Eğitim

Genlerimizden İbaret Değiliz – Steven Rose Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Genlerimizden İbaret Değiliz – Steven Rose Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Genlerimizden İbaret Değiliz kimin eseri? Genlerimizden İbaret Değiliz kitabının yazarı kimdir? Genlerimizden İbaret Değiliz konusu ve anafikri nedir? Genlerimizden İbaret Değiliz kitabı ne konu alıyor? Genlerimizden İbaret Değiliz PDF indirme linki var mı? Genlerimizden İbaret Değiliz kitabının yazarı Steven Rose kimdir? İşte Genlerimizden İbaret Değiliz kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

Kitap Künyesi

Yazar: Steven Rose

Yazar: R. C. Lewontin

Yazar: Leon j. Kamin

Çevirmen: Kolektif

Yayın Evi: Yordam Kitap

İSBN: 9786051722962

Sayfa Sayısı: 384


Genlerimizden İbaret Değiliz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Biyoloji, psikoloji ve cemiyet bilimlerinin kesişim noktasında çığır açan bir yapıt.

İlk baskısını 1984 senesinde icra eden ve büyük tartışmalar yaratarak alanında bir klasik haline gelen Genlerimizden İbaret Değiliz, uzun seneler süresince tartışılmazlık mertebesine erişmiş olan bir bilim dalını, biyolojiyi mevzu ediniyor ve biyolojik determinizmin bilimsel, toplumsal, politik kökenlerini çözümleme ediyor.

“Sınıf, ırk veya toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler, genetik kalıtımın sonuçlarıdır” savını ortaya atan biyolojik determinizm, derhal arkasından fena haberi verir: Bu mevzuda meydana getirecek bir şey yok! O şekilde ya, biyolojiyi değiştiremiyorsan biyoloji kaynaklı şeyleri de değiştiremezsin. Gerçekten öyleki mi peki? İşte yazarlar bu probleminin yanıtını arıyor. Evrimsel biyolog ve genetikçi Richard C. Lewontin, biyoloji ve nörobiyoloji profesörü Steven Rose ve psikolog Leon J. Kamin’in bu klasikleşmiş eseri, biyoloji ile ideoloji arasındaki ilişkiye daha ilkin bakmadığınız bir pencereden bakmanızı istiyor.

“Bilim, burjuva toplumunun nihai meşruiyet sağlayıcısıdır. Biyolojik determinizm sınıflar arasındaki mücadelede kullanılacak silah ise, o zaman üniversiteler silah fabrikasıdır.”

Yayımlandığı günden itibaren tartışmalar yaratmış, Stephen Jay Gould, Richard Dawkins, Edward Osborne Wilson şeklinde yazarların hakkında eleştiri ve değerlendirmeler yazıya döktüğü Genlerimizden İbaret Değiliz şimdi Türkçede!


