anlamıyla Bohemyalı bir Alman olduğu söylenemezdi. Bohemyalı olması tam anlamıyla Avusturyalı olmasını önlüyordu. Sosyal Sigorta memuru olarak tam burjuva değildi. Bir burjuva ailesinin oğlu olarak tümüyle emekçiler sınıfına girmiyordu; fakat bir ofis insanı da değildi bu sebeple bir yazar bulunduğunu duyumsuyordu. Gelgelelim bir yazar da değildi bu sebeple enerjisini ailesi uğruna harcıyordu.
Oysa “aile çevremde bir yabancıdan bile yabancı yaşıyorum.”(Nişanlısının babasına yazdığı bir mektuptan.)
Franz’da içselleştirdiğim şeylerden biridir ilişkin olamama durumu. Kafka hiçbir bölüme tam olarak kendini ilişkin hissedememiştir. Yakın olmasıyla birlikte uzaktır hepsine…Kent, aile, işi ve içinde bulunmuş olduğu toplulukla bir tüm olamamıştır. Oysa dört bir yanından zehirli urganlarla bağlıdır parçadan bütüne dayatılmış zorunluluğuyla…
Onun cümleleriyle dile getirelim bu yabancılaşmayı:
” Hepiniz bana yabancısınız,” der Kafka annesine, ” yalnızca bir kan bağları var fakat o da kendini duyumsatmıyor…” Kasvetli aile yaşamından nefret eder fakat, kurtulamaz. “Bundan da nefret ediyorum; evde annemle babamın yattıkları yatağın, kullanılmış çarşaflarını ,dikkatle yerleştirilmiş gömleklerin görünüşü, beni kusturacak kadar bunultabilir, içimi altüst edebilir, öyleki ki, sanki doğmuşum bir türlü tamamlanamamış, bu karanlık evde, kasvetli bir yaşamdan hep tekrardan dünyaya geliyorum, o evde devamlı olarak varlığımın onaylanmasını umuyorum…”
Franz’ın çekmiş olduğu bu yabancılık, bizlere ailesine, toplumsal konumuna ve ülkesine yabancılaşıp yabancı ülkelere yola çıkan Kleist’i anımsatır.
4.Baba
Üstüne birçok şey yazabileceğim fakat bu gücü hiçbir vakit tam anlamıyla kendimde bulamayacağım bir kavram: “Baba”.
Franz’ın tüm eserlerinin önsözü durumunda gördüğüm kitabı “Babaya Mektup”ta babasına söyleyemediklerini ve kendi üstünde yarattığı negatif etkiyi dile getirir. Babası ile yaşamış olduğu negatif ilişki ailenin öteki fertleri ile olan ilişkisine de yansır. Baba figürü aile içindeki otoritenin yansımasıdır. Bu yüzden baba ile olan ilişki otorite ile girişilen mücadelelerin ilkidir.
Babasının Kafka’nın yaşamına olan tesirini ” dünya üç ayrılıyordu benim için: Birincisi, yalnız benim için konan fakat benim nedense bir türlü uyamadığım yasaların egemen olduğu ve içinde bir köle şeklinde yaşadığım dünya; ikincisi, benimkine sonsuz uzaklıkta bulunup senin yaşadığın ve hükmetmeler, sağa sola buyruklar vermeler ve verilen buyrukların yerine getirilmeyişine kızıp içerlemelerle zaman geçirdiğin dünya ve nihayet başkalarının buyruklardan ve buyruklara uyumalardan bağımsız, mutlu yaşayıp gittiği bir üçüncü dünya.” sözleriyle bizlere gösterir. Baba figürü Kafka’da otoritenin baskının, suçsuz yere suçluluğun temsili olarak resmedilmiştir. *Baba Kafka için Dava romanındaki mahkeme kadar görünmez fakat bir o kadarda müdahaleci yapının aile içindeki temsilidir.
Kafka’nın eserlerinde haksızlığa karşı baş kaldıran ve savaşım eden karakterler ön plandadır sadece sonunda bu karakterler Kafka’nın babası karşısında teslim olması şeklinde teslim olurlar…
[ Teslimiyet üç büyük romanında da(Dava, Şato, Amerika) işlenir. Dava,da Josef K. hukuk sistemine karşı verdiği mücadeleye teslim olur; Şato’da kadastrocu K. düzenin kendisine biçtiği role teslim olur; Amerika’da Karl Rossman yabancısı olduğu ülkeye ve onun düzenine teslim olur. Her üç romanda da kahramanlar giriştikleri tüm mücadelelerden yenik ayrılırlar. Dönüşüm ve Yargı adlı hikayelerinde de kahramanlar ebeveynlerine teslimiyetin hizmetini yaşarlar.] Kitaptan bir alıntıya değinmek isterim:
gonderi/45194873