Genlerimizden İbaret Değiliz Alıntıları – Sözleri

  • Bu inanç açısından fena haber ise, eğitimde son seksen yıl­ da yaşanmış olan çok büyük eşitliğin aynı oranda bir toplumsal eşit­likle sonuçlanmamış olmasıdır. 1900 senesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde 17 yaşındaki nüfusun yalnızca yüzde 6,3’ü lise mezunuyken, günümüzde bu oran yüzde 75’e çıkmış fakat ser­vet ve toplumsal iktidar dağılımındaki eşitsizlik süregelmiştir. Aslında kültürel indirgemecilik, halk eğitiminin bu sınıfsal ya­pıyı ortadan kaldırmadaki büyük başarısızlığı sebebiyle doğru­ dan eleştiriye uğramaktadır. Arthur Jensen’ın 1969′ da Harvard Educational Review’da IQ üstüne yazdığı ve biyolojik determi­nizmin tekrardan yükselişinin işareti olan yazının anafikrini açılış cümlesi ortaya koyar: “Yardımcı eğitimler denenmiş ve başarısız olmuştur.” Yardımcı eğitimlerin denenip denenme­diği, başarısız olup olmadığı bir yana, şunu söyleyebiliriz: Batı dünyasında hepimiz Kant’ın Arı Usun Eleştirisi yapıtını okuyup anlayabilseydi, buna bağlı olarak işsizlerin sayısı azalmayacak, bir tek işi olmayan kalmış olan bu insanoğlu daha eğitimli olacaktı.
  • Aslında, bugün “iyelik” dediğimiz şahıs ile mal içinde kurulan ilişki, Avrupa’da bir tek birkaç yüzyıllık geçmişi olan hukuki bir kurgu ve insanoğlu arasındaki toplumsal ilişkileri maskelemeye yarıyor.
  • Yaşadığımız toplumun yapısı, biyolojimizi ve davranışlarımızı büyük oranda etkisinde bırakır. Acı, hastalık ve ölüm hiçbir süre son bulmayacaktır fakat daha adil ve sıhhatli bir toplumda biyolojimiz de her şeye karşın değişik ve daha sıhhatli olacaktır.
  • “(…) bugün bir çok bilimin toplumsal işlevinin; egemen sınıfın, toplumsal cinsiyetin ve ırkın çıkarlarını korumaya çalışmak ve daha adil bir cemiyet yaratılmasını engellemek olduğuna da inanıyoruz.”
  • Tüm testler – en o kadar da sözsüz olanlar -, kontrol edilen kişinin; içeriksiz, bağlamsız zihin egzersizleriyle, bir otoritenin nezaretinde ve her türlü testin değişmezi olan örtük ödül vaadi ya da ceza tehdidi altında uzun süreler harcama becerisini edinmiş olup olmamasına bağlı.
  • İnsanın koşulların ve yetiştirilme tarzının ürünü olduğu, dolayısıyla değişik koşulların ve değişen yetiştirilme tarzının insanı değiştirebileceği şeklindeki maddeci öğreti, koşulları değiştirenin insan bulunduğunu ve eğitenin de eğitime ihtiyacı bulunduğunu unutuyor.
  • “Yeni Sağ ideolojisi, salt muhafazakarlık anlayışının ötesine geçmiş ve bireylerin karşılıklı yükümlülüklere haiz olduğu
    organik cemiyet anlayışından uzaklaşmıştır. Devlet gücünün artması ve otoritenin azalması karşısındaki serzenişlerinin -hatta Milton Friedman’ın monetarizminin bile- altında, ferdin topluluk karşısında önceliğine vurgu icra eden felsefi bir bireycilik geleneği yatar. Bu felsefede, mesela kısa vadeli karı en üst seviyeye çıkarmak için ormanların yok edilmesi şeklinde, fert haklarının cemiyet hakları karşısında mutlak bir önceliğe haiz bulunduğunu korumak için çaba sarfeden etik bir yönün yanında, toplumun kendisini oluşturan bireylerin toplamından ibaret bulunduğunu ileri devam eden ontolojik bir yön de vardı.”
  • “Biyolojik determinizm (biyolojizm), sanayileşmiş çağıl paracı toplumlarda rastlanan statü, zenginlik ve güç eşitsizliklerinin açıklanmasında ve insan davranışlarının “temel özellikleri”ni toplumların organik nitelikleri olarak tanımlamada etkin bir yol olmuştur. Toplumsal reçetesini birebir doğadan alan Yeni Sağ, bu görüşe bir siyasal meşrulaştırma aracı olarak sıkı sıkıya bağlanmıştır şu sebeple eşitsizliklerin belirleyicisi biyolojiyse, o halde bunlar kaçınılmaz ve değişmezdir.”
  • “İnsan, bazı an, kaderinin efendisidir:
    Suç, sevgili Brütüs, yıldızlarda değil,
    Suç bizdedir; kul olduğumuz için…”
  • Kişinin davranışını, ruh halini değiştirebilen ilaç kullanım süresi ve şekli, çoğunlukla toplumsal bağlamla ilişkilidir. Aslında, bir tek verilen ilacın duygu durumunu değiştireceğini, depresyonu ve acıyı azaltacağını söylemek bile birçok vakada hastanın iyiye gittiğini söylemesine yol açmaktadır.
  • “Avrupa ve Kuzey Amerika, 1960’lı yıllarla 1970’lerin başlangıcında bir kısmı hakkaten de devrimci kalite taşıyan yeni hareketlere sahne olmuştu: Meritokrasi yanlısı yönetici seçkinlere karşı işçilerin, Beyaz ırkçılığına karşı Siyahların, ataerkil düzene karşı bayanların, eğitimdeki otoriterliğe karşı öğrencilerin ve toplumsal yardım bürokratlarına karşı bu hizmetten yararlananların tepkileri sözkonusuydu.”
  • Statükocu savunmanın ilk şekli daima ideolojik olmuştur; insanoğlu, ne kadar eşitsizlik barındırırsa barındırsın, mevcut toplumsal düzenin kaçınılmaz ve doğru olduğuna inandıklarında onu asla sorgulamazlar.
  • Toplumsal reçetesini birebir doğadan alan yeni sağ, bu görüşe bit siyasal meşrulaştırma aracı olarak sıkı sıkıya bağlanmıştır şu sebeple eşitsizliklerin belirleyicisi biyolojiyse, o halde bunlar kaçınılmaz ve değişmezdir.
  • “Aileyi, ekonomik açıdan kendine yeten bir birim olmaktan çıkardık ve yerine devleti koyduk.”
  • Çocukluk periyodu IQ testi sonucu en yüksek yüzde 10 içinde yer edinen birinin gelir sıralamasında ilk yüzde 10’a yerleşme ihtimali, IQ testi sonucu en düşük yüzde 10 içinde olan çocuktan elli kat fazladır. Ama aslolan sual bu değil. Asıl sorulması ihtiyaç duyulan şudur: Yüksek IQ’lu bir çocuğun gelir sıralamasında ilk yüzde 10’a yerleşmesi, tüm öteki şartlar eşit olduğunda ne kadar mümkündür?


Genlerimizden İbaret Değiliz İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Ideolojilerin, inançların insani hem bedenen hem ruhen hem de zihnen nesnelestirip kendi iktidarlaiklarini sağlamak ya da oluşturmak için istedikleri forma sokmasi mevzusunda data sahibi olan okuyucu için okunması uğraşmalı ve uzun uzadıya anlatimlardan(Okurken hem aklima yüksek lisans tezleri geldi onlar da kimi zaman oldukça gereksiz kuramsal bilgilerle doldurulurken tezin konusu bir ihtimal 1 sayfa hatta bir paragrafa sigdiriliyor) oluşuyor aslına bakarsan 1984 senesinde ilk kez basilmis ve ortalama 34 yıl sonrasında Türkçe ye çevrilmiş . Ama mevzuya vakıf olmayanlar için kitap tanıtımında da bahsedilmiş olduğu şeklinde ezber bozucu.
Bu arada bu fikri Biyopilitika:bedenlerin kontrolü ve nüfusun her anlamda denetim altına alınıp iktidarın enerjisini korumak ve yaşatmak amacıyla hizmet eden bir meta ya da nesne bulunduğunu Focuoult yazmış. Ama Byung Chul Han ise Psikopolitika tezi ile artık iktidarların yönetmek için Biyoloji den daha cok Psikoloji ile ilgilendiklerini de yazıyor. (Mehmet Emin Çiçek)

Ah şu aptal insanoğlu…: Fransız ihtilalinin sonrasındaki yıllarda artan milliyetçiliğin etkisiyle oluşan Sağ determinizimin etkisiyle, insanoğlu olmayan meziyetlerini bazı doğuştan gelen şeylere bağlayarak bunlara “Üstünlük” atfetmişler. Maalesef bu sefer işler değişmiş ve eski çağlarda olduğu şeklinde din adamlarını referans almak yerine düzmece bilim adamlarını, düzmece tezleri referans almışlar. Burada kabahat bilimde değildir burada kabahat aptal kişilerdedir. IQ testinin ilk amacı ayrımcılıktır. İnsanları düzmece salakça şeylerle etiketleyerek bazı zekasal faaliyetleri ırklara indirmişlerdir. Ailesinin IQ seviyesi 86 olan iki evladı doğduktan sonrasında başka bir çevreye, aileye verildiğinde evlatların IQ neticeleri 117 çıkmaktadır doğrusu genler bizlere sınırlama getiremez, genler egoist, hırsız, aptal değildirler. Bunlar bir tek insan organizmasına ilişik olan şeylerdir. Sağlıcakla bilimle kalınca… (artiste explorateur)


Genlerimizden İbaret Değiliz PDF indirme linki var mı?