*Bu tüketiliş, Yunan mitolojisindeki ana-baba örneğindeki şeklinde( oğullarını yiyen Kronos-onurlu baba) bedenin yem yapılması biçiminde olmaz; kim bilir Kronos, sırf oğullarına acıdığı için onları yemeyi, diğeri yöntemlere yeğlemişti…
(Kitapta “Baba” kısmında Kafka’nın, evlatların yetiştirilmesinden söz etmiş olduğu mektuplarında Swift’in anne ve babaların evlatları yetiştirmede çoğunlukla en uygunsuz kişiler oldukları yolundaki görüşlerine katılmış olduğu belirtilmiş. Bireyin aile içinde çizilen sınırlar içinde anne-babanın egemenliği altında tüketilip kurallara uymadıkları takdirde aile içinden atılmayıp iki taraftan hedef haline dönüştürüldüğü üstünde durulmuş. Asıl sorun şu Franz’ın babasının eğitim mevzusunda kullandığı yöntemlerin Kafka üstündeki yıpratıcılıği işte bu aşamada yazar bu durumla bağlantı kurduğu Kronos’a değinmiş.)
Kronos’un çocuklarını yemesinin Franz’ın babasının yavaş ve yıpratıcı şekillerinden daha azca acımasız olduğu…
4.Siyaset
Franz Kafka’nın yazıları çağıl insan tipine ve siyaset zincirlerine karşı bir eleştiri olarak okunabilir. Bilhassa bürokrasinin yabancılaşma tesiri eserlerinde kendini hissettirir. Bürokrasinin tesiri yanında paracı sistem sebebi ile iş ve işçilerin seviye içinde yaşadıkları negatif durumlarda birbirinden değişik yabancılaşma şekilleri olarak eserlerde göz önüne serilir. Kafka “Kapitalizm içten dışa, dıştan içe, yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya bağımlılıklardan oluşan bir sistemdir. Her şey bağımlıdır kapitalizm de, her şey zincire vurulmuştur”(jonouch,2008:62), diyerek paracı sistemin yabancılaşma ve çağıl insan üstündeki tesirini dile getirmiştir.
5.Yabancılaşma
Kafka’nın eserlerindeki ‘mevzu’ ve ‘karakterler’ çağıl insanoğlunun yabancılaşma biçimlerini çarpıcı bir halde ortaya koyar.
“İnsanın yabancılaşması, emek verme vasıtasıyla, üretim vasıtasıyla doğadan kopmasıyla beraber adım atar. “Üretim vasıtasıyla tabiat, insana kendi ürünü ve kendi gerçekliği olarak görünür.” der Karl Marx Ekonomi ve Felsefe Elyazılarında.
İnsan, ” kendisini yalnızca bilinçte olduğu şeklinde ussal açıdan değil, bununla birlikte gerçeklikte etkin olarak bir kez daha yaratır ve böylece kendini, gene kendisinin yaratmış olduğu bir dünyada izler.”(sf:39)
Kafka’ya nazaran insanoğlu bu süreçte nesneleşmeye adım atmıştır…
[Dış saat ile iç saat birbirini tutmuyor, diye yazmıştır 1922 ocağında Kafka. Bu iki farklı dünyanın birbirinden ayrılması ve kopması. Yani bir yabancılaşma söz konusudur. Bunun temelinde de(içteki gidişin vahşiliğin temel nedenin) insanın kendi kendisini gözlemlemesidir.
“öyle bir gözlem ki hiçbir tasarıma rahat vermiyor, tümünü dışa doğru kovuyor ve sonra kendisi yeni bir gözlem tarafından kovuluyor…” Kafka, daha 1910 yılında bu acımasız gözlemden, ‘gezegenlere doğrultulan teleskopları’ andıran gözlemden söz eder. İnsanın kendisine yönelttiği böyle bir gözlem karşısında ego, kendini hemen hiç bulamaz, ancak yitirir.
Kafka, insanın bu tür kendisine yabancılaşmasını kahramanlarının adlarından bile kaçmallarıyla da dile getirmiştir. Amerika romanında kahramanın adı henüz Karl Rossmann’dır. Dava’da yalnızca Josef K.’dır. Şato’da ise K.’dan başka, yani anonim kişiden, kimseden ve herkesten başka bir şey kalmamıştır. Ve gelelim Milena’ya Mektup’daki imzasına:” Senin( artık adımı da yitiriyorum; giderek kısaldı bu ad ve şimdi böyle oldu: Senin).”] Franz, kuşkusuz en iyi gözlemcilerden biridir. Ve bu kimi vakit onu kendi içinde yok oluşa götürür…
***
“Koşulları aşıldığında, Kafkaizm geçecek Kafka ise duracak.”
***
Kafka’ya dair yazmaya adım atmak kolay kim bilir(bana bu da güç) fakat içinden çıkabilmek hakikaten zor…
Ben içinden çıkamamış biri olarak yarıda bırakıyorum…
İyi okumalar temenni ediyorum… (Berf)