Steven Rose – Genlerimizden İbaret Değiliz kitabı için internette en oldukça meydana getirilen aramalardan birisi de Genlerimizden İbaret Değiliz PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan bir çok kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Steven Rose Kimdir?


Steven Rose Kitapları – Eserleri

  • Genlerimizden İbaret Değiliz
  • Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?
  • 21. Yüzyılda Beyin
  • Akıl Kutusu


Steven Rose Alıntıları – Sözleri

  • “Yeni Sağ ideolojisi, salt muhafazakarlık anlayışının ötesine geçmiş ve bireylerin karşılıklı yükümlülüklere haiz olduğu
    organik cemiyet anlayışından uzaklaşmıştır. Devlet gücünün artması ve otoritenin azalması karşısındaki serzenişlerinin -hatta Milton Friedman’ın monetarizminin bile- altında, ferdin topluluk karşısında önceliğine vurgu icra eden felsefi bir bireycilik geleneği yatar. Bu felsefede, mesela kısa vadeli karı en üst seviyeye çıkarmak için ormanların yok edilmesi şeklinde, fert haklarının cemiyet hakları karşısında mutlak bir önceliğe haiz bulunduğunu korumak için çaba sarfeden etik bir yönün yanında, toplumun kendisini oluşturan bireylerin toplamından ibaret bulunduğunu ileri devam eden ontolojik bir yön de vardı.” (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Sinapsların 20. yüzyılın başlarında nörofizyolog Charles Sherrington tarafınca bulunuşu ve adlandırılışından sonrasında bile uzun seneler süresince , beyindeki sinyal iletiminin de başlıca elektriksel yolla gerçekleştirildiği düşünülmüştü. (21. Yüzyılda Beyin)
  • 21.yüzyıldaki nörobilimcilere bakılırsa zihinsel aktivite beynin işlemlerine indirgenebilir; bu, insan beynindeki nöronlar tarafınca oluşturulan katrilyonlarca bağlantı içinde gerçekleşen devamlı dalgalanan nöro-iletici akışıdır. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • “Biyolojik determinizm (biyolojizm), sanayileşmiş çağıl paracı toplumlarda rastlanan statü, zenginlik ve güç eşitsizliklerinin açıklanmasında ve insan davranışlarının “temel özellikleri”ni toplumların organik nitelikleri olarak tanımlamada etkin bir yol olmuştur. Toplumsal reçetesini birebir doğadan alan Yeni Sağ, bu görüşe bir siyasal meşrulaştırma aracı olarak sıkı sıkıya bağlanmıştır şu sebeple eşitsizliklerin belirleyicisi biyolojiyse, o halde bunlar kaçınılmaz ve değişmezdir.” (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Doğduğunuzda beyniniz oluşumunu neredeyse tamamlamıştır; vücutlarının öteki kısımlarıyla kıyaslandığında bebeklerin kafalarının o denli büyük olmasının sebebi de budur. (Akıl Kutusu)
  • Psikofarmakaloglar ve birçok biyolojik psikiyatr tarafınca neşeyle göz ardı edilmesine karşın günümüzde halen mevcut olan temel kuramsal ve ergonomik sorun, DSM’nin hastanın dinlenilip gözlemlenmesine dayanan , doğrusu özünde fenomenolojik olan sınıflandırmalarını varsayılan nöro-kimyasal nedenlere bağlamaktı. Ne var ki, DSM’nin teşhislerine uyan nöro-kimyasal belirteçler o gün de yoktu, bugün de yok.
    DSM: Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • Tüm testler – en o kadar da sözsüz olanlar -, kontrol edilen kişinin; içeriksiz, bağlamsız zihin egzersizleriyle, bir otoritenin nezaretinde ve her türlü testin değişmezi olan örtük ödül vaadi ya da ceza tehdidi altında uzun süreler harcama becerisini edinmiş olup olmamasına bağlı. (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Bir zamanlar nörobilimciler tarafınca beynin hareket ve tecrübeye cevap olarak kendini değişiklik yapmak kapasitesini tamamlamak için kullanılan teknik bir terim olan ‘esneklik’ [plastisite], ‘nöro-ümit’un mottosu haline geldi. Kişisel gelişim kitapları ve gençler ile onların stres altındaki ailelerine tavsiye edilen tavsiyeler tarafınca kucaklanmış esneklik, beynin içine gerçek anlamda gömülmüş bir umuttur. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • 1990’larda “mutluluk ilacı” olarak tanıtılan ve kullanılan “iyiden daha iyi… daha oldukça kendileri şeklinde icra eden” Prozac aylık 650.000 paket ilaç yazımıyla dünyanın en popüler antidepresanı konumuna terfi etti. İlacın yan etkilerine -ki bunlara sertlik ve intihar bile dahildi- karşın Lilly yılda 350 milyon dolar kazanıyordu. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • Aslında beyninizin yapmış olduğu işlerin çoğunda düşünmenize gerek kalmamıştır; şu sebeple bunların büyük bir kısmı otomatikman yapılmaktadır. (Akıl Kutusu)
  • “…belirli bir kültüre özgü incelikli farklılıklar gösteren gülümseyişler” (21. Yüzyılda Beyin)
  • 1969-1982 yılları aralığında ABD’de en oldukça satan ilaç olan “diazepam”ın zirve noktası 2.8 milyon tablet ile 1978 yılıydı. “Annelerin ufak yardımcıları” olarak adlandırılıp menopozdaki bayanlar için ideal bir ilaç diye reçete edilen şiddetle hem doktorlara hem de ABD’de halka arz edildi. İlacın aşırı kullanımıysa yaygın şekilde bağımlılık problemlerine niçin oldu. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • Nörobilimci için esneklik(plastisite), ne sınırları olmayan ne de beyni tekrardan inşa etme kapasitesinde kesinlikle pozitif tesir yaratacak bir süreçtir; bunun yerine, tüm canlı organizmaların yaşam döngüsü süresince kendi çevreleriyle etkileşim kurmalarını elde eden varlıklı ve çeşitli dinamik süreçlerin bir parçasıdır. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • “İnsan, bazı an, kaderinin efendisidir:
    Suç, sevgili Brütüs, yıldızlarda değil,
    Suç bizdedir; kul olduğumuz için…” (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Hevesli nörobilimciler ve psikologlar; casus olduğundan şüphelenilenler, hatta CIA’nın kendi ajanları üstünde gizlice uygulanan LSD’nin potansiyelini keşfetmek amacıyla görevlendirilmişti. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • “(…) bugün bir çok bilimin toplumsal işlevinin; egemen sınıfın, toplumsal cinsiyetin ve ırkın çıkarlarını korumaya çalışmak ve daha adil bir cemiyet yaratılmasını engellemek olduğuna da inanıyoruz.” (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Kişinin davranışını, ruh halini değiştirebilen ilaç kullanım süresi ve şekli, çoğunlukla toplumsal bağlamla ilişkilidir. Aslında, bir tek verilen ilacın duygu durumunu değiştireceğini, depresyonu ve acıyı azaltacağını söylemek bile birçok vakada hastanın iyiye gittiğini söylemesine yol açmaktadır. (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Nörobilim yoğun pazarlanmış ekonominin ayrılmaz bir parçası olan eşitsizliği ve yoksulluğu hafifletemez, her ne kadar iyi niyetli savunucuları olsa da. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)
  • Aslında, bugün “iyelik” dediğimiz şahıs ile mal içinde kurulan ilişki, Avrupa’da bir tek birkaç yüzyıllık geçmişi olan hukuki bir kurgu ve insanoğlu arasındaki toplumsal ilişkileri maskelemeye yarıyor. (Genlerimizden İbaret Değiliz)
  • Beyin gelişme oranları, sinaps sayıları, kırılgan periyodlar ve kortizol düzeyleri ile alakalı velveleci iddialar en uygun koşullar altında bile hâlâ oldukça uzaktaki bir köprüdür ve en kötüsü de bunlar dayanaklarını ideolojik olarak yapılandırılmış, fena yada aşırı yorumlanmış bilimden almaktadır. (Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle



[

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
düşmeyen takipçi satın al tiktok takipçi satın al Instagram takipçi hilesi instagram yabancı takipçi satın al takipçi satın al
viagra meritking meritroyalbet bahsine giriş madridbet yeni giriş paralı tombala siteleri