Meşhur Blacwell Adası hanım hapishanesine seyahat ediyorum bir
an …
1 887!
İnsanlık dışı yaşam koşullarının var olduğu cehennem …
Ve Rengin Soysal’dan son sözcükleri yaşatmak isterim:
Onlar ne kadar kırılgan ve ne kadar kuwetli insanoğlu …
Kırılgan olduğundan kuwetli. ..
Kuwetli olduğundan kırılgan!’
KAFKAOKUR SAYI1 (Muhammed İbrahim Naci)


Franz Kafka PDF indirme linki var mı?


Ernst Fischer – Franz Kafka kitabı için internette en fazlaca meydana getirilen aramalardan birisi de Franz Kafka PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ernst Fischer Kimdir?

(3 Temmuz 1899 – 31 Temmuz 1972), bununla birlikte altında malum takma : “Ernst Peter Fischer”, “Peter Wieden”, “Pierre Vidal” ve “Der Miesmacher”, bir Bohemian doğumlu olan Avusturyalı gazeteci, yazar ve siyasetçi.


Ernst Fischer Kitapları – Eserleri

  • Sanatın Gerekliliği
  • Franz Kafka
  • Leipzig Duruşması


Ernst Fischer Alıntıları – Sözleri

  • Hayatla olan bağlar bir süre için bir yana bırakılıyordu. Şu sebeple sanatın insanı kendine bağlayışı gerçekliğin insanı kendine bağlayışından başkadır. (Sanatın Gerekliliği)
  • Çürüyen bir toplumda, sanat doğru sözlüyse, çürümeyi de yansıtmak zorundadır. Ve toplumsal görevinden kaçmadığı sürece, sanat dünyanın değişebileceğini göstermeli, değişmesine yardım etmelidir. (Sanatın Gerekliliği)
  • “Onsuz edilemeyen bir şeydir şiir – fakat niçin onsuz edilemez bir bilsem.” (Sanatın Gerekliliği)
  • “Alman ağır endüstrisinin güvenilir adamı olan Papen, Nasyonel Sosyalist Partisi’ne verilen yardımları kesmeleri için dostları ve velinimetlerini ikna etti. Hitler için bu bir felaketti. MİLYONLARCA MARKI YOKKEN, MİLYONLARCA SEÇMENİYLE NE YAPSIN? (Leipzig Duruşması)
  • “Ölülerin sustukları, işkence görenlerin yalnızca ima edebildikleri, dövülenlerin yalnızca fısıldayabildikleri şeyleri Dimitrov söylüyor ve söyledikleri dünyaya yayılıyordu.” (Leipzig Duruşması)
  • “Olmamasına razıyım. Oluyormuş şeklinde olmasın yeter.” (Franz Kafka)
  • “Olmamasına razıyım. Oluyormuş şeklinde olmasın yeter.” (Franz Kafka)
  • Almanya’da dürüst amaçlı bazı Romantik şairleri günümüzden kaçıp geçmişe sığınmaya ve ortaçağlara dönme özlemini duymaya yönelten şey, kim bilir günümüzün paraya tapıcılığından irkilmeleri, bencilliğin her yerde beliren çirkin yüzünden tiksinmeleriydi. (Sanatın Gerekliliği)
  • “Alman ulusu ve daha sonra bütün Avrupa ulusları için en büyük felaket, faşizmin yükselme yıllarında ( 1929-1933) tüm parti sınırları gözönüne alınmaksızın, demokratik ve ilerici güçlerin hepsini kucaklayabilecek tek bir anti-faşist halk cephesi kurulmamış olmasıdır.” (Leipzig Duruşması)
  • Kirli bir camdan bakıp herkesi ve her şeyi kirli sanıyorsunuz. (Franz Kafka)
  • Sanatın görevi, sınıflara bölünmüş, anlaşılmaz, ürkütücü bir toplumda yaşayan biz yarım, tamamlanmamış, acınası insanların daha eksiksiz, daha varlıklı, daha kuvvetli bir hayata kavuşmamıza, başka bir deyişle, gerçek insan olmamıza yardım etmektir. (Sanatın Gerekliliği)
  • “İçimde neler olduğunu anlamasını sağlayamam hiç kimsenin.ben kendime bile anlatamıyorum bunu “ (Franz Kafka)
  • Onsuz edilemeyen bir şeydir şiir- ama neden onsuz edilemez bir bilsem. (Sanatın Gerekliliği)
  • “Ben sevgiye adadım benliğimi, nefrete değil…” (Sanatın Gerekliliği)
  • Olmamasına razıyım. Oluyormuş gibi olmasın yeter…. (Franz Kafka)
  • Yeryüzünün sınırları var, ama insanların budalalığı uçsuz bucaksız. (Sanatın Gerekliliği)
  • “Yaşamımız diyorum bulanık bir su gibi.” (Franz Kafka)
  • Değer vaktinde bilinmeli. (Franz Kafka)
  • Çalıştıkça parçalanır insan. Bütünle olan bağları kopar; bir vasıta, büyük bir makinenin ufak bir parçası olur. (Sanatın Gerekliliği)
  • “Yazdıklarımı sildiğim olmuştur ama sildiklerimi yeniden hiç yazmadım.” (Franz Kafka)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri